Son zamanlarda, günlük yaşam akışında "narsist" sözcüğünü sıklıkla duyar olduk. Eşinin, çocuğunun, arkadaşının, patronunun hatta kendisinin narsist olduğuna kanaat getiren kişiler, yaşadıkları çıkmazları günah keçisine yükleyip, rahatlamaya çalışıyorlar.

      Mitolojide, yakışıklı delikanlı Narkissos; suda ilk kez yansımasını gördüğünde, kendi güzelliğine âşık olur ve ona âşık bütün peri kızlarını reddeder. Peri kızlarından biri üzüntüsünden eriyip bir ses yankısına dönüşünce, intikam tanrıçası Nemesis, yakışıklı delikanlıyı nergis çiçeğine dönüştürür. İşte Narsistlerin atası, nergis çiçeğine dönüşen, Narkissos'un öyküsü bu.

       Literatürde, Narsistik Kişilik Bozukluğu, erken yetişkinlik dönemi ve sonrasında gösterdikleri özelliklere göre, ruh sağlığı uzmanları tarafından teşhis edilir. Bu özellikler arasında, kendine, gereksinimlerine öncelik verme, üstün benlik algısı, kendine hayranlık, başarı ve bencillik duyguları ile beslenme, başkalarını anlama konusunda isteksizlik ve yetersizlik dikkat eker.

      Gerçekte Narsistik Kişilik Bozukluğuna gelene kadar, başka duraklar da var. Narsistik eğilimler, örneğin.  Narsist deyip geçtiğimiz bu kişiler, dış dünyadan onay almaya, ilgi görmeye, beğenilmeye, pohpohlanmaya çok ihtiyaç duyarlar ve dünyalarını bu çemberin içine kurarlar. Öyle ki bunları elde edebilmek için, ilişkilerinin başında ellerinden geleni yaparak, muhataplarının başlarını döndürürler. Aşk girişimleri bu nedenle, başarılı olur. Çalışma yaşamlarında da çok çabuk fark edilip yüceltilirler.

      Ancak narsist, ihtiyaç duyduklarını elde ettiğinde daha fazla çaba göstermez. Sevgilisinin, eşinin hayal kırıklığını idrak etmez veya kendinden bir pay bulmaz.

      Aşkta, işte başarısızlıkla, reddedişle karşılaştıklarında darmadağın olurlar. "Kaçan kovalanır" misali, başarısızlık hislerini yok etmek dürtüsü ile avlarının peşine düşebilirler. Bu durumda, narsistin karşısındaki kişi, sevildiğini düşünür. O kadar çok seviliyor ki, sevgilisi aşkından mecnun olmuştur! Oysaki burada, sevgiden öte, reddedilmeye, yok farz edilmeye yönelik bir isyan vardır.

     Narsist, kendinden kaçan insanın neden kaçtığını veya partnerinin neden mutsuz olduğunu anlayacak kapasitede değildir. Başkalarının duygularını anlamasını engelleyen bir kaosun içindedir. Her nereye baksa, kendini gördüğü bir kaos…

      Bu nedenle bir narsist ile ilişkinizi sürdürmeye çalıştığınız zaman, bal günlerinizden sonra anlaşılmadığınızı, önemsenmediğinizi hatta tanınmadığınızı fark eder ve yalnızlaşırsınız. Siz bu duyguda iken, dışarıdan her şey mükemmel ve siz çok şanslı görünebilirsiniz. Eşiniz, sevgiliniz herkesin imrendiği biridir ama siz boşlukta sallanır gibisiniz ve her an düşeceğiniz korkusu içindesiniz. Bu da bir narsistten ayrılmayı zorlaştıran duygu durumlardan biridir.

      Sahnede yaratıcı, örnek, özenilen bir sanatçı olan narsist; sadece yakın ilişkiler içerisinde tanınabilir, anlaşılabilir. Yakınları, sevgilisi, eşi; yakınmaya kalkışsa, narsisti savunacak çok fazla kişi vardır. Sosyal yaşamın içinde, parlak yıldızın ışığı ile gözleri kamaşmış hayranlardır bunlar.

      Narsist kişiyi önceden anlamak mümkün mü?

      Parmak izi gibi, her narsistin farklı özellikleri bulunur. Bu nedenle, genel geçer kalıpları herhangi bir narsiste uyarlamak zordur. Ayrıca, narsist olmadığı halde, ilişki kalıpları, narsistlerle benzerlik gösteren kişileri de unutmamak gerek.

     Bununla birlikte, bazı ipuçları, narsist kişiyi en başta anlamayı sağlayabilir.

     Çoğumuz ilişkinin başındaki coşkunun zamana yenik düşmesini doğal karşılarız. Oysaki yok böyle bir şey! İlişkilerde elbette bir şeyler değişir. İlişki başlangıca takılıp kalırsa gelişemez ve yaşanması gerekenler yaşanamaz. Bal günlerden sonra gelen her şey, ilişkiyi besler ve uyum, doyum açısından, çiftin aidiyet duygusunu güçlendirir. Bir narsist ile birlikte iseniz,  başlangıçtaki yücelten coşkunun sizi bir anda dibe düşürdüğünü fark ettiğiniz nokta ciddi bir uyarıdır. Ancak, çoğu kişi, başlangıçta sevildiği gibi tekrar sevilmeye o kadar odaklanmıştır ki, bu önemli uyarıcıyı değerlendirmez. O ilk duyguya, en başa dönmek için, çabalar, boşa kürek çeker. Bu yıpratıcı süreç, narsist sevgiliye bağlanma, bağımlı olma, kendini değersiz, suçlu ve eksik hissetme gibi duygusal bütünlüğü darmadağın eden bir yolculuğun işaretidir.

     İlk uyarıcı, gökdelenden denizin dibine düşmek gibi bir histir. Ardından, narsist, kontrol etme, kısıtlama, yönlendirme gibi manipülatif uygulamalara başlayabilir. Geçmişinizi didik didik eder, yargılar, suçlar. Yakınlarınızdan uzaklaşırsınız, sosyal ilişkilerinizi kısıtlarsınız, telefonunuzun, elektronik postalarınızın ve sosyal medya hesaplarınızın akışını kontrol etmesine ses çıkarmazsınız. Bunlar da çok ciddi uyarıcılardır. O kendini beslerken, üstün varlık algısını güçlendirirken siz küçülürsünüz ve sizi buna inandıracağı her şeyi eline teslim edersiniz. Bu noktada hâlâ oradaysanız ve sizi eskisi gibi sevmesi için çabalıyorsanız, işiniz zor. "Aslında beni seviyor" ninnisini dinlemeyi bırakıp, kaçmanız gerek. Hem de süratle.

      Her şekilde, kişi narsist olduğunu kabul edebilir ve destek alarak, ilişkilerini, aile hayatını sağlıklı bir şekilde sürdürebilir. Elbette bu çok kolay değildir ama ne yaptığını, neleri yıkıp geçtiğini fark etmesi, çok değerli bir noktadır. Bu da, ona uyum göstererek, narsist yapısını besleyerek olmaz. Ruh sağlığı uzmanları, bu konularda en önemli destekçilerdir.