Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında küçük yaştaki çocuklara savaş sloganları attırması ve terör örgütünü kahraman olarak göstermesi yönündeki haberleri endişe ve üzüntüyle takip ettiklerini belirtti.
Bakan Çavuşoğlu açıklamasında, çocukların bu tür törenlere dahil edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
“Rum lider Nikos Hristodulidis’in, çocukların zihinlerine “düşmanlık” tohumları ekmeyi “milli bir görev” olarak nitelendirmesi ve “EOKA mücadelesini yeni nesillere aktarma” vurgusu yapması, adadaki kalıcı barış arayışına ciddi zarar vermektedir.
Bugün, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir dönemden geçiyoruz. Buna karşın, bu tür etkinliklerle çocuklara düşmanlık, nefret ve şiddet içerikli söylemlerin aşılanması, sadece bugünü değil, geleceği de tehdit etmektedir.
Tarihsel kayıtlara baktığımızda EOKA, başta sivil Kıbrıslı Türkler olmak üzere birçok masum insana yönelik saldırılar gerçekleştirmiş, adada etnik temizlik hedefiyle hareket eden kanlı bir örgüttür. Böyle bir örgütün genç nesillere “kahramanlık” adı altında aktarılması, açıkça şiddeti ve etnik nefreti körükleyecektir.
Bu bağlamda kamuoyuyla şu hususları paylaşmayı zaruri görmekteyim;
Okullar, çocuklara evrensel değerleri, barışı ve hoşgörüyü aşılaması gereken yerlerdir. Ne yazık ki bu tür ideolojik yönlendirmeler, tarihi çarpıtarak yeni nesillere düşmanlık aşılamaya yönelik sistematik bir çalışmanın parçası durumundadır.
Gelecek nesilleri komşu bir topluma düşman olarak yetiştirmek, adada iki toplumun karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada yaşama ihtimalini zehirlemektedir. Rum liderliğinin bu tutumu, “barışçıl bir gelecek” söyleminin sadece sözden ibaret olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Okullarda yürütülen ırkçı ve faşist propagandaları bir kez daha şiddetle kınarken, bu çerçevede Rum liderliğine açık bir çağrıda bulunuyorum;
Çocukların siyasetin ve ideolojik çatışmaların aracı haline getirilmesine derhal son verilmelidir. Eğitim ortamları; nefretin değil, barışın, hoşgörünün ve ortak yaşam kültürünün inşa edildiği alanlar olmalıdır. Adada kalıcı barışın tesisi için sorumlu, yapıcı ve samimi bir yaklaşım benimsenmelidir.”






