Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy, Kanal T Genel Yayın Yönetmeni Aytuğ Türkkan’ın hazırlayıp sunduğu Manşet programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakanlıktaki çalışmalar, fiyat denetimleri ve pahalılıkla mücadele, Türkiye’den elektrik ve doğal gaz bağlantısı, güneş enerjisi, fiber altyapı, sosyal sigortaların aktüeryal dengesi, seçim takvimi, karma oy ve UBP’nin seçim sürecine ilişkin konuşan Taçoy, sosyal sigortalardaki yeni mali yükler konusunda çekincelerini dile getirirken, Türkiye’den kabloyla elektrik getirilmesi konusunda kararlılık bulunduğunu savundu.

Kanal T Genel Yayın Yönetmeni Aytuğ Türkkan’ın hazırlayıp sunduğu Manşet programının konuğu Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy oldu. Taçoy, programda ekonomi ve enerji başta olmak üzere Meclis’in çalışma düzeni, bakanlıktaki projeler, fiyat denetimleri, hayat pahalılığı, sosyal sigortalar ve yaklaşan milletvekilliği seçimine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Programın başında seçim çalışmalarını değerlendiren Taçoy, UBP’nin sahada olduğunu belirterek, kendisinin de uzun süredir vatandaşla temasını sürdürdüğünü söyledi. Partinin hareketlenmesiyle birlikte tabanda seçim heyecanının arttığını ifade eden Taçoy, seçim öncesinde gerçekleşen bakanlık değişikliğinin kendisi açısından sürpriz olduğunu kaydetti.

Taçoy, göreve getirilmesinden bir gün önce Başbakan Ünal Üstel ile 30 Ağustos’ta yaşanan deniz kazasına ilişkin oluşturulan Meclis Araştırma Komitesi hakkında görüştüğünü ve komisyonda görev almasının gündemde olduğunu anlattı. Ertesi gün bakanlık göreviyle karşılaştığını belirten Taçoy, kendisine verilen görevi geri çevirmediğini söyledi.

“MECLİS DAHA DÜZENLİ VE TAM ZAMANLI ÇALIŞABİLİR”

Meclis araştırma komitelerinin işlevine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Taçoy, bütün komitelerin sonuçsuz kaldığı görüşüne katılmadığını söyledi. Geçmişte Kıbrıs Türk Hava Yolları konusunda kurulan komiteyi örnek veren Taçoy, bazı araştırma komitelerinin rapor ve yaptırım ürettiğini savundu.

Sayıştay raporlarıyla ilgili geçmişte yürüttüğü çalışmalara da değinen Taçoy, 2006 döneminde yüzlerce Sayıştay raporunun Meclis’te beklediğini, oluşturulan ad-hoc komite aracılığıyla çok sayıda dosyanın ele alındığını anlattı. Bazı dosyaların ceza mahkemelerine gitmesi gerektiğini düşündüğünü ancak bunların akıbetinin farklı süreçlerde kaldığını ifade etti.

Meclis’in çalışma sisteminin değiştirilmesi gerektiğini savunan Taçoy, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki çalışma yöntemlerinden yararlanılabileceğini söyledi.

Taçoy, komitelerin belirli haftalarda yoğun biçimde çalışması, ardından Genel Kurul’un birkaç gün aralıksız toplanması ve milletvekilliğinin daha tam zamanlı bir yapıya kavuşturulması yönünde bir sistem kurulabileceğini belirtti. Böyle bir modelde vatandaşın milletvekilini nerede bulacağını bileceğini söyleyen Taçoy, yeni Meclis binasının fiziki koşullarının da buna elverişli olduğunu ifade etti.

“OLGUN BEY’İN BIRAKTIĞI İŞLERİ DE DEVAM ETTİRDİK”

Ekonomi ve Enerji Bakanlığı görevini devraldıktan sonra yürüttüğü çalışmalara değinen Taçoy, önceki Bakan Olgun Amcaoğlu döneminde başlatılan projelerin devam ettirildiğini söyledi.

Tüzel kişilik başvurularının teknolojik ortamda yapılmasını sağlayacak yazılım çalışmasının tamamlandığını belirten Taçoy, bunun tanıtılarak kullanıma açılması gerektiğini ifade etti. Avrupa Birliği ile yürütülen ürün güvenliği ve metroloji alanındaki çalışmaların da önceki dönemden devralınarak tamamlandığını kaydetti.

Taçoy, Hal Yasası ve fiyat denetimlerinin de Bakanlığın takip ettiği önemli başlıklar arasında olduğunu vurguladı.

“İSTEDİĞİM ÜRÜNDE FİYAT DENETİMİ YAPABİLİRİM”

Programın önemli bölümlerinden biri piyasadaki fiyatlar ve Bakanlığın denetim yetkileri oldu.

Taçoy, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nın piyasadaki fiyatları denetleyebileceğini belirterek, gerekli görülmesi durumunda ürünlerin denetimli mal kapsamına alınabileceğini söyledi. Fiyat denetimi yapılmadan ürünlerin kâr oranlarının ve maliyet yapısının görülemeyeceğini ifade eden Taçoy, Bakanlığın bu konuda çalışma yürüttüğünü anlattı.

Aynı ürünün farklı işletmelerde farklı fiyatlarla satılması örneği üzerine konuşan Taçoy, serbest ekonomide işletmelerin fiyat belirleme özgürlüğü bulunduğunu, ancak devletin ticaret ve maliye müfettişlerini birlikte kullanarak maliyet ve kâr oranlarını inceleyebileceğini belirtti.

Taçoy, “Mali müfettiş de kimin ne kadar kârla ürün sattığını daha rahat görür. Ona göre tedbirlerinizi alırsınız” ifadelerini kullanırken, yüksek kazançların vergisel açıdan da takip edilebileceğini kaydetti.

OKUL ÜRÜNLERİ VE YANGIN SÖNDÜRME CİHAZLARINDA DENETİM

Göreve geldiği ilk günlerde okul sezonunun başladığını hatırlatan Taçoy, kırtasiye, okul çantası ve okul kıyafeti satan işletmelerde denetimler yapıldığını söyledi.

Bu yıl yapılan denetimlerin gelecek yıl için veri oluşturacağını kaydeden Taçoy, denetimlerin okul açılmadan bir veya bir buçuk ay önce başlaması gerektiğini belirtti. Ürünlerin maliyetlerinin önceden takip edilmesi gerektiğini ifade eden Taçoy, gerekli görülürse okul ürünlerinin denetimli mal kapsamına alınabileceğini söyledi.

Araçlarda bulunan yangın söndürme cihazları ve ilk yardım çantalarının da denetimli mal kapsamına alındığını anlatan Taçoy, doğrudan fiyat belirlenmemesine rağmen bu karar sonrasında piyasada fiyatların gerilediğini savundu.

Taçoy, standart dışı veya ülkeye kaçak yollarla girdiği düşünülen ürünlerin de denetlendiğini; Ticaret Dairesi’nin yetkisinin dışında kalan konularda Gümrük ve Maliye gibi diğer kurumlarla iş birliği yapıldığını belirtti.

Taçoy, fahiş kâr tespit edilmesi halinde devletin müdahale araçları bulunduğunu belirterek, gerekirse bir ürünün denetimli mal kapsamına alınabileceğini ve azami kâr oranı belirlenebileceğini söyledi.

PAHALILIKTA LOJİSTİK, VERGİLER VE ARZ-TALEP VURGUSU

Ülkedeki yüksek fiyatların nedenleri konusunda değerlendirmelerde bulunan Taçoy, ürünlerin ülkeye ulaşmasında oluşan lojistik ve navlun maliyetlerinin önemli bir faktör olduğunu söyledi.

KKTC’nin lojistik maliyetlerinin başka ülkelere kıyasla yüksek olduğunu savunan Taçoy, uzun süredir ülkede bir lojistik planlama ve lojistik merkez kurulması gerektiğini dile getirdiğini ifade etti.

Arz-talep dengesinin de fiyatlarda etkili olduğunu belirten Taçoy, Güney Kıbrıs’a geçemeyen ve ihtiyaçlarını yalnızca kuzeyden karşılamak zorunda kalan önemli bir nüfus bulunduğunu, bunun bazı ürünlerde zorunlu talep yarattığını söyledi.

Taçoy, devletin ürün maliyetleri üzerindeki vergi ve diğer yüklerinin de incelenmesi gerektiğini belirterek, özellikle gıda ürünlerinde devletin aldığı payın azaltılmasının hayat pahalılığı üzerinde olumlu etkisi olup olmayacağının hesaplanması gerektiğini ifade etti.

Taçoy, devletin bazı ürünlerden elde ettiği gelir ile hayat pahalılığında yaşanabilecek yüzde 1’lik düşüşün bütçeye etkisinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Özellikle gıda grubunun hayat pahalılığı üzerindeki etkisinin azaltılmasına yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi.

“ELEKTRİK DE GELECEK, GAZ DA GELECEK”

Programda enerji konusu da geniş yer tuttu.

Taçoy, Türkiye’den doğal gaz getirilmesinin enerji üretim maliyetlerinde düşüş sağlayacağını, doğal gazın aynı zamanda daha çevreci bir üretim modeli oluşturacağını söyledi.

Türkiye ile kurulması planlanan enterkonnekte elektrik bağlantısına da değinen Taçoy, Türkiye’de elektrik fiyatları ile KKTC’deki elektrik maliyetleri arasında ciddi fark bulunduğunu ifade ederek, kabloyla elektrik bağlantısının gerçekleşmesi gerektiğini savundu.

Taçoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin bu konuda kararlı olduğuna inandığını belirterek, “Bu elektrik gelecek, bu gaz gelecek ve bu ülkedeki maliyetler aşağıya düşecek” dedi.

Taçoy, UBP’nin Türkiye’den su, elektrik ve doğal gaz bağlantısını uzun yıllardır gündeminde tuttuğunu belirterek, 2009 seçim bildirgesinde suyun yanı sıra elektrik ve doğal gaz bağlantısına da yer verildiğini söyledi.

TAÇOY’DAN KABLO AÇIKLAMASI: “GEMİNİN YOLA ÇIKTIĞI BİLGİSİ VAR”

Elektrik kablosunun döşenmesinin önündeki siyasi ve teknik engellerin sorulması üzerine Taçoy, Rum ve Yunan tarafının Avrupa’daki süreçlerde projeye karşı çıktığını savundu.

Taçoy, Başbakan Ünal Üstel’in daha önce yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, kabloyu döşeyebilecek gemilere ilişkin Avrupa’da yaşanan engeller sonrasında başka bir geminin bulunduğu ve bu geminin yola çıktığı yönünde bilgi bulunduğunu söyledi.

Kablo döşeme işleminin tek başına yeterli olmayacağını belirten Taçoy, iki tarafta trafo ve güç merkezlerinin kurulması gerektiğini ifade etti. Süre konusunda kişisel tahminini de paylaşan Taçoy, hazırlıklar tamamlandığında projenin yaklaşık bir ile bir buçuk yıllık zaman diliminde gerçekleştirilebileceğini düşündüğünü söyledi.

Doğal gazın gelmesi durumunda ise mevcut elektrik üretim tesislerinde dönüşüm yapılması veya yeni üretim ünitelerinin kurulması gerektiğini belirten Taçoy, bu seçeneklerin teknik ve ekonomik olarak hesaplandığını kaydetti.

GÜNEŞ ENERJİSİNDE ALTYAPI UYARISI

Enerji Bakanlığı’nın yalnızca KIB-TEK’ten ibaret olmadığını vurgulayan Taçoy, Bakanlığın akaryakıttan elektrik üretimine ve yenilenebilir enerjiye kadar ülkenin bütün enerji politikasını planlaması gerektiğini söyledi.

Güneş enerjisi yatırımlarının ciddi bir kapasiteye ulaştığını ifade eden Taçoy, mevcut trafo ve şebeke altyapısının bu artışı kaldırabilmesi için yeni yatırımlara ihtiyaç olduğunu belirtti.

Taçoy, güneş enerjisindeki ani üretim artışlarının frekans dengesini etkileyebildiğini belirterek, depolamalı ve frekans düzenleme özelliğine sahip batarya sistemlerinin farklı bölgelere kurulması veya trafo altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Enerji yatırımlarına izin verilirken şebeke altyapısının da eş zamanlı geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Taçoy, aksi halde sistemde yaşanan sorunların tüketicilerin elektrikli cihazlarına kadar yansıyabileceğini ifade etti.

FİBER ALTYAPI, TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİ VE TEKNOPARKLAR

Taçoy, Türkiye ile deniz altından kurulan iletişim hatlarını hatırlatarak, geçmişte yapılan fiber optik yatırımlarının ülkenin uluslararası iletişim altyapısına önemli katkı sağladığını söyledi.

Her eve fiber projesinin tamamlanmasıyla internet altyapısının çok daha hızlı hale geleceğini savunan Taçoy, ilk aşamada eleştiriler olabileceğini ancak altyapının kullanılmaya başlanmasının ardından vatandaşın faydasını göreceğini ifade etti.

Fiber altyapının yalnızca internet hızını değil, teknoloji yatırımlarını, Ar-Ge faaliyetlerini ve teknoparkların gelişimini de destekleyeceğini söyleyen Taçoy, ülkede faaliyet gösteren yazılım ve oyun şirketlerinden örnekler verdi.

Yeni teknoloji projelerinin onaylandığını belirten Taçoy, bu tür şirketlerin sayısının birkaç tane değil yüzlerce olması gerektiğini kaydetti. Teknopark sisteminin tek bir üniversiteye veya tek bir bölgeye bağlı kalmaması gerektiğini ifade eden Taçoy, farklı bölgelerde denetlenebilir teknopark alanlarının oluşturulmasını desteklediğini söyledi.

KARMA OY VE SEÇİM TAKVİMİ

Programda yaklaşan milletvekilliği genel seçimi ve karma oy sisteminin kaldırılmasına ilişkin süreç de ele alındı.

Taçoy, karma oy uygulamasının kaldırılmasına ilişkin düzenlemenin Meclis’ten geçeceğini söyledi.

Seçim tarihinin belirlenmesine yönelik Meclis kararının Cumhurbaşkanlığı onayına gitmediğini, doğrudan Resmi Gazete’de yayımlandığını belirten Taçoy, seçim takviminin Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla başladığını ifade etti.

Bu nedenle seçime ilişkin kararın 8 Ekim’de alınmasının planlandığını söyleyen Taçoy, Meclis’in 5 Ekim’de normal açılışını yapacağını, seçim tarihine ilişkin kararın ise takvimin 60 günlük süresine göre 8 Ekim’de alınması gerektiğini anlattı.

“UBP’DEKİ DAĞINIKLIĞI KENDİ İÇ TARTIŞMALARIMIZ YARATTI”

UBP’nin seçim sürecine ilişkin konuşan Taçoy, partide geçmişte yaşanan dağınıklığın kendi iç tartışmalarından kaynaklandığını söyledi.

Hükümetin bazı uygulamalarını daha önce eleştirdiğini hatırlatan Taçoy, gördüğü yanlışları söylemekten geri durmadığını, geçmişte parti içinde tartışmalar ve görüş ayrılıkları yaşandığını ifade etti.

Seçim döneminde esas hedefin “sulh”tan çok doğru işleri yaparak vatandaşa hizmet etmek olması gerektiğini söyleyen Taçoy, bakanlık görevine gelmesi nedeniyle görüşlerinin değiştiği yönündeki yorumları da kabul etmedi.

Taçoy, yanlış gördüğü bir uygulama olması halinde bunu bundan sonra da söylemeye devam edeceğini ifade etti.

SOSYAL SİGORTALARDAKİ 40 BİN TL VE YÜZDE 10 ARTIŞ KONUSUNDA ÇEKİNCE

Daha önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yaptığı dönemi anlatan Taçoy, göreve geldiği dönemde Sosyal Sigortalar’ın maaş ödemekte zorlandığını ve mali yapıyı güçlendirmek amacıyla birkaç yıllık bir plan hazırladıklarını söyledi.

İlk yıl 13’üncü maaşın yarısını borçlanmadan ödeme, ikinci yıl 13’üncü maaşın tamamını ödeme, üçüncü yıl ise kurumun kasasında ek bir maaşı karşılayabilecek kaynak bırakma hedefleri koyduklarını anlatan Taçoy, zaman içinde kurumun mali pozisyonunun güçlendiğini savundu.

Aktüeryal dengede çalışan-emekli oranının yaklaşık 3,6’ya 1 seviyesinde bulunduğunu belirten Taçoy, bu dengenin korunmasının önemli olduğunu söyledi.

2008 sonrasında sisteme giren çalışanların henüz yoğun şekilde emeklilik yaşına ulaşmadığını ifade eden Taçoy, ilerleyen yıllarda emekli sayısında ciddi artış yaşanabileceğini ve bu nedenle bugünden hazırlık yapılması gerektiğini kaydetti.

Sosyal Sigorta emeklilerine verilmesi gündemde olan 40 bin TL’lik ödeme konusunda çekincelerini daha önce ilgili kişilere ilettiğini belirten Taçoy, ödemenin vatandaş açısından elbette olumlu karşılanacağını ancak aktüeryal dengenin bozulmaması gerektiğini ifade etti.

Ocak ayında yapılması planlanan hayat pahalılığına ek yüzde 10’luk artışın ise sürekli bir mali yük oluşturacağını belirten Taçoy, bunun bütçeye etkisinin mutlaka hesaplanması gerektiğini söyledi.

“SOKAKTA UBP’YE YÖNELİK ŞİKAYETLERDE AZALMA GÖRÜYORUM”

Seçim çalışmalarını değerlendiren Taçoy, birkaç ay önce UBP’ye yönelik sokakta ciddi şikayetler bulunduğunu, ancak son dönemde kendi gözlemine göre bir toparlanma yaşandığını savundu.

Siyasi partilerin yalnızca karşılıklı suçlamalar üzerinden değil, ortaya koydukları projeler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Taçoy, ekonomi, enerji, yerel yönetimler ve diğer alanlarda somut projelerin konuşulmasını istedi.

UBP’nin Türkiye ile elektrik bağlantısı, doğal gaz, lojistik merkez ve teknopark projelerini ortaya koyduğunu söyleyen Taçoy, seçim döneminde bunların yanı sıra başka projelerin de kamuoyuna açıklanacağını ifade etti.

Muhalefetin söylemlerine de değinen Taçoy, siyasi tartışmaların kullanılan kelimeler yerine icraat ve projeler üzerinden yürütülmesi gerektiğini savundu.

KIBRIS SORUNU: “TOPLUM ARTIK İNANMIYOR”

Taçoy, seçim tartışmaları arasında en az konuşulan başlıklardan birinin Kıbrıs sorunu olduğunu söyledi.

Türkkan’ın Kıbrıs meselesinin toplumun gündeminde bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi üzerine Taçoy, bunun nedenini “Çünkü inanmıyorlar” sözleriyle açıkladı.

SEÇİM SONRASI MECLİS İÇİN “25 SAĞ, 25 SOL” DEĞERLENDİRMESİ

Programın son bölümünde olası seçim sonuçları ve hükümet modelleri de konuşuldu.

Taçoy, seçim sonrasında Meclis’te sağ ve sol partiler arasında 25’e 25 gibi bir dağılım ortaya çıkabileceğine ilişkin bir değerlendirmesi bulunduğunu söyledi. Bunun bir seçim tahmini değil kendi siyasi değerlendirmesi olduğunu belirten Taçoy, kaç partinin Meclis’e gireceğinin seçim sürecindeki performanslara ve seçmenin tercihine bağlı olacağını ifade etti.

Karma oyun kaldırılması ve yalnızca mühür sistemine geçilmesinin Meclis’e girecek parti sayısı üzerinde nasıl bir etki yaratacağının ayrıca tartışılması gerektiğini söyleyen Taçoy, kamuoyunda dört partili bir Meclis ihtimalinin konuşulduğunu aktardı.

Seçim sonrasında olası koalisyon seçeneklerine ilişkin soruya ise Taçoy, demokrasilerde tarafların görüşmesi ve anlaşmaya niyetli olması halinde farklı hükümet modellerinin mümkün olabileceği yanıtını verdi.

Geçmişte ortaya çıkan 25-25 milletvekili dağılımlarını hatırlatan Taçoy, seçimden sonra hangi partilerin birlikte hükümet kuracağının önceden kesin biçimde bilinemeyeceğini ifade etti.

Taçoy, siyasilerin verdikleri sözlerin kendilerini bağladığını belirterek, seçim döneminde verilen her vaadin sorumluluk bilinciyle ortaya konulması gerektiğini söyledi.

Programın sonunda Aytuğ Türkkan, görüşmeden öne çıkan üç başlığı; Meclis’te sağ-sol dengesinin 25’e 25 oluşabileceğine yönelik değerlendirme, Taçoy’un sosyal sigortalardaki yeni mali düzenlemelere ilişkin çekinceleri ve Türkiye’den kabloyla elektrik getirilmesi konusunda kablo döşeme gemisinin yola çıktığı yönündeki açıklaması olarak özetledi.