Ulusal Birlik Partisi’ndeki (UBP) mevcut üyelik sisteminin garabet olup olmadığı üzerinde sağlıklı değerlendirme yapabilmek için demokrasi ve ideal demokrasi kavramları ile UBP’deki mevcut üyelik sitemine neden geçildiğine tekrardan bir göz atmak gerekmektedir.
Demokrasi kelimesi, eski Yunanca "halk" anlamına gelen "demos" (δήμος) ve "güç" veya "yönetim" anlamına gelen "kratos" (κράτος) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Bu etimolojik köken, demokrasi kelimenin “halk tarafından yönetim" veya "halk iktidarı" anlamına geldiğini gösterir.
Dünyada en az kusurlu yönetim biçimi olarak kabul edilen demokrasi kavramının etimolojik kökeninden hareketle İdeal Demokrasitüm vatandaşların karar alma süreçlerine eşit fırsatlarla katıldığı bir toplumu ifade eder.
Yukarıdan da anlaşılacağı gibi; ideal demokrasinin en yakın olduğu kavram doğrudan demokrasidir.
Doğrudan demokrasi, vatandaşların seçilmiş temsilcilere ihtiyaç duymadan politika ve yasa kararlarına doğrudan katıldığı bir sistemdir. İdeal demokrasi ise bu tür bir katılımın yanı sıra tüm vatandaşların özgürlük ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde söz sahibi olabildiği hem çoğunluğun haklarının hem de azınlığın korunabildiği, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim biçimini ifade eder. Doğrudan demokrasi, modern dünyada genellikle temsili demokrasinin bir parçası olarak referandum ve halk oylamalarıyla uygulanır.
Gelelim UBP’nin Neden Üyelik Sistemine Geçiş Yaptığına!...
Ne üzücüdür ki, UBP bugün bazı kesimlerin garabet olarak değerlendirdiği üyelik sistemine geçişi üyelerin demokratik söz hakkını artırmayı ve ideal demokrasiyi hedefleyerek yapmamıştır. Parti içi iktidar hırsı ve koltuk hesapları ’eğri gemi doğru sefer’ sonucunu yaratmıştır.
Merhum İrsen Küçük’ün Başbakan olduğu esnada tekrar Parti Başkanı seçilebilmek için 300’ü aşkın kurultay delegesini veya yakınlarını devlete istihdam etmesi kıl payı da olsa ve kurultay mahkemeye taşınsa da Merhum Küçük’ü tekrar Genel Başkanlık koltuğuna taşımıştı.
Küçük’ün Milletvekili Genel Seçimlerinde sandıkta kalması üzerine Genel başkanlığa seçilen Hüseyin Özgürgün, tecrübeyle sabit olduğu üzere manipülasyona müsait delege sistemini değiştirerek üyelik sistemine geçiş yapmıştır.
Farklı saiklerle de olsa UBP’deki yeni sistem iradenin gerçek sahibi üyelere en ideal olan doğrudan demokrasi yoluyla temsilcilere (delegelere) gerek kalmadan yöneticilerini ve temsilcilerini seçme imkânı vermiştir.
Üyelik sistemine geçiş ile birlikte parti yönetimleri lehine olacağını düşünerek üye listesini maalesef şişirdiler. Bugün ise 20,000 üyeye ulaşan UBP’de kurultay siteminde olduğunun aksine entrikalar, manipülasyonlar ve siyasi rüşvetlerle parti başkanı, meclis üyesi veya milletvekili seçilme imkânı nerede ise kalmamıştır. Dolayısıyla, müktesebatına güvenmeyip üyelerin nezdinde karşılığı olmayanlar ve hatta efsanevi Dallas dizisindeki JR (Larry Hagman) misali işleri yürütmeye alışanlar mevcut üyelik sistemini garabet olarak görmeye başladılar.
Sonuç olarak; üyelik sistemi ile UBP en azından seçme hakkı itibariyle dünyanın en ideal demokrasi modeline geçiş yapmıştır. Bu sistemi kendi lehine dejenere edemeyenlerin garabet olarak görmesi ve bu görüşün giderek ağırlık kazanması ülkeyi yöneten veya yönetme iddiasında olan UBP’deki zihniyet ve vizyon açısından fevkalade endişe vericidir.