Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Mısır arasında imzalanan hidrokarbon rezervlerinin geliştirilmesine yönelik çerçeve anlaşmasına sert tepki gösterdi. Bakanlık, söz konusu anlaşmanın Kıbrıs Türk halkının haklarını yok saydığını ve hukuken geçersiz olduğunu vurguladı.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, 30 Mart 2026 tarihinde Mısır’ın başkentinde düzenlenen “EGYPES 2026” konferansı kapsamında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Mısır arasında imzalanan anlaşmanın yakından takip edildiği belirtildi. Açıklamada, Rum Yönetimi’nin sözde “münhasır ekonomik bölgesinde” yer alan hidrokarbon kaynaklarının geliştirilmesi ve Mısır’a ticaretini öngören anlaşmanın, Kıbrıs Türk halkının haklarını ihlal ettiği ifade edildi.
Açıklamada, Kıbrıs Türk halkının Ada ve çevresindeki doğal kaynaklar üzerinde eşit hak sahibi olduğuna dikkat çekilerek, bu haklar gözetilmeden yapılan anlaşmanın “bütünüyle hükümsüz” olduğu kaydedildi. Rum liderliğinin 2003 yılından bu yana Kıbrıs Türklerinin haklarını sistematik biçimde gasp etmeye yönelik bir politika izlediği belirtilen metinde, son anlaşmanın da bu yaklaşımın devamı olduğu vurgulandı.
Bakanlık, Rum Yönetimi’nin “Kıbrıs Cumhuriyeti” unvanını kullanarak Ada’nın tamamını temsil ettiği iddiasıyla üçüncü ülkelerle anlaşmalar yapmasının yalnızca Kıbrıs Türk halkının haklarını ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki istikrarı da olumsuz etkilediğini ifade etti.
Açıklamada ayrıca, Rum Yönetimi’nin Kıbrıs Türk halkı adına karar verme yetkisi bulunmadığı ve Ada’nın doğal kaynakları üzerinde tek taraflı tasarrufta bulunamayacağı belirtildi. Bu tür girişimlerin hem siyasi hem de hukuki açıdan geçersiz olduğu vurgulandı.
Dışişleri Bakanlığı, bölgede kalıcı istikrar ve iş birliğinin ancak Kıbrıs Türk halkının dahil edilmesi ve rızasının alınmasıyla mümkün olabileceğini yineledi. Bu çerçevede, tüm taraflara diyalog çağrısı yapılırken, Rum Yönetimi’nin tek taraflı adımlarına destek verilmemesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamanın sonunda, devletin Türkiye Cumhuriyeti ile tam eşgüdüm içinde hareket ettiği ve Kıbrıs Türk halkının doğal kaynaklardaki eşit haklarını korumak için gerekli siyasi, diplomatik ve teknik adımların atılacağı vurgulandı.






