Doç. Dr. Elnur Ağayev’in Lefke’den Mektuplar kitabı; düşüncelerin, duyguların, hissiyatların ve kimi zaman toplum tarafından “sorunlu” olarak görülen konuların samimi bir dille ele alındığı derinlikli bir kitaptır. Bu yazı dizisinde, hocamız yalnızca olayları aktarmakla kalmamış; “düşün olaylar” diyebileceğimiz, olayların neden-sonuç ilişkilerini, olası etkilerini zihinsel olarak analiz etmiş ve okuyucusuyla paylaşmıştır.

Ana teması Lefke olan bu yazı dizisinde sanat, tarih, şiir, hikâye ve toplumun sosyal dokusu bir araya gelir. Psikolojiden ve sosyolojiden bağımsız bir mektup yazımı düşünmek neredeyse imkânsızdır. Elnur Hocamız, bu bilimlerin ışığında hem bireyi hem toplumu merkeze alarak yazmıştır. Mektuplarını yazmaya başlama motivasyonu ise bana göre, kendine duyduğu inanç ve güvenin bir tezahürüdür.

Evet, hocamız kendi dünyasından bakarak yazdı… Peki, nereye baktı? Lefke’ye, Kıbrıs’a ve dünyaya… Sosyal, ekonomik ve kültürel yaşama… Ama hiçbir zaman şahıslardan, mekânlardan, duygulardan kopmadı. Yazdıkları, sanki yalnızca kendisiyle yaptığı bir içsel konuşmanın dışavurumu gibiydi. Bu yüzden ben, hocamızın mektuplarını aslında “kendine yazdığı” izlenimini taşıyorum.

Elbette onu eleştirenler de olacaktır. Ancak art niyet taşımadıkları sürece, hocamız her eleştiriye saygıyla yaklaşmıştır. Onun fikirleri bende her zaman hayranlık ve ihtiram uyandırmıştır. Lefke’den Mektuplar yalnızca bir kitap değil; Lefke’nin, Kıbrıs’ın ve hatta insanın ruhuna tutulmuş bir aynadır. Bu kitapla birlikte Lefke’nin nasıl bir değer taşıdığını görmek mümkün olur. Dileğim, bu kitabı okuyan herkesin Lefke’deki o mektup mekânlarını bir gün ziyaret etmesidir.

Her konuşmasında, her satırında Lefke’nin tarihine, edebiyatına, sanatına duyduğu özlemi hissedersiniz. İşte, Elnur Hocamı Lefke’ye bağlayan şey tam olarak bu olmalı…

Ben kim miyim?

Ben Lefke doğumlu, güzel bir bahar gününde Lefke Hastanesi’nde dünyaya gelmiş, hemşire Hava Hanım’ın ilk dokunuşuyla hayata merhaba demiş bir Lefke sevdalısıyım. Lefke formasını gururla taşıdım. Gün geldi ayrılmak zorunda kaldım, ama gönlüm hep orada kaldı. Bugün Lefke’de yaşamıyor olsam da yazdıklarımda, yorumlarımda bu bağlılık açıkça hissedilir.

Bir Lefkeli olarak gönülden söylüyorum:

“Bize her yer Karadağ!”

Yani doğup büyüdüğüm mahallem…
Rahmetli Necati Dayı’nın Ali’siyim ben.