Kıbrıs

Basın-Sen'den 'Ceza Yasası Tasarısı'na sert tepki...

Abone Ol

Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), Ceza Yasası’nda yapılması öngörülen değişikliklere sert tepki gösterdi. Sendika, düzenlemelerin teknik bir ceza hukuku değişikliği olmadığını vurgulayarak, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğüne ağır bir müdahale anlamı taşıdığını açıkladı.

Sendika tarafından yapılan yazılı açıklamada, tasarının eleştiri, haber ve kamusal tartışmayı cezai yaptırım tehdidi altına soktuğu belirtilerek, “Bu yaklaşım demokratik kamu düzeninin temelini oluşturan çoğulcu tartışma ortamını zayıflatma riski taşımaktadır” denildi.

“Ceza hukuku eleştiriyi bastırma aracına dönüştürülüyor”

Açıklamada, ceza hukukunun ancak zorunluluk, ölçülülük ve son çare ilkeleri çerçevesinde uygulanabileceği hatırlatıldı. Buna karşın tasarının, kamusal eleştiriyi baskılamanın ve siyasal denetimi cezalandırmanın aracı hâline getirilmek istendiği ifade edildi. Tasarıdaki birçok hükmün belirsiz, muğlak ve yoruma açık kavramlara dayandığına dikkat çekilerek, bunun keyfi soruşturma ve kovuşturmalar için elverişli bir zemin yaratacağı vurgulandı.

“Zemmedici malzeme” tanımı tehlike saçıyor

Sendika, Ceza Yasası’na eklenmesi planlanan “zemmedici malzeme” tanımının özel bir risk alanı yarattığını belirtti. “Ağır suç isnadı”, “genel nefret”, “tiksinme” ve “toplumsal tepki” gibi ölçütlerin hukuki değil, sübjektif ve duygusal değerlendirmelere dayandığı ifade edilerek, bu durumun suçta ve cezada kanunilik ilkesine açıkça aykırı olduğu kaydedildi.

Araştırmacı gazetecilik hedefte

Araştırmacı gazeteciliğin demokratik sistemin denge ve denetim mekanizmalarının temel unsurlarından biri olduğu vurgulanan açıklamada, yolsuzluk, kamu kaynaklarının kötüye kullanımı ve yetki aşımı gibi haberlerin doğası gereği toplumsal tepki yaratabileceği hatırlatıldı. Tasarının, bu “doğal sonucu” suç unsuru hâline getirdiği ve gazeteciliği fiilen cezalandırılabilir bir faaliyete dönüştürdüğü belirtildi.

Dijital çağda bilginin paylaşım ve yeniden iletim yoluyla yayıldığına dikkat çekilen açıklamada, “yayımlama” kavramının aşırı genişletilmesinin büyük bir caydırıcı etki yaratacağı ifade edildi. Bir haberi sosyal medyada paylaşan yurttaşın, bir rapordan alıntı yapan akademisyenin ya da eleştirel bir metni dolaşıma sokan aktivistin dahi ceza soruşturmasıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapıldı.

Tasarıda yer alan “organize dezenformasyon” ve “halk arasında korku ve endişe yaratma” suçlarının, niyet okumasına dayalı düzenlemeler içerdiği vurgulandı. “Bilmesi gerektiği hâlde” gibi ifadelerin, cezai sorumluluğu somut kanıtlar yerine varsayımlara dayandırdığı belirtilerek, korku, panik ve endişe gibi öznel sonuçların suç unsuru hâline getirilmesinin kamusal tartışmayı boğacağı ifade edildi.

Yabancı devlet yetkililerine eleştiri de cezalandırılabilir

Yabancı devlet ve yetkililerine yönelik hakaret düzenlemesinin de sert biçimde eleştirildiği açıklamada, bu yaklaşımın sert ve rahatsız edici politik eleştirileri dahi cezai yaptırım tehdidiyle karşı karşıya bırakabileceği belirtildi. Bunun, dış politika alanında da eleştirel düşünceyi susturacağı ve basını resmî söylemin pasif aktarıcısı konumuna iteceği vurgulandı.

Basın Emekçileri Sendikası açıklamasını şu çağrıyla tamamladı:

“Ceza Yasası’nda öngörülen bu değişiklikler mevcut hâliyle kabul edilemez. İfade özgürlüğünü daraltan, basını ve yurttaşları sürekli ceza tehdidi altında bırakan düzenlemeler demokratik bir toplumda meşru ve orantılı değildir. Tasarı derhâl geri çekilmeli; basın örgütleri, hukukçular ve sivil toplumun katılımıyla, ifade özgürlüğünü esas alan bir anlayışla yeniden ele alınmalıdır.”

{ "vars": { "account": "G-4YY0F4F3S9" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } } { "vars": { "account": "G-1E4JSD5JXZ" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }