Birçok platformda Hz. Ömer’in “Adalet Mülkün Temelidir” sözünü mükerrer defalar ifade etmişimdir.
Bugünkü modern devlet yapılanmasının olmadığı dönemlerde Hz. Ömer "Adalet mülkün temelidir" sözü ile adaletin bir devletin varlığını, düzenini ve bekasını sağlayan temel direği olduğu vurgulamaktadır. Burada "mülk" kelimesi ise kişisel mal değil, devlet, egemenlik ve ülkeyi ifade etmektedir. Bu sözün bugün dahi ne kadar geçerli olduğu ve vatandaşlar arasında hak, hukuk ve adalet terazisinin bozulduğu KKTC gibi ülkelerde devletin meşruiyetinin sorgulanmaya başlandığı açık ve net olarak anlaşılmaktadır.
KKTC’de devlet adına ilgili bakanlığın kamu ve özel çalışanları arasında adil davranmadığı gerçeği son dönemde maalesef ikinci kez tekrarlanmaktadır.
Kamu sektöründe ve birçok belediyede maaşlar hayat pahalılığı oranında güncellenirken ve hatta harç ve vergilerde aynı oranda artış yapılırken hükümet kanadı işverenle omuz omuza vererek özel sektör çalışanının aldığı asgari ücrete hayat pahalılığın altında nominal bir artış yapmıştır. Başka bir ifade ile devlet özel sektör çalışanına karşı haksız, ayrımcı ve adaletsiz bir tutum içerisine girmiştir.
İşveren ile omuz omuz özel sektör çalışanına adaletsizlik Sadık Gardiyanoğlu döneminde yaşandığı gibi günümüzde de Oğuzhan Hasipoğlu’nun Bakanlığında tekrarlanmıştır.
Gardiyanoğlu ve Hasipoğlu, hayat pahalılığının altında asgari ücretliye artış yaparken vicdanları rahatsız olmamış, aynı zamanda aradaki farkın KKTC vatandaşlarına hibe şeklinde yapılacağı yönünde yaptıkları taahhüt çalışanların onurunu zedeleyecek bir boyuta ulaşmıştır. Şöyle ki, Gardiyanoğlu’nun 2025 Şubatındaki bu yöndeki beyanı kelimenin tam anlamıyla yalan çıkmış ve söz verilen ödeme yapılmayarak çalışanlarla adeta maytap geçilmiştir.
Bilindiği gibi; 2026 Ocak itibariyle geçerli olacak şekilde hükümet ve işveren meşveretleşerek hayat pahalılığı oranından yaklaşık % 3 daha az asgari ücrete artış yapmaya tenezzül etmişlerdir. Bu durumun olumsuz siyasi sonuçlarının olabileceğini fark eden hükümet kanadı, ekstra ödeme yapmak suretiyle artışın hayat pahalılığının üzerinde olacağı iddiasında bulunmuştur.
Hasipoğlu başlangıçta KKTC vatandaşı olan asgari ücretli çalışanlara, toplamda 12 bin TL’lik devlet desteği verileceğini belirterek bu desteğin doğrudan çalışanın banka hesabına yatırılacağını açıklarken, günümüzde bu destek için KKTC vatandaşları başvurularını ihtiyat.gov.ct.tr adresindeki online portal üzerinden yapması gerekmektedir. Bu uygulama ile acı ama gerçek aşağıdaki nedenlerden dolayı asgari ücretli çalışanlar ile maytap geçilmekte ve dilenci muamelesi yapılmaktadır.
· Gardiyanoğlu zamanında olduğu gibi; asgari ücretli bürokratik manevralarla bıktırılmakta, sadaka ister pozisyonda onuru ile oynanmakta ve nasıl olsa bu sefer de ödenmez algısıyla çalışanlar başvurudan caydırılmaktadır.
· Sosyal Sigortalar Dairesi emeklilere hayat pahalılığı oranında artış ve 13. Maaş ödemesi yaparken hükümet taraf tutarak sosyal güvenlik primlerinin bu oranın altında yatırılmasına neden olmakta ve kurumun aktüeryal dengesini bozmaktadır.
· Çalışanların primleri hayat pahalılığı oranının altında yatırılacağı için gelecekteki emekli maaşlarının alım gücü olumsuz etkilenecektir.
· Hükümetin desteğiyle çalışana enflasyonun altında artış yapan işveren kesimi paradoksal bir şekilde prim desteği almaya devam edecektir.
· İşverene yaranmak yanında hükümetin özel sektör çalışanlarının da hak ve hukukunu koruma gailesi olmuş olsa idi sosyal güvenlik prim yatırımlarını ve çalışanların gelecekteki refahını olumsuz etkilememek için asgari ücreti enflasyon oranında artırır, aylık 2,000 TL’lik katkıyı ise çalışan yerine prim desteği ile birlikte işverene yapar ve çalışanı bürokratik manevralarla dilenci yerine koymazdı.
Sonuç olarak; başka İslam ülkelerini bilmem ama her köşesi cami dolu olan KKTC’de defalarca Hz. Ömer’in kemiklerini sızlattığımıza hiç şüphe yoktur.
