Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, Kanal T'de yayınlanan Sabah Baskısı programında Pınar Gözek'e Kıbrıs meselesi, müzakere süreci ve Avrupa Birliği'nin tutumuna ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Crans Montana sürecinin ardından federasyon modelinin fiilen tükendiğini savunan Taçoy, iki ayrı egemen devlet temelindeki çözüm siyasetinin tek gerçekçi seçenek olduğunu belirterek, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığının ve egemenliğinin kabulü olmadan hiçbir müzakere süreci sağlıklı ilerleyemez." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda dört yıl üst üste KKTC'nin tanınması çağrısı yaptığını hatırlatan Taçoy, bunun egemen eşitlik temelinde müzakere hedefinin açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın ne federasyonu ne de iki devletli çözümü açık şekilde dile getirdiğini öne süren Taçoy, mevcut yaklaşımın belirsizlik içerdiğini savunarak, "Egemenliğimiz yok, eşitliğimiz hiç yok. Bu ikisi olmadan 5+1 formatında bir müzakere süreci asla olmaz." ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği'ni de eleştiren Taçoy, Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında Kıbrıs Türk halkının haklarını yıllardır gasp ettiğini ileri sürdü. AB'nin verdiği sözleri yerine getirmediğini belirten Taçoy, doğrudan temas, doğrudan uçuş ve doğrudan ticaret taleplerinin güven artırıcı önlem olarak dahi kabul edilmediğini söyledi.
Taçoy, Avrupa Birliği üzerinden Kıbrıs Türk tarafının yeniden müzakere masasına çekilmek istendiğini savunarak, "Buna asla kapılmamak gerekir." dedi.
Taçoy: Egemenliğimiz kabul edilmeden masaya oturmayız
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, sınır kapıları, Pile yolu, garantörlük sistemi ve müzakere sürecine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Lurucina'da yeni bir sınır kapısı açılması yönündeki talepleri değerlendiren Taçoy, geçmişte Akıncı döneminde de 3,3 kilometrelik bir geçiş koridorunun gündeme geldiğini hatırlatarak, bunun askeri ve stratejik açıdan kabul edilemez olduğunu söyledi.
Rum tarafının ekonomik kolaylık sağlamak amacıyla bu koridoru istediğini savunan Taçoy, "Rum tarafı birkaç kilometre zaman kazanmak için bu koridoru talep ediyor. Böyle bir düzenlemeyi kabul etmemiz bekleniyor." dedi.
Pile-Yiğitler yolu konusunda da değerlendirmelerde bulunan Taçoy, söz konusu güzergâhın Türk toprağı olduğunu belirterek, "Orası ara bölge değil, Türk toprağıdır. Ara bölgeden değil, doğrudan Türk toprağının içinden yol talep ediyorlar." ifadelerini kullandı.
Sınır kapılarıyla ilgili yürütülen görüşmelerde "yakınlaşmalar" adı altında yeni tavizler verilmesinden endişe duyduğunu dile getiren Taçoy, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar'ın da 5+1 görüşmelerinin parça parça değil, bütüncül bir paket halinde ele alınması gerektiğini savunduğunu hatırlattı.
Garantörlük ve Türk askerinin adadaki varlığının da tartışmaya açılmak istendiğini öne süren Taçoy, bazı çevrelerin güvenlik yapısının NATO ülkelerine devredilmesini hedeflediğini iddia ederek, "Kıbrıs Türk halkı yıllardır güven duyduğu Türk askerinin adadan çıkarılmasını kabul etmez." dedi.
Güney Kıbrıs'ın Fransa ve Yunanistan ile son dönemde geliştirdiği enerji ve savunma iş birliklerine de dikkat çeken Taçoy, mevcut güvenlik ortamında garantörlük sisteminin zayıflatılmasının ciddi riskler doğuracağını savundu.
Taçoy açıklamasını, "Sen masaya otururken benim egemenliğimi kabul ettin mi ki, benden bir üst kurul oluşturmamı istiyorsun?" sözleriyle tamamladı.
Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, Kanal T'de katıldığı Sabah Baskısı programında garantörlük sistemi, sınır kapıları ve müzakere sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türk askerinin adadan çekilmesinin UBP açısından kabul edilemez olduğunu vurgulayan Taçoy, "Türk askerinin adadan çekilmesi Ulusal Birlik Partisi'nin kırmızı çizgisidir. Asla ve kat'a kabul etmeyiz. Türk askerinin adada bulunması şarttır." dedi.
Lurucina'da gündeme gelen 3,3 kilometrelik koridor tartışmalarına da değinen Taçoy, böyle bir adım atılması halinde yalnızca Pile yolunun değil, Kiracıköy, Eğlence ve Hasboğaz gibi diğer sınır kapılarının da birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
UBP'nin Kıbrıs politikasının değişmediğini ifade eden Taçoy, doğrudan temas, doğrudan ticaret ve doğrudan uçuş ilkelerinin partinin temel siyaseti olduğunu belirterek, bu üç talepten vazgeçmeyeceklerini dile getirdi.
Müzakere masasında konuşulduğunu öne sürdüğü "üst yönetim" modelini de eleştiren Taçoy, dönüşümlü başkanlık ve çapraz oy sisteminin Kıbrıs Türk halkının siyasi iradesini zayıflatacağını savundu.
Üst yönetimde savunma, dışişleri ve ekonomi gibi kritik alanların yer almasının planlandığını ifade eden Taçoy, Rum tarafının içişleri yetkisinin de bu yapıya devredilmesini istediğini ancak buna karşı çıktıklarını söyledi.
Garantörlük sisteminin zayıflatılmasına yönelik girişimlerin de kabul edilemez olduğunu belirten Taçoy, son dönemde Güney Kıbrıs'ın Fransa, ABD ve diğer Batılı ülkelerle geliştirdiği askeri ilişkileri hatırlatarak, adanın güvenliğinin NATO benzeri bir yapıya devredilmesi yönündeki yaklaşımların Kıbrıs Türk halkı açısından güven vermediğini ifade etti.
Taçoy, açıklamasını, "Egemenliğim kabul edilmeden benden üst kurul oluşturmamı isteyemezsiniz. Güvenlik, garantörlük ve Türk askerinin varlığı bizim vazgeçilmez temel ilkelerimizdir." sözleriyle tamamladı.
TAÇOY: "GARANTÖRLÜK VE TÜRK ASKERİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR"
NATO çatısı altında oluşturulacağı öne sürülen yeni güvenlik modeline karşı çıktığını belirten Taçoy, NATO'nun karar alma mekanizmasının oy birliğine dayandığını hatırlatarak, böyle bir yapının Kıbrıs Türk halkına güvence sağlayamayacağını savundu.
Rum yönetiminin son dönemde mülkiyet davaları, tutuklamalar ve uluslararası girişimlerle Kıbrıs Türk tarafı üzerinde baskıyı artırdığını öne süren Taçoy, bu adımlar sürerken yeni bir müzakere sürecinin sağlıklı ilerleyemeyeceğini söyledi.
Güven artırıcı önlemler konusunda Rum tarafının herhangi bir olumlu adım atmadığını ifade eden Taçoy, mülkiyet konusunda da yeni uygulamaların gündeme getirildiğini belirterek, Taşınmaz Mal Komisyonu üzerinden yapılan tartışmaların kaygı verici olduğunu dile getirdi.
Güney Kıbrıs'ın Fransa, İsrail ve diğer ülkelerle yaptığı savunma iş birliklerinin garanti ve ittifak anlaşmalarının ruhuna aykırı olduğunu savunan Taçoy, Avrupa Birliği'nin de bu gelişmelere sessiz kaldığını söyledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in girişimlerinin yalnızca teknik bir süreç olmadığını öne süren Taçoy, geçmişteki müzakere süreçlerinden sonuç alınamadığını hatırlatarak, bugün gündeme gelen önerilerde Kıbrıs Türk tarafının lehine somut bir unsur görmediğini ifade etti.
Taçoy, masaya getirileceği iddia edilen pakette toprak, garantörlük ve güvenlik başlıklarının bulunduğunu savunarak, "Bizim önceliğimiz egemenliğimizin kabul edilmesi ve Kıbrıs Türk halkının eşit statüde müzakere masasında yer almasıdır." dedi.
Ulusal Birlik Partisi'nin garantörlük, Türk askerinin adadaki varlığı ve toprak konularındaki tutumunun değişmediğini vurgulayan Taçoy, "Garantörlük kırmızı çizgimizdir. Toprak konusundaki kırmızı çizgilerimizden de asla vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz." ifadelerini kullandı.
Programın sonunda müzakere sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Taçoy, masaya yeni bir paket gelebileceğini öne sürerek, kamuoyunun süreci dikkatle takip etmesi gerektiğini söyledi. Taçoy, paketin içeriğinin henüz bilinmediğini ancak Avrupa Birliği'nin görüşmelerdeki rolü ve oluşturulması planlanan üst yönetim modelinin dikkatle incelenmesi gerektiğini kaydetti.
Taçoy: Egemenlik olmadan 5+1 müzakeresi asla olmaz
Yorumlar






