Ülkemiz geçtiğimiz kış ve bu kış beklenen yağmuru alamadı, yağan yağmur ise göletlerimizi doldurmaya yetmedi.

   Göletlerin birçoğunun doluluk oranı yüzde 50’nin altında kalırken, 17 göletten 6’sı kurudu.

   Su İşleri Dairesi’nin verilerine göre, 17 göletin toplam doluluk oranı Mart 2023’te ölçümüne göre yüzde 31,38, Kasım 2023’te 13,19, Ocak 2024’de ise 14,76 oldu.

  Çevre Eğitimi ve Yönetimi Uzmanı Biyolog Asuman Korukoğlu, göletlerin şu anki durumunda ilk akla gelenin iklim değişikliği olduğunu ancak farklı etkenlerin de bulunduğunu belirtti.

    Göletlerin doluluğunu artırmak ve suyu tutmasını sağlamak için konuşulanın yağmur, göletlerin çukurlaştırılması ve üzerindeki milin alınması olduğunu ifade eden Korukoğlu, dipteki mili almanın bir anlamı olmadığını ve mil almanın çevre tahribatı anlamı taşıdığını söyledi.

   Korukoğlu, bugün havza bazında ekolojik yaklaşımla sulak alanların korunmasını savunan bilim insanlarının milin alınmasının yanlış olduğu söylediğini dile getirdi. Derelerle, göletlerin içine gelen topraktan bahseden Korukoğlu, “Derelerle gelen sadece toprak değildir. Bunun yanında sucul bitkilerin, yarı sucul bitkinin tohumları, birçok organizmanın yumurtası, kalıntıları yani DNA’sı da toprakla birlikte göletlere taşınmakta ve gölet diplerinde yer almaktadır” dedi.

   Korukoğlu, “Dere yollarının temizliğinde yapılması gereken insanların attığı moloz ve çöp gibi atıkların temizlenmesi, yıkılmış dere kenarlarının onarılması ve yıkıntıların toplanmasıdır” dedi.

   Korukoğlu, göletlerin dolabilmesi için yağmurların dereleri akıtabilecek derecede olması gerektiğini, su getiren yolların temizliğinin de önemli olduğunu kaydetti. Korukoğlu, derelerin daraltılıp, daraltılmadığı, müdahale görüp görmediğinin de önem taşıdığının altını çizerek, göletlerin ve derelerin çevresindeki bitki örtüsünün durumu, havadaki nemi ve gelen suyun korunmasını etkileyen faktörler olduğunu kaydetti.

“Çevre sorunlarının nedeni bencillik,
tembellik ve vurdumduymazlıktır”

   Ülkemizde birçok derenin dozerle temizlendiğine dikkat çeken Korukoğlu, dozerle yapılan temizliğin derede hiçbir şey bırakmadığını faydalı, faydasız her şeyi temizlediğini söyledi.

   Korukoğlu, dozerle yapılan temizliğin suyun hızla gölete dolmasına ve toprağı da götürmesine neden olduğuna işaret ederek, göletlerin dibinde gelen toprakla daha hızlı dolmasını sağladığını vurguladı.

   “Sulak alanlara ve doğaya insan gözü ile bakmaktan vazgeçmemiz gerekiyor” diyen Korukoğlu, profesörünün “çevre sorunlarının nedeni bencillik, tembellik ve vurdumduymazlıktır” sözlerinin altını çizdi

“Göletlerdeki su bütün doğal denge için çok önemli”

   Korukoğlu, özellikle suya bağımlı, sucul flora ve fauna için göletlerin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “gölet kenarlarında yaşamını sürdüren bu canlılar gölette su olmazsa hayatta kalamaz” şeklinde konuştu.

   Bunun yanında su bitkileri, su içerisinde yaşayan eklem bacaklılar içinde göletlerin önemli olduğuna işaret eden Korukoğlu, aynı zamanda suç evresinde yaşayan yarı sucul bitkiler ve su kuşları içinde göletlerin olmazsa olmaz olduğunu belirtti.

   Korukoğlu, derelerin de göletlere su taşıdıkları için çok önemli olduğunu kaydetti.

   Korukoğlu, dolaylı olarak göletlerdeki suyun bütün doğal denge için çok önemli olduğuna işaret ederek, bundan bütün canlıların, hatta insanların da yararlandığını söyledi.

“Köylerdeki Gölet Komiteleri çalıştırılmalı”

   Göletlerin yakınında yaşayan insanlardan kaçak su çekimi olduğuna dair bilgiler aldıklarının altını çizen Korukoğlu, yakınında gölet olan köylerde Gölet Komiteleri olduğunu ifade ederek, bu komitelerin çalıştırılması gerektiğini söyledi.

   Korukoğlu, Gölet Komitelerinin çalıştırılmasının yanı sıra denetlenmesi gerektiğine de dikkat çekerek, “Doktora projem kapsamında bir sulak alan çalıştım. Köylülerden direk olarak kaçak su çekildiğini, suların yollara taştığını, gece insanların suyu bahçeleri için açtığını ama tekrardan gidip kapamaya usandıkları içim sabaha kadar o suyun taştığını ve bahçeleri de sular altında bıraktığı ihbarlarını aldım” dedi.

   “Bunların yaşanmaması gerekiyor” diyen Korukoğlu, suyun sadece bizim değil hem bizim, hem de doğanın olduğunun altını çizdi.

   Korukoğlu, suyu kaçak kullanan, bilinçsizce kullanan kişilerin cezalandırılması gerektiğine dikkat çekerek, gölet komitelerinin de bu noktada hem Kaymakamlıklardan, hem Çevre ve Su İşleri Dairesi’nden, hem de doğanın korunması için çalışan sivil toplumdaki kişilerden oluşması gerektiğini vurguladı.