Bundan 2500 yıl kadar önce, Antik Yunanistan'da yaşamış bir tarihçi ve komutan olan Tukidides, bugünlerde uluslararası politikanın gündemine iyice girmiş durumda.

Antik Yunanistan'ın iki güçlü şehir devletini temsil eden Atina ile Sparta arasındaki egemenlik mücadelesini ve sonuçta bunlar arasında yaşanan savaşı anlatan tezi ile bilinen Tukidides'in ruhu günümüz politikasının koridorlarında, kulislerinde, hatta zirvelerinde yoğun bir şekilde dolaşıyor.

Nitekim, günümüz uluslararası politikasının egemen gücü ABD Başkanı Trump ile onun tahtına rakip olduğunu artık gizlemeyen Çin lideri Şi Cinping arasında geçtiğimiz hafta yapılan zirvede Tukidides adının geçtiği konuşuldu.

Öyle ki Çin lideri Şi Cinping Trump'a Tukidides'e atıf yaparak itidal çağrısı yapmış.

Aslında Tukidides tuzağı egemen güçle yükselen gücün gerilimli ilişkisinin ya egemen güçten ya da yükselen güçten kaynaklanan, kontrol dışı bir şekilde, sonuçları vahim olabilecek bir savaşa neden olmasını ifade eder.

Dolayısıyla Çin liderinin Trump'a böyle bir itidal çağrısı yapması, savaşı kendilerinin başlatmak istememesi şeklinde okunabilir.

Tabii, zaten bu aşamada Çin'in ABD ile doğrudan bir savaş başlatması çok da rasyonel değil.

Ama, Tukidides tuzağının anlattığı gibi, mevcut egemen dünya gücü olarak ABD'nin tutumunun, izleyeceği stratejilerin önemini kavrayan Çin yönetiminin, böylesi bir tuzağa atıfla, ABD'ye “ikimiz için de kötü olur” mesajı vermiş olmasıdır.

Elbette, hangisinden kaynaklanırsa kaynaklansın, Tukidides tuzağına düşmek, sadece iki taraf için değil, tüm dünya için felaket niteliğinde olur.

O nedenle ikili arasındaki mücadelenin, barış içinde bir arada yaşama prensibi temelinde yürümesi bütün dünyanın hayrına olacaktır.