‘Vicdan’ Bu Toprakları Terk Etti

Abone Ol

“Vicdanın, iş ahlakının, sağlıklı denetimin olmadığı yerde yaşananlar sürpriz olmuyor. Kim bilir kaç insanın yaşanan acıda payı var? Farkında bile değildir. Dünyaya gelen her çocuğa önce ‘vicdan eğitimi’ verilmeli…” Ege Üniversitesi’nden birlikte mezun olduğumuz okul arkadaşım Sosyolog Mürgan Ölmez Işık “Yüzen Tabutta Ölüm Yolculuğu” başlıklı köşe yazımın altına yazmış. Birden çok sosyolog arkadaşım da yazıya olan tepkisini ortaya koymuş.

Sosyolog arkadaşlarım; “Vicdan” bu toprakları terk edeli çok oldu. Bu coğrafyada düşünce tarzları “az gelişmiş ülke” seviyesinde. Bilirsiniz, sosyologlar “gelişmekte olan ülke” tanımını kabul etmez, az gelişmiş isen az gelişmiş ülkesin. Toplumun üst yapı ve alt yapı kurumlarındaki manzara, zaten bu ülkenin ne olduğuna işaret ediyor.

Reklam kokan bir iş olduğunda teldeki kırlangıçlar gibi dizilip poz verenler, kurdele kesenler, gülücükler eşliğinde el sallayanlar, olumsuz bir gelişmede “sin da gülle geçsin” taktiği ile ortadan kayboluyor. Alkışçıları da onları savunma derdinde sağa-sola saldırıyor.

Ayrıca, ülkede yaşanan olaylar karşısında gösterilen tepkilere şaşıran, eleştiren, savunma pozisyonuna geçen kişiler o kadar çok ki bazen “sosyopatlar cehenneminde mi yaşıyoruz” duygusuna kapılmamak elde değil.

Dediğimiz gibi, “Vicdan”

Hele siyasi vicdan! Kıbrıs’ın yakın tarihinde 1950’lerde, 60’larda 70’lerde yoktu. Ama 1980’lerde 90’larda, 2000’lerde, 2010’larda da yoktu. 2020’lerde yine yok. Ülke tarihinin hiçbir döneminde, “siyasi sorumluluk üstlenen” bir makam olmadı. “Vicdan” siyasilere hiç uğramamış. Yaşadıklarımız, bu gidişle uğramayacağını da gösteriyor.

Girne’deki gemi faciasında, kimin istifa edeceğini sormuştum. Kimse etmedi.

Başbakan, ülkedeki insanlarla birçok konuda tartışan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’yı görevden aldı. YDP Başkanı da olan Arıklı, partililerini etrafına toplayarak, “gülücükler” eşliğinde hükümetten çekildiğini açıkladı. Acı, kem, keder hak getire…

Böylece, Başbakan kamuoyu nezdinde “kahraman”, Arıklı da “mutlu bir mağdur” oldu. Ancak gelişmeler, Başbakan’ın yaptırımının eksik kaldığına işaret ediyor.

Ortaya çıkan gerçekler; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın da görevden alınması gerektiğine işaret ediyor. Nasıl ki Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı birimlerin kabahati bakanın sırtına yıkıldı, Çalışma Bakanlığı’na bağlı birimlerin kabahatinin de ilgili bakanın sırtına yıkılması gerekiyor.

Kanlı savaştan sonra ülkedeki en büyük felaket olarak tarihteki yerini almaya aday olayın faturası sadece Erhan Arıklı’ya kesilirse, sadece “Ulaştırma Bakanı” günah keçisi olarak lanse edilirse, bu toplum nezdinde büyük sıkıntı yaratır. Böyle bir gelişme, Arıklı ve partisinin; “ayrımcılığa maruz kalıyoruz” çerçevesinde sürdürdüğü tartışmalı politikanın değirmenine çok su taşır.

Yapılması gerekenler çok basittir. Her kim olursa olsun toplum vicdanının yaralanmasına yol açan tüm sorumlular hesaba çekilmelidir. Hatta, görevlerinden istifa edip, soruşturmaların şeffaf ve adaletli olmasını sağlamaları, ülkede yeni bir anlayışa uyanmamızı sağlar.

Tabi yazının başında ne demiştik “vicdan”.

“Vicdanınız varsa” diyorum.