CONIFA ya da tam adıyla Bağımsız Futbol Federasyonları Birliği'nin organize ettiği Avrupa Futbol Şampiyonası'nda KKTC Milli Takımı'nın şampiyon olması uluslararası temasa ve başarıya hasret ülkemizde haklı bir gurura neden oldu.
FIFA ya da UEFA'ya kabul edilmeyen, çeşitli nedenlerle uluslararası siyasette tanınmayan ülke ya da özel bölgeler arasında futbol maçları düzenlemek amacıyla kurulan CONIFA şampiyonasındaki haklı gurur, ülkemiz gençliğine uygulanan haksız izolasyon konusunda düşünmenin de yeni bir vesilesi olabilir.
Aslında, ilk bakışta, tanınmış, uluslararası hukuka göre bağımsız devletler arasında kurulduğu düşünülen FIFA ve UEFA örgütlenmelerinde durum tam da böyle değil.
Örneğin, İskoçya, Galler, Kuzey irlanda gibi ülkeler bağımsız devlet statüsünde değil ama FIFA veya UEFA'da temsil ediliyorlar.
Zaten, Kıbrıs'ta Rumlar ve Türklerin ayrıldığı, ortak çatı kuramadığı, dolayısıyla her ikisinin ayrı temsil edildiği neredeyse ilk alan futbol oldu.
Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu'nun kuruluşu 1955 yılına dayanıyor.
İki toplumun ortaklığında kurulan 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti de bu realiteden hareket ederek, futbolu iki toplumun kendi ayrı örgütlenmesine bırakmıştı.
Dolayısıyla, Kıbrıslı Türklere pek çok konuda “ayrılıkçılık” gerekçe gösterilerek uygulanan uluslararası izolasyon ya da ambargoya, futbolun da dahil edilmesi temelsiz bir uygulamadır.
FIFA ya da UEFA'ya üyelik yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi bağımsız devlet statüsü anlamına gelmez.
İki taraf arasında güveni artırmanın, hatta federal temelde bir ortaklığın yeni bir denemesinin başlayacağının konuşulduğu bugünlerde Kıbrıs Türk gençliğine uygulanan futbol izolasyonunun kaldırılmasıyla işe başlamak yararlı olmaz mı?
