Vermeli ki ak koyun kara koyun ortaya çıksın. Hem çok geç kalınmış, hem hesabını veremeyecek, hem savunamayacak kadar batakta, rezaletten öte bir durumdadır. Üç aylığına diye alınan malum Hukuk dışı oldubitti kararın uzatmalarla bu gün itibarıyla üzerinden 748 AY ( 62 sene 4 ay ) gibi çok uzun bir zamanın geçmesi, kararın ne kadar tutarsız, gerçeklere aykırı ve taraflı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Daha ne kadar süreceği de belli değildir, zira Kıbrıs Türk Halkının ayakta kalmasına bağlıdır. Ki 3 ay içinde Kıbrıs’ta güya asayiş ve düzenin yeniden sağlanması için sözde Barış Gücü gönderilmişti. Buraya kadar tamam da esas mesele bundan sonrasıdır.
Lakin kararda bu 3 aylık sürede Kıbrıs Cumhuriyetinin yönetimi, Kıbrıs sorununu yaratan Kıbrıs’ı Yunanistan’a ilhak etmek ve ENOSİS hayalini gerçekleştirmek için 21 Aralık 1963 tarihinde Türkleri imha planı olan AKRİTAS planını uygulamaya koyarak Cumhuriyetin eşit ortağı Türk Halkına silahlı saldırıya geçen saldırgan Rum ortağa verilmesi, ayrıca adaya gönderilen Barış Gücünün de saldırıların durdurulması adına yönetime yardımcı olmasının kararda yer alması bir çuval inciri berbat etmeye yetmiştir. İşte tam da burada, kümesin tilkilere teslim edilmesi sözcüğü cuk diye oturur.
Yahu, zaten hep saldıran Rumlar, saldırıya uğrayanlar da Türkler, hiç olacak iş mi?? İki buçuk aylık süre içinde Cumhuriyetin bütün organlarını ele geçirdiler, Türklerin buna mani olacak bir gücü ve imkanı yoktu ki. Her yeri ele geçirdiler, yolları, limanları, ovaları dağları denileri. Deyim yerindeyse Türkler kirpi gibi kabuğuna çekildi, içine kapandı, saldırganlara karşı savunma durumuna geçti, safları sıklaştırdı ve hep saldırıları bekledi gece gündüz aylar yıllarca. Eğer Rum saldırıları olmamış olsaydı tek bir kurşun bile atılmazdı adada. Türkler bir başına kala kaldı, ablukaya alındılar, bir köyden diğer köye gidecek, bir semtten ötekine gidecek imkanı ve güvenliği bile yoktu, ablukada tutuldular günlerce aylarca yıllarca. Eğer dürüst idiyseler raporlarında belirtmiş olmalıdır Barış Gücü.
Birçok Türk, köylerinden tehlikeler içinde göç etmek durumunda kaldı, karma bölgeler, karma mahallelerden Türkler daha güvenli yerlere göç ettiler bin bir güçlük ve tehlike içinde. İş güç yok, para yok, yiyecek, insani ihtiyaçlar, barınma vs yok. Tam bir ilkel hayat, lakin az da olsa eskisinden daha güvenli. Sözde Barış Gücü geldikten sonra Rum saldırıları kat be kat arttı, katliamlar, yoldan belden kaçırıp kuyulara atmalar saymakla bitmez. Tek dayanağı garantör Anavatanı Türkiye’nin her türlü yardımları olmasaydı bu gün adada bir tek Türk kalmazdı. Bitirici yumruk vurulmadan daima imdada yetişti, ihtar uçuşları, notalar vs. Düzenli Kızılay yardımları olmasaydı açlıktan bitecekti.
Barış Gücü seyretti, not aldı. Savunmada olan Türklerin siperlerini dahi bazı bölgelerde yıktı parçaladı, müsaade etmedi, teslim olmalarını istedi. Buna bire bir ben tanık oldum, yaşadım, hem de onlarca tank yüzlerce çapulcu karşısında. Tanklarla kuşatılmış olduğumuz Türk Bölgemiz Sakarya’ya geldiler, bütün mevzilerimizi kavga dövüş ederek yırtıp tekmelediler, siz mevzi yapamazsınız dediler, sonra da siktirip gittiler, 70-80 metredeki çapulcular da kahkaha attılar, dümdüz tarlanın bitiminde. BG, kararda yazıldığı gibi yönetime yardımcı oldu!!!! Dedik ya önceden dünya tersine döner diye. Da şimdi Guterres efendi nice adil davranır çözüm yapacakmış gerçekleri tersinden okuyarak. Bunca yıl geçti 186 üzerinden ama daha insafa gelemediler, doğru yolu bulamadılar, canileri savunurlar hala.
Adaya 20 bin Yunan askeri, gemiler dolusu silah sokmalar, hal böyle iken bile bazı dış ülkelerden Rumlara silah ve diğer yardımlar, askeri destekler vs. yapıldı. Türkler adada perişan halde yüzüne bakan yok Türkiye haricinde. Ve böyle yıllar geçti, 15 Temmuz 1974’te de Yunan Cuntası-EOKA B birlikte KIBRIS CUMHURİYETİNE İKİNCİ BÜYÜK DARBEYİ yaptılar. Kıbrıs Cumhuriyetini yıktılar yerine KIBRIS HELEN CUMHURİYETİNİ İLAN ETTİLER, terörist Sampson TV den dünyaya ilan etti vs vs. Fazla yazmaya lüzum yok, her şey açıkça olmuştu zaten, katliamlar, kurşuna dizmeler, toplu mezarlar, gizlisi yok. Ve Garantör Türkiye meşru müdahalesini yapmamış olsaydı bu gün Kıbrıs sorunu diye bir sorun olur muydu bilemem, lakin Kıbrıs’ta Türklerden bir kişinin bile kalmayacağını söyleyebilirim, Türkiye sayesinde bu gün varız.
Ve siz BM Genel Sekreteri olarak bay Guterres, hala daha Türkiye Garantisinin Kıbrıs’ta gerek olmadığını iddia edip kalkmasını nasıl isteyebilirsin?? Kıbrıs Türk Halkının geleceğini, hiç düşünmeden geçmişten de ders çıkarmadan bile bile karanlığa atmaya nasıl kalkarsın??? BMGK’nin ta en baştan adada çözümü- barışı sağlaması gerekirken tam aksine Rum saldırılarının artmasına dolayısıyla sonunda da savaşa zemin hazırlaması yetmezmiş gibi, adada barış ve asayişi sağlamak için, Türk Halkının topyekun katledilmesini önlemek için, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını da engellemek için evlatlarını feda etmek pahasına meşru müdahale hakkını kullanıp çatışmaları sonlandırdığı dünyaca bilindiği halde, ayrıca sözde Garantör Yunanistan’ın yaptığı son darbe ve istilayı görmezden gelerek faturayı Türkiye’ye kesmek, takdir yerine cezalandırma yönüne gitmek, darbeciler Rum-Yunan’a da arka çıkmak bardağı taşıran son damla niteliğindedir. Hal böyle iken şimdi saldırgan darbeciler Rum ve Yunan’ın hem ağababalar 5’linin dümen suyunda vicdansızca Garantiler kalksın martavalını hiç utanmadan sıkılmadan şart koşmak, ENOSİS’e kapının ardına kadar açılması demektir. Ve yüz yıllardır Kıbrıs’ta varlığını sürdüren, iki özneden biri olan, adada varlığını sürdürebilmek için, özgürce insanca yaşamak için yüzlerce on binlerce Türkün kanıyla sulanan bu toprakları Apostolun çizmeleriyle çiğnemesine ön ayak olursun, makamını kullanarak????? Yazzıklar olsun sana, Gazze için de yazzıklar olsun.
Filistin soykırımı için sus pus oldunuz, seyircisiniz arada bir hiç sıkılmadan Gazze’de soykırım uygulanır der geçersiniz. Öte yandan Ukrayna’ya da saldırılar devam eder, sin da gülle geçsin modunda, dişiniz kesmez diye. Önce de yazdım istifa ediniz diye, ama siz giderayak Kıbrıs Türk Halkını ateşe atmaya, dördüncü göçü yaşatmaya ve nihayette adayı Türklere zehir zindan etmeye kalkışırsınız, planınız basındaki gibi ise eğer, boşuna zahmet ettiniz, Türklerin yok oluşunu hazırlamışsınız efendi, böyle bir anlaşma olamaz, zaten yürümez, pamuk ipliğine bağlıdır. Yok öyle yağma.
Ben ve ailem ve Kıbrıs’ın genelindeki Türklerin çoğunluğu 3 defa göç etmişti Rum saldırılarından dolayı. Biz 12 aile 45-50 nüfuslu Aysergi köyünden 1955’lerde göç ettirildiğimizde 10 yaşında idim. 1960’ta Cumhuriyet kurulduğunda köyümüze gittik bütün Türk evleri yerle bir edilmişti. Tarlalarımızı, bostanlarımızı Rumlar kullanırdı. Bütün eşyalarımız alındıydı, GANİMET yani. 1974 savaşında Mağusa-Sakarya bölgesinden yine göç ettik kale içine üstümüzdekilerle. Birkaç ay sonra döndüğümüzde tam takır kuru bakır, gene GANİMET yani. 1963’te Türk Halkı en büyük göçü yaşamak zorunda kaldı, 103 köyden. 1974’te yine göçler oldu, kaçmaya fırsat bulabilenler tehlikelerle. Devamında da 1975 Viyana nüfus mübadelesi.
Şimdi hepsini da unutup, saldırganları haklı ve masum diye görüp, hem mübadele antlaşmasını hem de savaş suçlarının üstünü örterek hiçbir bedel ödemeden ve hiçbir şey olmamış gibi şu bölgeyi bu bölgeyi Rumların hesabına kayıt eden planda. Yahu bizim kaybolan 62 buçuk yıllarımız, ezgi cefa, kıtlık yokluk, açlık susuzluk, korku endişe, uykusuzluk ve ölümlerle üzüntülerle yoğrulmuş onlarca yılımızın, Cumhuriyetteki ortaklık haklarımızdan kayıplarımızın hesabını kimler ödeyecek. Masum insanlarımızın çocuk bebek yaşlı genç kadın ve erkeklerimizin canlarının kanlarının bedelini kim ödeyecek, kaldı ki bedelleri ödenemez, da şimdi kalkıp Rumları sütten çıkmış ak kaşık gibi gösterip bol keseden önlerine habire avantajları yığarsın Guterres efendi????? Kıbrıs sorununda masum mağdur ve haklı taraf Türklerdir, bunu aklında tut bayım.
Bizim hayatımız hep savunmada mücadele ile geçti hala da öyle, da şimdi çıkan ortaya da manamucuk yerine korsun darbecileri??? Yahu bu Türk Halkını suçsuz halde lakin cezalı olarak bir kenara attınız, dünyayla bağlarını koparttınız, kimse bizim tarafa gelmez gelemez sizden korkar gelip konuşsun, Türkler de dertlerini anlatsın, gerçekleri ortaya döksün, ne içeri ne dışarı çıkış, ne spor, ne müzik, ne başka sosyal bir etkinlik yapabildi yıllarca, hala öyle, bir şarkıcı gelip konser vermek ister hemen ayağa kalkarsınız Rumlar da beraber, sonunda engel olursunuz. Şimdi Dünya kupası maçları var, yıllardır bizim oyuncular diğer sportif dallarda da ayni ambargolu, oynamak yasak, ne içeride ne dışarıda. Bre maskaralar, bre soykırım destekçileri, vicdansızlar Adaletsizler, ne yaptı be bu Kıbrıs Türkleri da bu kadar uzun zamandır sürer bunca ağır cezalar, ha söyleyiniz ne yaptılar, be gavoleler????? Rumların neresi haklı bunu da açıklayınız dünya bilsin. Kasıtlı taraflı yanlışınızı 186 ortaya çıkarıyor, süresiyle, muhtevasıyla. Her ne kadar da Türkleri bu kararla otomatik cezalandırmış olmanız ters tepmiştir, deliller tamamen Türkler lehindedir, kararın tutarlı hiçbir dayanağı yoktur, tamamen terstir.
Hepiniz anlaştınız Kıbrıs’ı Rum-Yunan’a vermeye, vermeye verdiniz da Kuzeyi kaldı. İşte Guterres planıyla orası da gider. Hadeyin ordan….. Ben kaç zamandır söyledim, tıpkı Annan Planı Referandum öncesine gelindi, ayni hava yakalandı o yüzden tepeden daha kötü bir plan hazırlandı, empoze. Gene acele ettiniz beklentiniz daha olmadı, Türkler daha çökmedi, daha çok uzun yıllar direnebilir. Bu hamleyi şuna benzetirim, hani 15 Temmuz 1974’te Yunan Cuntası-EOKA B, sandı ki Türkler bitti tükendi Türkiye de müdahale edecek durumda değil, onun için ERKEN ENOSİS için düğmeye basmalarına. Halbuki Makarios tersini düşünürdü, zamanı daha gelmedi derdi, Onu da devirdiler, yoksa unuttunuz mu sayın sekreter?? Bütün yaşananları olan biteni biliyorum, kavgaları çatışmaları savaşları, Rum-Yunan saldırılarını zulmünü, işkencesini, sövmesini, yoldan belden evlerinden yataklarından Türkleri zorla kaçırmasını, kaybetmesini.
Şimdi soruyorum, Kıbrıs Türk Halkının suçu nedir da ASİ ilan edip Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık haklarını yargısız infazla elinden alıp saldırgan darbeci tarafa hediye ettiniz??? Türk Halkının suçu nedir ki ambargolarla izolasyonlarla baskılarla cezalandırıp bir köşeye attınız???Türklerin cezalarının sonu yok mu, ebedi midir, ne yapmalı son bulması için, teslim olup başını Rum giyotinine uzatmalı mı??? ENOSİS’e razı olmalı mı??
Cumhuriyeti hediye ettiğiniz darbeci saldırganların haklı olduğu hususu gösteriniz 4 Mart 1964’te. Kıbrıs sorununu niye 3 ayda çözmediniz??
3 ay süre için alınan 186 sayılı Hukuk dışı taraflı karar uzatmalarla 748 aya vardığı halde Kıbrıs’ta asayişi Barışı sağlamak yerine SAVAŞA sebep olduğunuz halde neden hala uzatırsınız???? Bundan hiç hicap duymaz mısınız?? Referandum dahil BM çözüm planlarını ezici çoğunlukla ret eden saldırganları hala neden mükafatlandırırsınız????
Güney Kıbrıs Meclisinde 3 defa tazelenmiş olan ENOSİS kararı ayrıca siyasi parti tüzüklerinde de bulunan ayni karar iptal edildi mi???
O tokalaşıp kucaklaştığınız, kırmızı halılar serdiğiniz saldırganların ellerinde 16 günlük bebelerin, doksanlık masum Türklerin kanı vardır bilmez misiniz??? Soykırımcıları koruyup kollamak yoksa adet haline mi geldi?? Olaylara tersinden bakarak, suçluları haklı, masumları suçlu saymak doğru mu???? O Uluslararası Hukuka da YAZZZIKLAR OLSUN. Mesele mal mülk meselesi değildir, kaldı ki bu da adilane olmayıp tek yanlıdır.
186 sayılı rezalet karar dünya tarihine kara bir leke olarak geçecektir.
NOT. Demiştik Annan Referandumundaki gibi bir hava yakalandı ülkemizde, bu açıdan eğer tekrar bir Referandum yapılır ve biz gene çoğunlukla EVET dersek, ki bu defa Rumlar da bence EVET diyecek zira ağızları kulaklarındadır, yer değiştirecek vatandaşlarımız endişe etmesinler, nasıl yer değişimleri olacak Sayın Talat, Cumhurbaşkanı ve görüşmeci olduğu zamanda kendi önerisiyle durumu halletmişti, Rum başkan da hemencecik olur demişti. Yoldaş Bay Hristofiyas’ın hiç tereddüt etmeden heybesine indirdiği bu öneri neydi bilir misiniz? Yer değiştirecek Türklerin zorluk çıkarmadan kuzu kuzu eşyalarını kamyona yükleyecek bir formüldü. Daha sonra bu formülün karşılığında bir şeyler de Rumlar taviz versin istendiyse de yoldaş Hristofiyas efendi kahkaha atarak ‘ o iş bitti heybeye girdi mi bir daha çıkmaz ‘ demişti. Karşılığında 9 talebimiz olmuştu lakin çok geç taleplerdi. Öneri ne miydi, günü geldiğinde açıklarız, bir zaman yazmıştım, inşallah O günler gelmez.
Fikret ŞANAL
