CTP Grup Başkanvekili Asım Akansoy, Girne açıklarında meydana gelen deniz faciası ve sonrasında yürütülen kriz yönetimine ilişkin hükümeti sert sözlerle eleştirdi. Akansoy, yaşananların sıradan bir deniz kazası olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Bu bir deniz faciasından öte, deniz cinayetidir. İnsanlar göz göre göre ölüme gönderildi” dedi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkanvekili Asım Akansoy, Mayıs TV’de Meltem Sakin’in konuğu olduğu programda Girne açıklarında yaşanan deniz faciasını ve devletin kriz yönetimini değerlendirdi.
Akansoy, özellikle hayatını kaybedenlerin ve kayıp kişilerin yakınlarına yönelik yaklaşımın büyük bir hassasiyet gerektirdiğini belirterek, kriz süreçlerinin bilimsel yöntemlerle ve empati temelinde yönetilmesi gerektiğini söyledi.
“Siz acılı insanlara karpuz veremezsiniz. Empati kuracaksınız” diyen Akansoy, ailelerin sürekli ve doğru şekilde bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Akansoy, kriz yönetimi sırasında ailelere karpuz ve armut götürülmesini de eleştirerek, “Karpuz götürdüler, armut götürdüler. Kriz böyle mi yönetilir? Bu insanlar aciz insanlar değil ki. İşleri var, güçleri var” ifadelerini kullandı.
Ailelerin süreç içerisinde yaşadığı belirsizliğin kabul edilemez olduğunu belirten Akansoy, yakınlarını kaybeden kişilerin artık “Yeter kardeşim artık!” noktasına geldiğini söyledi.
“Hangi hastanede olduklarını dahi bilmiyorduk”
Devletin kriz sürecini yönetme konusunda ciddi eksiklikler yaşadığını savunan Akansoy, geminin batmasının ardından yolcuların hangi hastanelerde bulunduğuna ilişkin dahi sağlıklı bir kayıt tutulamadığını ileri sürdü.
Gece yarısı ailelerden kendilerine telefonlar geldiğini anlatan Akansoy, “Ölümüz, kaybımız var. Hangi hastanede siz de arar mısınız?” şeklinde yardım çağrıları aldıklarını aktardı.
Bu durumun kriz yönetimindeki koordinasyon eksikliğini açıkça ortaya koyduğunu belirten Akansoy, devletin böylesi bir süreçte ailelerin bilgiye ulaşmasını sağlayacak merkezi ve güvenilir bir sistem kurması gerektiğini ifade etti.
“Denetim ya vardır ya yoktur”
Yaşanan facianın münferit bir olay olmadığını savunan Akansoy, ülkede uzun süredir ciddi güvenlik ve denetim sorunlarının bulunduğunu söyledi.
“Çocuklara alkollü mama yedirildi. Trafik kazaları sürekli can aldı. İnsanlar marketlerde bıçaklandı” diyen Akansoy, CTP’nin yaklaşık üç hafta önce ülkedeki güvenlik sorunlarının ele alınması amacıyla Meclis’in olağanüstü toplantıya çağrıldığını hatırlattı.
Akansoy, UBP-DP-YDP hükümetinin bu çağrıya gerekli karşılığı vermediğini savunarak, ülkenin güvenlik sorunlarının ve acil ihtiyaçlarının Meclis’te ele alınmasının göz ardı edildiğini söyledi.
“Ülkenin güvenlik sorunlarını, ülkenin içinde bulunduğu acil ihtiyaçları konuşmayı göz ardı ettiler, görmezden geldiler. Ve onun ardından ne yazık ki tüm bunlar yaşandı” ifadelerini kullandı.
Denetimin devletin asli görevlerinden biri olduğunu vurgulayan Akansoy, “Bir ülkede denetim ya vardır ya yoktur. ‘Ben şunu denetledim ama bunu denetlemeyi unuttum’ diyemezsiniz. Bu bir mekanizmadır. Bu bir kültürdür. Bu bir davranış biçimidir” dedi.
Standartlara uymayan işletmelere yönelik gerekli yaptırımların uygulanması gerektiğini belirten Akansoy, denetim mekanizmasının yalnızca olayların ardından devreye sokulmasının yeterli olmadığını kaydetti.
“Limanlar Dairesi için hükümet programında söz verdiler”
UBP’nin hükümet programında Limanlar Dairesi’nin uluslararası standartlarda düzenleyici ve denetleyici bir idari otorite haline getirileceğine ilişkin taahhüt bulunduğunu hatırlatan Akansoy, hükümete verdiği sözleri yerine getirme çağrısında bulundu.
Akansoy, “Sen Ulusal Birlik Partisi olarak hükümet programına şöyle bir ifade yazmışsın: ‘Limanlar Dairesi uluslararası standartlarda düzenleyici ve denetleyici bir idari otorite olacak.’ Kim söyledi bunu? UBP. Nerede? Hükümet programında” ifadelerini kullandı.
Hükümetin ayrıca Denizcilik Dairesi kurulacağı yönünde de söz verdiğini belirten Akansoy, ülkedeki denizcilik mevzuatında bulunan eksikliklerin giderilebileceğini savundu.
“Bu ülkede deniz mevzuatıyla ilgili eksiklikler, sorunlar olur; bunlar giderilebilirdi” diyen Akansoy, gerekli uyarıların dikkate alınmamasının ağır sonuçlara yol açtığını söyledi.
Ruhsat, müdahale ve arama-kurtarma kapasitesi sorgulanmalı
Akansoy, facianın ardından gemiye verilen ruhsat ve izinlerin, denetim süreçlerinin, olaya müdahalenin zamanlamasının ve arama-kurtarma kapasitesinin kapsamlı şekilde sorgulanması gerektiğini ifade etti.
“Yeterli donanıma sahip olmadığımız ortaya çıktı” diyen Akansoy, yaşananların devletin denizcilik alanındaki kapasitesine ilişkin ciddi soru işaretleri yarattığını belirtti.
Akansoy, yalnızca olayın nasıl gerçekleştiğinin değil, facianın yaşanmasına zemin hazırlayan idari ve denetim süreçlerinin de araştırılması gerektiğini söyledi.
“Burada bir sistem krizi var”
Yaşanan facianın ülkedeki yönetim ve denetim anlayışındaki sorunları açık biçimde ortaya çıkardığını savunan Akansoy, bunun yalnızca bir deniz kazası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
“Bu olay bize yaşadığımız sistemin ne durumda olduğunu açık ve net bir şekilde gösteriyor. Burada bir sistem krizi var. Burada insanların yaşamını güvence altına tutacak bir devlet düzenlemesinin olmadığını gördük” dedi.
Trafik, deniz ve hava ulaşımı, oteller ve inşaat sektörü başta olmak üzere farklı alanlarda yaşanan olaylara dikkat çeken Akansoy, toplumun artık mevcut düzene karşı “yeter” noktasına geldiğini söyledi.
“Bu sistemde yaşadığımız için biz niye can pazarının bir parçası olalım?” diye soran Akansoy, faciada yakınlarını kaybeden ailelerin en temel beklentisinin cenazelerine ve kayıp yakınlarına bir an önce ulaşabilmek olduğunu ifade etti.
Akansoy, söz konusu olayın yalnızca bir deniz kazası şeklinde ele alınmasının sorunun gerçek boyutunu gözden kaçıracağını belirterek, “Bu bir deniz faciasından öte, deniz cinayetidir. İnsanlar göz göre göre ölüme gönderildi” sözlerini yineledi.