Sürdürülebilir Kentleşme için Vergilendirmenin Önemi Nedir?

Abone Ol

Yerel yönetim seçimlerinin gündemde olduğu bugünlerde, kentlerimizin geleceğini yalnızca imar ve altyapı yatırımları üzerinden tartışmak yeterli değildir. Sürdürülebilir kentleşmenin en önemli araçlarından biri de doğru tasarlanmış vergilendirme politikalarıdır.

Geçtiğimiz yıl Kanal T’de “Yerelden Bakış” programında duayen vergi uzmanı Göksel Saydam ile bu konuyu tartışmıştık. Bugün bu tartışmanın yerel yönetimler açısından yeniden gündeme taşınması gerektiğine inanıyorum.

Vergilendirme, öncelikle belediyelere güçlü ve sürdürülebilir bir finansman kaynağı sağlar. Emlak vergileri başta olmak üzere elde edilen gelirler; toplu taşıma, su ve kanalizasyon, uygun fiyatlı konut, yeşil altyapı ve çevre yatırımlarının finansmanında kullanılabilir. Aynı zamanda sosyal hizmetlerin güçlendirilmesine de katkı sağlayabilir.

Ancak verginin işlevi yalnızca gelir toplamak değildir. Vergilendirme, kentlerin nasıl gelişeceğini de belirleyebilir. Gelişmemiş arazilere yönelik daha yüksek vergiler kentsel yayılmayı sınırlarken, yoğun ve karma kullanımlı yapılaşmayı teşvik edebilir. Atıl veya terk edilmiş alanların yeniden geliştirilmesi de doğal alanların korunmasına katkı sağlayabilir. Karbon ve kirlilik vergileri ise çevresel maliyetleri ekonomik kararların içine dahil edebilir.

Elbette bunun için üç temel ilke şarttır: adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik. Düşük gelirli kesimleri orantısız biçimde yük altına sokmayan, kamu denetimine açık ve kent planlamasıyla bütünleşmiş bir vergi sistemi oluşturulmalıdır.

Sonuç olarak mesele daha fazla vergi toplamak değil; vergiyi daha akıllı, adil ve kentlerin geleceğini gözeten bir politika aracına dönüştürmektir. Bunun için merkezi ve yerel yönetimlerin güçlü bir vizyona ihtiyacı vardır.

Bir sonraki yazımızda sürdürülebilir kentleşme için uygulanabilecek spesifik vergileri ele alacağız.