Ülkemizin umudu olması gereken CTP neden ezilenlerin yanında değil ve olamıyor? Dahası, alt ve orta gelirli ile ilgili somut bir politikaları yok. Laf olsun torba dolsun diye Omorfo’da üreticilerle toplanıyorlar ve oradan da beylik laflar patlatıyorlar. Emekçi ile dertlenmemiş, üreticinin hiçbir sorununa çare üretmemiş, sağlık ve eğitim alanlarında bir araba laf edip ortaya hiçbir proje koyamamış bu takımın ana muhalefet olarak inanın hiçbir düşünsel artı değer yaratma şansı yoktur. Bunların tek derdi ahbaplarını vekil yapmak ve bu sayede değirmenin un üretmeden dönmesini sağlamaktır.

Düşünebiliyor musunuz, CTP’nin amblemi olan başak bile unutulmuş. Şimdiki CTP ağaları sadece boş dönen değirmenle eğleniyorlar ve insanımızın ciddi hiçbir sorunuyla ilgilenmek gibi bir amaçları yok.

Senelerdir federasyon da federasyon diye çırpınıp dururlar. Federasyon dertlerinin temelinde ilkesel bir durumları da yoktur. Kıbrıs sorununun çözümü konusunda UBP ile taban tabana zıttırlar sözde. Gerçekte öyleler mi peki?

KKTC’yi görünür kılacağını iddia eden UBP ve o yoldaki partilerin yaptığı nedir? Mevcut statükoyu halkın genel çıkarlarına aykırı biçimde kullanıp mevcut toprakları legalize etmektir. Yani alanın yanında kalsın…

Peki CTP’de durum nedir? Bakın İtalya’da tutuklanan avukat Akan Kürşat’ın eşi CTP’nin vekili ve Meclis Başkan Yardımcısı. Kürşat neden mi yakalanmış? Bazı İngiliz vatandaşlarını dolandırdığından ötürü hakkında açılmış davalar olan Gary Robb’un ortağı ve avukatı olduğu için.

Şimdi soru şu; her iki parti de aslında aynı yanlış mak mülk rejimi için uğraşıyorlarsa Kıbrıs sorununun çözümü konusunda ayrı tellerden çalmalarının bir anlamı var mıdır?

Şunu unutmayalım, ülkemizin yaşadığı bazı sıkıntıların ana sebebi toprak rejiminde hazırlanmış bir projeksiyonumuz olmaması ve uluslararası hukuk içinde atılması gereken adımların atılmamasıdır. Toprak ağalığı Osmanlı döneminde Kıbrıs’ta biz Müslüman yurttaşlardaydı. İngiliz devrinde işler değişti. Savaştan sonra ise yetkililerimiz Rumların bıraktığı mallara ilişkin adil ve evrensel bir müktesebatı uygulamak yerine, kapişari yapılmasına cevaz verdiler.

Bu büyüklerimiz UBP’liydi. Aradan epey zaman geçti. CTP İTEM (İskan Topraklandırma ve Eşdeğer Mal) yasasının baş mimarı oldu; yani federasyon için ölen bu partimiz mal mülk meselesini allak bullak etti.

Eskiden CTP’de toprak rejimi konusunda eleştirel konuşacak çok siyasetçi vardı. Şimdi ellerindeki topraklar ve sağladıkları büyük gelirlerle mevcut yanlış sistemin sağladığı kıyakların hissedarı olmuşlar zaten. Partinin gizli sahiplerinin oturduğu zemin bu. CTP ileri gelenlerinin arada kerhen patlattığı solcu çıkışların eğreti durmasının temelinde de bu ekonomi-politik durum yatıyor.

CTP 1974 sonrasında inşa edilirken ilk tohumlarını Marksistlerin attıkları bir parti idi ve “çalışan halkın kitle partisi” olma hedefiyle yola çıkmışlardı. Şimdilerde çalışan halkın kitle partisiyle ilgili siyasalarını arayın ki bulasınız.

Hatta günümüzdeki durumla epey tezat olan bir şey vardı. O dönemde gazetede de sembolize olan “Yeni Düzen” adı en başta yanlış mal mülk rejimine itiraz edenlerin özlemi olan yeni bir düzenden söz ediyordu. Şimdilerde rejimin sahneye soldan giren kuklası durumundalar. Hey gidi hey…

Uzun lafın kısası, yola yeni bir düzen kurmak için yola çıkan CTP mal mülk rejimindeki ekonomi-politikle olan derin bağları yüzünden bambaşka bir partiye dönüştü.

Bundan ötürü de UBP’nin treninden inip CTP’nin faytonuna binen ezilenlere ve orta sınıf mensuplarına bu iki partiden de kendilerine yönelik pozitif bir siyasa gelmeyeceğini hatırlatmak isterim. CTP’yi UBP’yi tumba edecek parti olarak görüyor olabilirsiniz. Sorun da zaten tam da buradadır. Bu bakış açısı bizi senelerdir iki partinin cenderesine sıkıştırdı. Bu cendereden kurtulamazsak halimiz haraptır, benden söylemesi.