Sevgili Ayla Hanım, çok zor durumdayım ve ne yapacağımı bilemiyorum. Başıma gelenleri kimselere anlatamıyorum. Ne ablama ne de en yakın arkadaşıma bir şey söylemedim. Üç çocuğum var, birini daha yeni doğurdum. Ama beş aylık doğum yapmış iken kocamın beni aldattığını öğrendim. Şüpheleneceğim çok fazla şeyler oldu ama ben geç uyandım. Mesela bana çok pahalı takılar alıyordu. Maaşına zam yapıldığını söylüyordu. Sonra, eve girdik. Bahçeli bir eve. Şimdi taşınacağız. Ben başta çok korktum, nasıl öderiz, sonuçta özel sektördedir. Ben de artık çalışmıyorum. Neyse, eşim, beni ikna etti. Şirketin en önemli kişisi imiş. Bu nedenle maaşı çokmuş dedi ve ben inandım. Ama çok çalışıyordu ve geç saatlere eve geliyordu. Üçüncü çocuğumuzu dünyaya getirdiğimde bana araba aldı. Taksitle almış ama ben çok tedirgin oldum. Hem bahçeli ev hem de araba, nasıl kalkarız altından diye uykularım kaçtı.
Bir şekilde, hayatımız iyiye gidiyordu ve ben kocamdan bir çok armağan alıyordum. Üç çocuğumuz var ve iki çocuğumuzu özel okula yazdırdı. Ben karşı çıktım, yapma etme, bize göre değil dedim ama artık alışmamı söyledi, eskisi gibi sıkıntı yaşamayacakmışız.
Ama ben, bunları sorgulamaya devam ettim. "Üzümünü ye bağını sorma" dedi. Ama ben sordum. Sordukça sinirlendi. Neyse uzatmayayım. Ben bir kere şüphelendim ya, sessiz kaldım ve onu takibe başladım. Ne yapıyor, nereye gidiyor falan. Bir şey bulamadım. Telefonu, bilgisayarı şifrelidir. Şifrelerini çok sık değiştirir ve bilgisayarına dokunulsa bile anlar. Yani anlayacağınız ailemde, kocamdan kaynaklanan tuhaf bir şeyler var, eminim ama anlayamadım. Sonra birden, eve erken gelmeye başladı. Çok mutlu olduk, tabi. Çocuklar yüzünü göremiyordu. Sonra, patronun ailesini de alarak yurt dışında …. tatile gittiğini söyledi. Şirket ona emanet imiş. Gerçekten de eve erken geliyordu ama çalışma odasında saatlerce çalışıyordu. Arada yanımıza geliyor, bizi öpüp sevip odasına geri dönüyordu. Benimle de çok yakından ilgileniyor, beni çok özlediğini söylüyordu.
Ayla Hanım, ben akıllı, okumuş bir kadınım. Aile değerlerime, çocuklarıma, eşime düşkünüm. Ciddi bir kariyeri bırakıp kendimi çocuklarıma adadım. Yani aptal biri değilim. Ben bir şeyler olduğunu daha gebeliğimde fark ettim. Ama kocamın eve erken gelip, kendini çalışma odasına kapatması ve bize olan aşırı düşkünlüğü çok şüphelenmeme neden oldu. Dedim ki ben bu adamın ne yaptığını çözeceğim. Çünkü ortada net göremediğim bir şeyler var. Biz en ekonomik şekilde yaşamayı doğru bulurduk ve bir anda villamız oldu bana üç çocuğu güvenle taşıyacağım pahalı bir araba aldı. Çocuk doktorlarımızı değiştirmemizi istedi. En pahalı doktoru seçti. Yani anlayacağınız çok da akıllı olmaya gerek yok, bu değirmenin suyu nereden geliyor diye, bakmak için.
Elimde bir kanıt yok. Stresten bittim, tükendim. Anlatamam. Bir şey var ama Agatha Christie gelse belki o bile zorlanacak. Ben de sessiz durdum. Sanki her şey yolunda gibi. Bir de patronlar tatilde ya, annem veya annesini çağırıyoruz, lüks otellere gidiyoruz beraber. Bana diyor ki, "canım çok yoruldun, bu senin hakkın." O böyle dedikçe ben daha çok işkillendim ama çaktırmadım. Neyse Ayla Hanım, ben de boş durmadım. Patronu ailesi ile pahalı bir tatilde ve kocam işte iken, çalışma odasına daldım. Her gün, araştırdım. İlginç gelecek size ama benim hiç okumadığım teknik kitapları var. Konusun yazmayacağım. Ben bu kitapların arasında incecik bir telefon buldum. Eşimin elinde hiç görmediğim, pahalı bir marka telefon. Sonra telefonu açamadım ama bir şekilde açacağımı bilerek, kendime kuvvet verdim. Dedim ki ben bu işi çözeceğim. Ben kocama çok iyi davrandım. Çok güven verdim. Zaten çok seviyorum kocamı. Dedim ki, "sen bize bu kadar iyi bir hayat sunuyorsun, kim bilir, neler yaşıyorsun" dedim. Gözleri doldu ve "sorma" dedi. Ben de sormadım ama içimden her şeyi tekrar düşündüm. Yani ben anladım ama kanıt yok. Kocam bir şeylere bulaşmış, ama ne?
İşte böyle Ayla Hanım. Bir kadın, dürüst olabilir, kocasını çok seviyor olabilir ama değirmenin suyunun ahlaki bir yerden gelmediğini anlayabilir.
Ben dürüst biriyim. Doğrucu derler bana. Ama bu defa hiçbir şekilde dürüst davranmadım ve kocamın karşısına çıktım. Dedim ki, "her şeyi öğrendim." Ağlamadım, bağırmadım. Sadece ona acıyarak baktım. Dedim ki, "neden yaptın?" ve sustum. O da önce sustu ve sonra konuştu. Oysaki ben hiç bir şey bilmiyordum. Mesela, patronunun karısı ile bir ilişkisi olduğunu birinden duysam inanmazdım. Ama benim saf kocam her şeyi anlattı. Kadın 40 yaş üstü. Benim kocam daha … yaşında. Aklım almaz vallahi. Ama durum budur. Kadın ve kocam iki yıldır beraberlermiş. Kocam bana fakirlikten kurtulmak için bu yolu seçtiği söyledi. Bizim bol para dışında her şeyimiz vardı. İçimden "o zaman sen bir fahişesin" demek geçti demedim. Yani Ayla Hanım, ben bu gerçekleri,sadece kocamı yumuşatarak öğrendim. Kendi ağzından. Saf kocam her şeyi anlattı. Bizim için yapmış ve saire.
Şimdi neden size yazıyorum, onu yazayım. Ben eşimi, ailemi seviyorum. Biz birlikte olmak için çok büyük mücadele verdik. Ama sonuç budur. Sevdiğim adam zengin bir kadının metresidir. Kadın kocasını boynuzladığı için herhangi bir vicdan hesabı yapmıyor. Bizim lüks yaşamımızı da o ayarlıyor, belli ki. Yani kadın, kocamı metres tutmuş. Bu nedenle kimselere açıklayamadım. Çözüm nedir diye düşünmekten korktum. İçimden bir ses, bu durumdan kaçmamı, çocuklarımı alıp kurtulmam söyler. Bu ne kadar doğrudur? Size bunun için ihtiyacım vardır. Yerin kulağı var derler ama bu ikisi ilişkilerini 2 yıldır devam ettirirlermiş. Kadın benden 16 yaş büyüktür. Yani kocam diyor ki, bunu bir çeşit mesai olarak düşüneyim. Ama bunu yapamam. Çekip gitmek isterim. Ne yapayım Ayla Hanım? Bugün boşansam, herkes beni suçlayacak. Kocamı, yaşı geçkin bir zenginle paylaşmak zorunda mıyım?
Rumuz: YENİLDİM (Değiştirilerek aktarılmıştır. AK)
Bu kadar akıllı, duyarlı bir genç kadın asla yenilmez.
Mesele, kurtuluş planına kocanı dahil edip etmeyeceğin ile ilgilidir.
Seni ve ailesini seviyor ama çok yanlış bir yola düşmüş. İnsanlık onurunun kabul etmeyeceği bir yola.
Onu yalnız mı bırakmalısın yoksa onunla birlikte bu utanç verici durumdan kurtulmalı mısın? Bence esas karar vermen gereken konu bu.
Neden mi? Senin gibi onurlu kadınları villa ile, lüks araba ile ikna etmek zordur. Bazı kadınlar için maddi zenginliğin hiçbir önemi yoktur, ne mutlu ki!
Var oluşsal değerlerinin önünde saygı ile eğiliyorum ve sana bu konuyu eşinle konuşup halletmeni öneriyorum. Zengin olmak için her yol mubah değildir. İnsanlık onuru diye bir şey vardır. Dürüst ve az kazanarak doğru yaşamak; çok üstün bir değerdir. Bu nedenle senin yanındayım ve alacağın kararlarda, her zaman yazabilirsin.
Umarım eşin bu kirli durumdan kurtulmak için sana güvenir. Villa imiş, lüks araba imiş….hiç birini sıkıca sarmalayıp huzurlu bir uykuya dalamazsın.