Her insan değerlidir, biriciktir ve başkaları ile eşittir.
Bunu bilsek de para, güç, güzellik, güvenli ve barış içinde bir ülkede yaşamak, gelecek kaygısı olmamak gibi pek çok ayrıntı; her insana, topluluğa veya topluma nasip olmaz.
Bunun yanında, genel geçer doğrulardan farklı olanı kategorize etmeyi de işin içine katarsak, yaşadığımız dünyada değersiz, dışlanmış, itilmiş hisseden pek çok insan ve topluluk olduğunu tahmin edersiniz.
Yaşadığımız coğrafyayı savaşlardan arındırmak ve dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı bir ülke haline getirmek çabası ütopik bir düş gibi görünse de kendi varoluşsal değerimiz söz konusu olduğunda yapılabilecek çok şey vardır.
İnsan olarak veya toplumsal bir kişi olarak, değerli hissetmeyi başarmak; hem kendimiz ile hem de başka insanlarla yaşanılacak deneyimlerle ilgilidir.
"Başkaları" kendi varoluşsal anlamımız ile ilgili bize ne yapıyorlar, nasıl davranıyorlar?
Kendimizi daha iyi, gerekli ve doğru hissetmemizi sağlayabiliyorlar mı? Yoksa, her sosyal ilişkide, ödünler vererek, alttan alarak mı ayakta durmaya çalışıyoruz?
Ailemiz ve dostlarımız ve çalışma arkadaşlarımız işleri bittiğinde bizi görmüyorlar mı?
Bunlar değersiz hissettiren birkaç ufak tefek ayrıntıdır ama devamı da var: yetenekleriniz, cömertliğiniz, insan, doğa sevginiz fark edilmeyebilir. Denge taşı olduğunuz görülmeyebilir. Yürekten, yalansız, dolansız, çıkarsız sevdanız anlaşılamayabilir. Bencillik denilen ahlâki zayıflıktan uzak olmanız; arsızlar tarafından kullanılabilir. Ve daha neler…
Düşünün ki dışarıdan gelen saldırılar, içerideki değer duygusunu hedef alıyor. Bunu anlamak zor değil. Yeteneklerinizi, fikir ve düşüncelerinizi saklamaya başladığınız andan itibaren değersizlik zehri kanınızda dolaşmaya başlar. Yenik, kötü, eksik veya yanlış hissederek saklanırsınız. Sizin için önemli olanlar, kapının arkasına süpürülürken, "başkaları" çoğalır. Onlar çoğaldıkça değersizlik duygunuz koca bir boşluğa dönüşür.
Bu durumda, kişinin kendi içsel yolculuğunda yapacakları kadar, ona kendini değersiz hissettiren insanlara karşı da alması gereken önlemler vardır.
Size kendinizi değersiz hissettiren insanlardan başlayalım isterseniz. Bunların yaşamınızın odağından çıkması gerektiğini biliyorsunuz. Eğer bu kişiler, birincil derecede önemli kişiler ise, bağı koparmak mümkün değilse; işiniz yapıcı eleştirileri değerlendirerek, kendinizi özgürce ifade etmenize kalır. Karşınızdaki "bağlı" ve "birincil" kişi şaşırabilir, size hayretle yaklaşabilir. Ne güzel, VAR OLMA harekâtınız başlamıştır. Onlara seyretmek ve sizinle ilgili bakışlarını değiştirmek düşer.
Sizin kendinize karşı ilk göreviniz başlamıştır: yapıcı eleştirileri değil de yıkıcı saldırıları dikkate alarak, kendinizi sakladığınız, kendinizden kaçtığınız için işleme almadığınız bütün güzellik ve değerlerinizi gözden geçirin. Bulduğunuz her iyiyi sizi kapatan, değiştiren kötücül enjeksiyonların yerine koyunuz. Karşınıza, başkalarına uyum göstermek adına, kendinize yaptığınız haksızlıklar da çıkacaktır. Dostça davranarak, bağışlayarak affedin kendinizi ve yola devam edin.
Arkadaş, patron, iş arkadaşı; sürekli saklanmanıza ve değersiz hissetmenize neden oluyorlarsa, onlara sonsuz bir "elveda" demekte fayda var. Sizden ayrılamıyorlar mı? O zaman, eleştirileri, bakış açıları yapıcı olmalıdır. Bunu onlara öğretmelisiniz. Yıkmak değil, yapmak gerek. Burada önceliklerinizin değiştiğini ve kendinize yönelik elde ettiklerinizi yansıtmanızı beklerim. Onların sizi omuzlarınız düşük görmeye alışmış olmalarının hiçbir önemi yoktur.
Kendinizi kabul etme ve değerli hissetme yolculuğunuzda, ilk sevgi, ilk şefkat kendinize yönelmelidir. Kendine karşı acımasız olan ve değersiz hisseden kişiler, başkalarının etkisine daha çabuk girerler. Bununla da kalmaz, değerli hissetmedikleri için, başkalarının da onlara değer vermemesini kolaylıkla kabullenirler. Bu kişinin kendine kurduğu bir tuzaktır ve bundan kurtulmak gerekmektedir. Kendine yönelik şefkat, sevgi ve kendini tanıma yolculuğu bu nedenle çok değerlidir. Ne bulacağınızı, neleri kaçırdığınızı veya unuttuğunuzu deneyimlemek, yolculuğun heyecanlı duraklarıdır.
