Siz sorun Ayla Kahraman yanıtlasın 22

ÖLÜMÜ HİÇ BÖYLE DÜŞÜNEMİŞTİM

Abone Ol

      Ölümü hiç böyle düşünmemiştim.  Bir an. Kısacık bir an ve ben ölmüş bulundum.

      Oysa o kadar coşkuluydum ki. Yüreğim sevinç doluydu. İçimde önlenemez bir kıpırtı vardı. Ayşe ile buluşacaktık. Aslında daha önce de buluşmuştuk ama yalnız başımıza değil. Ali, Seher, Hasan ve Aytül de vardı. Haftada birkaç defa okuldan sonra, adı 18 olan kafede toplanırdık. 17 yaşındaydık ve adı 18 olan bir yerde buluşmak çok hoşumuza giderdi. Bu bizim baş başa ilk buluşmamız olacaktı.

      Ali, Hasan, Aytül ve ben aynı mahallede otururduk ve ilkokuldan beri hiç ayrılmamıştık. Ali, Aytül’e ilgi duyardı. On yaşından beri. Seher, köyden gidip gelirdi. Ayşe ise, okula o yıl gelmişti.

      Hepimiz on yedi yaşındaydık. Aynı sınıftaydık. Ben görür görmez, Ayşe’ye âşık olmuştum. Koyu sarı, upuzun saçları vardı ve onları siyah bir bantla gelişigüzel toplayarak arkasına atardı. Bazen saçlarının ucuyla oynardı. İçin için bir şeyler düşündüğünü tahmin ederdim.

      Ayrılmaz altılı derlerdi bize. Ama hiç renk vermedik diğer arkadaşlara. “Kanka” derdik birbirimize. Böylece, kızları koruduğumuzu düşünürdük. Ben Ayşe’ye aşıktım. Ali Aytül’e. Hasan inatla Seher ile sadece arkadaş olduklarını söylerdi ama başka bir kıza baktığını hiç görmedim.

      Ali çok şanslıydı çünkü, Aytül ile aynı mahallede oturuyorlardı. Zaman önemli değildi. Onları kimse ayıramazdı.

      Ama ben o kadar şanslı değildim. Ayşe, babasının görevinden dolayı bizim şehre gelmişti ve babası asker olduğu için birkaç yıl içinde kim bilir nereye tayin olup giderlerdi. Yani zaman geçirmeden Ayşe’yi kendime bağlamalıydım.

       İşte bu tip bir şeyler düşünürken, bir anda ne olduysa oldu ve ben ölüverdim. Gazetelerde "trafik terörü, bir can aldı" diye manşetler hatırlarım. Anam, babam, ablam perişan. Evin içinde neden bu kadar kalabalık var ki? Herkes ağlıyor nedense.  Sıkıldım bu kalabalıktan. Annem ayılıp bayılıyor, babam omuzlar düşmüş ve suskun. Ablam şaşkın. Ben Ayşe ile ilk yalnız buluşmamızı kaçırdığımın derdindeyim.

      Tamam, öldüm. Gazeteler yalan söylemez ya. Ama Ayşe nerede?

      Şimdi bu olanlar bana tuhaf geliyor aslında. Yok ölüm değil, olanlar tuhaf. Beni soğuk bir odaya yerleştirdiler, üzerimi de örttüler. Gözlerimi kapattılar ama ben görüyorum. Ne kadar da tuhaf. Ayşe'lerin evindeyim bir anda. Aklımda sadece o var. Zamanımız dar, biliyordum ama bu kadar az zamanımız olduğunu hiç düşünmemiştim doğrusu.

      Ayşe sofrada. Annesi, biber dolması pişirmiş, yanında yoğurt da var. Ben sevmem. Ama Ayşe çok sever, bilirim. Ağzına tam bir lokma götürecek, eliyle ağzını kapatıyor, kusacakmış gibi. Gözleri yaşlı ve öfkeli. "bugün en değerli arkadaşım öldü" diyor çığlığa karışmış bir sesle. "Ve anne sen en sevdiğim yemeği mi yaptın?"

      Annesi babası şaşkın. Teselli etmeye çalışıyorlar sanırım. Biri bir yanında, diğeri öte yanda. "Kader" diyor babası Ahmet Albay. Annesi suskun. Gözü yaşlı. "Allah bize bağışladı ya seni" diyor, kazanın her anına şahit olan kızına. "Daha ne isterim ben?"

      "Anne" diyor Ayşe, "bana koşarken çarptı o araba, Umut'a."

      "Kader kızım" diyor, baba. "Ya sen ona koşsaydın, ya sen kavuşsaydın hakkın rahmetine?"

       Vay be! Bu kadar mı yani?  

      Dönüyorum, hastanedeki soğuk morg odasına ve bu defa ben örtüyorum suratımı o beyaz çarşaf ile.

      Hep böyle kalsam diye düşünürken,  kazılmış toprağa yerleştirilirken buluyorum kendimi. Annem babam ayakta duramazken, yanlarında akraba iki doktor var. Kız kardeşim şaşkın görünüyor. Gözlerim Ayşe'yi arıyor.

      O suskun, başı öne eğik. Seher ve Aytül yanında. İkisinin arasına sıkışmış, ufacık kalmış. Hasan ve Ali kızların etrafında.  "Hey" diyorum, "Ayşe, ben iyiyim. Unutma beni" derken, yaşamın özü olduğunu anladığım toprak örtmeye başlıyor üzerimi.

      Bir son bu. Tam 17 yıllık ve aklımda ne anam, ne babam ne kız kardeşim var. Sadece Ayşe ve yaşama olasılığımız olan güzellikler var.

      Toprak üzerimi örttükçe, gökyüzünün mavi aralığı daralıyor. Anlıyorum, bu bir veda. Gökyüzüne, Ayşe'ye, aileme, sevdiğim herkese ve her şeye.

      Ah be hayat, ne kadar pintisin be! Az daha eli açık olsaydın ya!
 

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }