İdeolojik kavramların gittikçe modasının geçmekte olduğu bir dönemden geçmekteyiz.
Siyaset yapanlar eskiden, inandıkları ya da halkın inanacağını düşündükleri ideolojileri ortaya koyar ve herkesin bunu takip etmesi için çaba ortaya koyardı.
O zamanlarda mevcut ana akımların yanında daha dar kitlelere hitap eden çok farklı ideolojiler ayaktaydı.

Siyasete yüzü dönük olan herkes bu ideolojileri öğrenip kafasına yatkın olanı takip ederlerdi.
Aslında burada kendi kafasına yatkın olmakla birlikte, ülkesinde hakim olmasını istediği, yani başkaları için de en iyisi olduğuna inandığı ideolojilerdi insanları peşinde sürükleyen.

Bu durum da fanatikleşmeyi, fanatikleşme de ne yazık ki çoğu zaman şiddeti doğurmaktaydı.
Ama gelişen teknolojiyle artan iletişim olanakları sayesinde artık herkes kendisini doğrudan ifade edebilir bir duruma gelmiştir.
En başta da sosyal medya olmak üzere, kitle iletişim araçlarının sadece izleyici olmayı değil, dileyene yayıncı olmak seçeneğini de sunması her şeyi değiştirirken siyaset de bundan nasibini almıştır.

Dünya siyaseti artık ideolojiler üzerinden değil, ülkelerin çıkarları ekseninde yürümektedir.
Bu durum da az önce bahsettiğimiz “idelojisiz siyaset” durumlarını yaratmıştır.

Bunun sonucu olarak da partiler artık kalıplaşmış ideolojiler yerine halkın önüne farklı öyküler koymaya başlamıştır.
İşte bu siyasetin temel değişimidir.

Bunu yakalayabilmek herkes için önemlidir.

Halkın beklentilerini doğru anlayan ve o beklentilere uygun öyküleri kurup yola çıkan yolda kalmaz.
Benzer şekilde halkın benimseyeceği beklentileri yaratan öyküleri onlara sunanlar da ileriye doğru adım atacak olanlardır.

Peki biz ne durumdayız..?

Değerli Dostum Profesör Doktor Mehmet Hasgüler ile yaptığımız programda hocamın bu noktayı dile getirmesi bende büyük mutluluk yaratmıştır.

Çünkü artık bu konunun konuşulmasının ve uygulanmasının zamanı bizler için de gelmiştir.
Ama ne yazık ki henüz hiçbir partimiz bu yönde bir adım atmamıştır.
Duruma göre gündem takip edilmektedir.
Bu sürdürülebilir değildir, ülke geleceğine hizmet etmemektedir.
Gelecek için yeni öykülere ihtiyacımız olduğu somut bir gerçektir.
Ve önümüzde duruyor.
Umarım bu gerçeği görür ve sahipleniriz.
Bunu yapmak yerine etrafından dolaşmayı ve yine bildik eski model ideolojik yaklaşımlar çerçevesinde siyaset yapmayı sürdürürsek bu bize çok büyük zaman kaybettirir.

Bu zaman kaybı da hepimize çok pahalıya patlar…