Eski Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, bugün katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Asgari ücret, hayat pahalılığı ve zamların artık bir kısır döngüye girerek, alım gücünü sürekli düşürdüğünü söyleyen Denktaş, hayat pahalılığı hesabının yapıldığı sepette İtalya tatilinin olmasını eleştirdi.

“Hayat pahalılığı İtalya’ya tatile gidebilen insanımızın meselesi değildir. Hayat pahalılığı asgari ücretle geçinen, devlette çalışmayan hatta belki hiç çalışmayan insanlarımızın mecburi harcamalarının hesaplanmasını gerektirir. Ama bu sepeti değiştirmek istemiyorlar. Çünkü sepetin değişmesi için elimizde tam bir nüfus sayımı olması lazım. Hane sayımı ve her hanede yaşayan ortalama kişi sayısını bilmemiz lazım. Bu veriler elimizde yok. Mevcut hesaplamayla hayat pahalılığını ne kadar verirsen ver alım gücünü etkilemiyor. Ödenen maaş arttıkça alım gücü düşecekse burada bir terslik var demektir” diye konuşan Denktaş, maaşlardaki adaletsizliği de gündeme getirdi.

Denktaş; “Bir tezgahtar işçiyle, bir mühendisin asgari ücreti de aynı olmamalı. Hayat pahalılığı herkese dört ayda bir veriliyor. Ben şunu önerdim; belli bir tutarın altında maaş alanlara, yani maaşı düşük olanlara iki ayda bir hayat pahalılığı artışı yapılsın. Belli bir tutarın üstündekilere de altı ayda bir hayat pahalılığı yansıtılsın. Çünkü düşük maaşla çalışanların alım gücü yüksek maaş alandan çok daha hızlı şekilde düşüyor” dedi.

“KIBRISLI TÜRK ESNAFIMIZ KALMADI”

İşverenler açısından da ekonomik durumların zorlaştığını belirten Denktaş, işverenlerin yapabileceği en doğru adımın vatandaşlarla çalışmak olduğunu vurguladı. Bu şekilde uzun vadede özel sektörün hükümetler üzerinde baskı kurabilir noktaya gelebileceğini belirtti. Denktaş, “Ülkede çok ciddi şekilde yabancı işçi nüfusu var. Artık Kıbrıslı Türk esnaf kalmadı. Özel sektörde ise bu kişiler aslında özel sektörün gücünü zayıflatıyor. Yabancıların masrafları maaş olarak vatandaşlarımıza yansıtılırsa insanlar gelip çalışır. Böylece sektörün söz söyleyebileceği, hükümetlere baskı oluşturabileceği ortam oluşur” dedi.

“YÜKSEK CEZALAR VE DENETİMSİZLİK BİRLEŞİNCE RÜŞVETİN ÖNÜ AÇILIR”

Yolsuzluk algısı raporunu değerlendiren Denktaş, ülkedeki yolsuzluğun, rüşvetin ve skandalların artık kabullenilmiş bir noktaya gelmesinin oldukça ciddi bir sorun olduğunu belirterek, “Bu yolsuzluk konusu artık kabullenilmiş ve en üstten en alta kadar yaygınlaşmış bir hale geldi. Yasalarımız ve cezalarımız da buna yönlendiriyor zaten. Örneğin 415 bin TL gibi bir alkollü araç kullanma cezası, insanları rüşvete sevk edecek bir cezadır. Bu kadar makul olmayan seviyede büyük bir ceza ve denetimsizlik bir araya gelince bu tür olayların yaygınlaşmasına neden olur. Atılan adımların sonuçları düşünülerek, bu yanlışlardan bir an önce dönülmeli” dedi.

“NEREYE DOKUNSAK USULSÜZLÜK ÇIKIYOR”

Her gün yeni bir yolsuzluk, usulsüzlük bilgisinin gündeme geldiğini söyleyen Denktaş, “Nereye dokunsak bir usulsüzlük çıkıyor, konuşma kayıtları çıkıyor. Devletten adamın olmazsa işin çözülmez diyenlerin kayıtları ortada, ve işin acısı işleri de böyle çözülüyor. Ben bakanken benim için söylenmedik şey kalmadı. Bugün bile sosyal medyada bazı yönlendirilmiş kişiler aynı şeyleri söylüyor. Ben bakanlığa başladım bitirdim, halihazırda eşimin ailesinden ötürü onun sahip olduğu malın üstüne tek bir şey koymadan çıktım bakanlıktan. Bana söylenenlerin hiçbirinin delili de yok. Bugün ülkede yaşananlara baktığımız zaman demek ki bir yerlerde yanlışlık var. Her bir skandalın delili de var ispatı da var” diye konuştu.

“SİSTEMİ DEĞİŞTİRİRSEK ÇOK KISA SÜREDE TOPARLANACAĞIZ”

Ülkede yaşanan tüm sorunların çıkış noktasının demokrasiden uzaklaşmak olduğunu vurgulayan Denktaş, komple bir sistem değişikliği ve demokrasiye bağlılıkla kısa süre içinde ülkenin toparlanacağını belirtti. “Boykot etmek, kim daha iyi yönetir diye değil, kim benim düğünüme geldi ya da kulaklarına bir isim fısıldandı diye oy vermek bizi demokrasiden uzaklaştırdı. Bugün bu hale gelmemizin ana nedeni budur. Demokrasi düzgün çalışsa yönetici korkar böyle bir şeye bulaşmaya, işin püf noktası budur. Boykot edenler geleceğimizi boykot ettiklerini farkına varıp doğru kişiye oy verirlerse çok kısa zamanda toparlanırız. Çünkü küçük bir ülkeyiz. Çok kısa sürede kendimize zarar verdiğimiz gibi, çok kısa sürede de toparlanmayı başarırız” diyen Denktaş, ülkedeki sorunun sistemin kendisi olduğuna dikkat çekerek, devleti her yönüyle yapılandırmanın kaçınılmaz olduğunu, ancak bu şekilde ülkenin önünün açılacağının altını çizdi.