Ayla Hanım, ben şu anda ikinci çocuğumu dünyaya getirdiğim için, çalışma hayatımdan bir süreliğine kendi isteğim ile uzaklaşmış biriyim. Mesleğim, oldukça zor elde edilen, gelir düzeyi yüksek ve saygın bir meslektir. Birinci çocuğumda ihtisasım bitmemişti ve annem hayattaydı. Bu nedenle, çocuğuma annem bakarken ben yurt dışında eğitimimi tamamladım. Eşim yanımda değildi, işlerini geliştiriyordu, zor bir süreçti ama atlattık. Ardından, memlekete döndüm ve annemi kaybettim. Çocuğum iki yaşındaydı. Zor günlerdi. Hem annemin acısı, hem de işe girme çabalarım beni çok negatif etkiledi. Eşimin işleri büyürken, fazla maddi sıkıntı çekmedik. Ama annemin yokluğu, yoğun iş hayatım dışarıdan destek alarak ilk çocuğumu büyütmeme neden oldu.
Bu zor anlarımda, ikinci çocuğumu kendim büyüteceğime dair, kendime söz verdim. Eşim de o zamanlar, "tamam" dedi. Meslek hayatım tam yoluna girmişken, ben gebe kaldım. Annemin ölümünün ikinci yılında, ikinci çocuğumu dünyaya getirdim ve eşime bana verdiği sözü hatırlattım. Eşim kabul etti ve işten ayrıldım. Bebeğimiz, henüz çok küçük. İki çocuğuma da kendim bakıyorum. Yorgunum ama memnunum. Büyük çocuğum, okul öncesi eğitime başladı. Benim de niyetim, ikinci bebeğimi okul öncesi çağına kadar kendim büyütmek. Ben bu planı, eşime danışarak yaptım. Ama nedense, bebeğim daha meme emiyor ve eşim işe başlamamı bekler gibi davranmaya başladı. Bana açıkça laf çarptırıyor: " e nasılmış bedavadan yaşamak?" veya "İste, iste nereye kadar? Hiç mi gururun yok senin?"
Ben eve para getiremediğimden bunları söylüyor. Aptal değilim. Ona inancımı kaybediyorum ve bu benim için çok ciddi bir sorun. Sanırım ben yanlış bir evlilik yaptım.
İstediklerim, çocukların ihtiyaçları, evin giderleri, haftada iki defa gelen yardımcının ücreti. Maaşım bir süredir yok, çalışmıyorum. Ailemden bir ek gelir, kira falan da yok. Ama bu bebeğimi ben büyütmek istiyorum. Bir yıl sonra işe döneceğim zaten. Ama eşimin yaklaşımı kalbimi çok kırıyor ve ister istemez sevilmediğimi düşünmeme neden oluyor. Ben, eşimin benimle kariyerimden dolayı evlendiğini düşünüyorum ve düşündükçe sinirleniyorum, depresif oluyorum. Sonra çocuklarım için kendimi toparlamam gerektiği inancı ile her şey yolundaymış gibi davranıyorum.
Eşime çok kırgınım ve ciddi ciddi, ilişkime son vermeyi düşünüyorum. Ama biri dört buçuk diğeri sekiz aylık iki çocukla ne yaparım, nasıl geçinirim diye sorguladıkça tükeniyorum.
Çok hassas davranıyorum belki. Ama ben, yüksek gelirli işimi, çocuğuma bakmak için bir süreliğine bıraktım. Annemin tek çocuğuydum ve eşimden başka güveneceğim biri yok. Babam da yok. İnanın bunları yazarken ağlıyorum. Hata mı yaptım ben? Yanlış adamla mı evlendim? İkinci çocuğumu büyütmek istemem, paradan daha önemli değil mi?
Size içimi dökmek istedim. Yayınlarsanız, lütfen değiştiriniz.
Rumuz: KAYIP İNANÇ
Değiştirilerek aktarılmıştır.
Sizin yazdıklarınızı okuyup da yüreği sızlamayacak bir insanı, anneyi veya kadını düşünemiyorum. Pek çok erkek de, mesleğinden, annelik görevi için fedakârlık yapan bir genç kadını anlar ve destekler.
Ne yazık, çok genç yaşta, çok fazla yıprandınız. İlk çocuğunuz büyürken, mesleki geleceğiniz için uzaktaydınız, döndünüz, annenizi kaybettiniz. Yeni evliliğinizi dahi yaşayamadınız. Bunlar, kolay şeyler değildir. Ben ikinci çocuğunuz ile ilgili kararınızı çok akılcı buldum ve destekliyorum. Anneliğiniz, kadınlığınız, evliliğiniz, genç yaşınızda yaşadığınız anne kaybı; bu kararınızın etkisi ile iyileşme ve güzelleşme şansı buldu. Elbette para önemlidir ve yokluğu zordur ama paradan daha önemli olanları fark ettiniz siz ve bunun için kariyerinizi ertelemeyi göze aldınız. Kutlarım.
İkinci çocuğunuzun gelmesi ile ilgili zamanlama da bence çok yerinde olmuş. İleriye daha emin adımlarla gidebilmek için yerinde bir mola vermişsiniz. Eşiniz de kabul etmiş. Ne güzel.
Ancak uygulama başladığında işler değişmiş. Eşiniz her nedense, kırıcı davranmaya başlamış. Ortak verilen kararı üzerinize yıktığı gibi, acımasız davranmaya başlamış. Yani, biliyorsunuz, duygusal baskı, aşağılama, incitme…bu durumda, ilişkinizi sorgulamanız kaçınılmazdır. Neden mi? İnsanın en çok güveneceği kişi, hayat arkadaşıdır. Çocuklarının babası, annesidir. Ya da böyle olmalıdır. Sizde bu yıkılmaya başlamış. Eşinizin yaklaşımı, bir deprem daha yaşamanıza neden olmuş.
İşleri mi bozuldu, maddi sıkıntıya veya borca mı düştü, bilmiyorum. Ama bu yaklaşım ilişkinizi sorgulamanıza neden olurken; evliliğinizi ve çocuklarınızın bu aile içinde büyüyüp büyümeyeceği konularına kadar uzanıyor.
Doğrusu, hiçbir insan, eve getirdiği para veya konfor açısından kabul edilmek istemez. Biz birinin eşi isek, eskilerin dediği gibi, "hayat müşterektir" ama bu olduğumuz gibi kabul edilip sevilmemize engel değildir.
Siz çeker gidersiniz, mesleğinize dönersiniz ve üç-beş yıllık bir sıkıntıdan sonra bu kariyer ile çocuklarınıza seçkin bir konfor sunabilirsiniz.
Ama önce bu durumu anlamanız gerek. Bu adam neden böyle davranıyor?
İflas mı etti?
Bilmediğiniz sorunlar mı yaşıyor?
Yoksa siz yapısı "böyle" ve "değişmeyecek" bir adamla mı yaşıyorsunuz?
Bilgi kuvvettir derler. Ancak, bilgi aynı zamanda yol göstericidir.
Acınızı, incinmenizi, yıpranmanızı anlıyorum. Size önerim, öncelikle bu adamın böyle davranmasının ardında yatan nedenleri anlamaya çalışın. Sonra, karar verme sürecinizi gözden geçirin.
Evet bir karar verdiniz, doğru bir karar. Ancak elde edeceğiniz gerçekler, doğrularınızı gözden geçirmenizi gerektirebilir.
Gerçekten, ilişkiyi bitirmeye yönelik bir elde ediş olursa, yaşam dinamiklerinizi ona göre ayarlamanız gerekecek. Düşündüğünüzden daha erken işe dönmek ve etkili yardımcılardan destek almaya devam etmek gibi.
Akılcı bir neden bulamazsanız, sizi zorlu bir süreç bekliyor. Umarım eşiniz, kendi içindeki sorunlardan dolayı böyle davranıyordur ve her şey ortaya döküldüğünde kendini toparlar.
Sevgi, saygı oldukça her türlü zorluğa katlanılır. Ama dediğiniz gibi, mesleğinizden dolayı seçildiyseniz, bunu öğrenmeye hakkınız var. Ayrıca, bir eşin diğerine söylememesi, hissettirmemesi gereken duygu ve düşünceler var. Eşiniz bu hataları neden, nasıl yapıyor? Bunu anlamadan harekete geçmemeniz kanaatindeyim.
Haberlerinizi bekleyeceğim.