Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, “sahte diploma ve yolsuzluk” soruşturmaları konusunda polise baskı yapıldığına dair duyumları olduğunu söyleyerek, bu baskının bir an önce sana erdirilmesi konusunda hükümeti uyardı

Yazılı açıklama yapan Çeler, ülkede adeta sosyal bir bunalım yaratan “sahte diploma ve yolsuzluk” soruşturmalarının; ucu nereye ve kime dokunursa dokunsun salimen ilerletilmesi gerektiğine vurgu yaparak, polis üzerinde siyasi baskı yapıldığına dair duyumlara işaret etti.

“Polisin ‘seçerek’ tutuklama yapması için en üst mertebeden baskı yapıldığına dair kuvvetli duyumlarımız var” diyen Çeler, toplumun zaten en güven duyması gereken kişileri her gün elleri kelepçeli olarak mahkemelerde yargılanırken görmesinin yarattığı hayal kırklığının yanına bir de “birileri kayırılıyor” duygusunu yaşamasının, adalet duygusunun tamamen çökmesi anlamına geleceğini vurguladı.

“Dokunulmazlıklarının kaldırılması için derhal harekete geçilmeli”

Hakkında “sahte diploma ve yolsuzluk” iddiaları bulunan Milletvekilleri olduğuna da dikkat çeken Çeler, bu vekillerin de hakkaniyetli şekilde sorgulanması ve yargılanarak ya aklanması ya da suç tespitinin yapılması gerekliliğine işaret etti.

Çeler, “Bu vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması için gerekli tüm adımlar atılmalı, diğer tüm zanlılar için de bir an önce soruşturmalar tamamlanmalı ve yargı süreci başlatılmalıdır. Toplumun erozyona uğratılan adalet ve eşitlik duygularının daha fazla zehirlenmemesi elzemdir” dedi

“YÖDAK bir an önce yeniden yapılandırılmalı”

Çeler ayrıca, soruşturmalar nedeniyle geçtiğimiz günlerde istifa eden Başkanı Turgay Avcı dahil YÖDAK’ın bazı üyelerinin soruşturma nedeniyle tutuklandığına veya hali hazırda yargılandığına dikkat çekerek, kurumda boşalan koltukların doldurulmasının yüksek öğretim için hayati önem taşıdığına vurgu yaptı.

Çeler, “YÖDAK’taki boş koltuklar derhal doldurulmalı, kurum siyasetten arındırılmalı, üniversiteleri düzenli ve hakkıyla denetleyecek bir yapıya kavuşturulmalıdır. Tüm üniversiteler ayırım gözetmeksizin sistemli ve düzenli şekilde denetlenmelidir. Ayrıca bu işin sadece Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’yle de sınırlı olmadığı, başka birçok üniversite adlı yapılanmalarda bu gibi sahtekarlıkların yaşanmış olması olasıdır. Süratli şekilde buralar da denetimden geçirilmeli, yaptırımlar uygulanmalı ve kimsenin gözünün yaşına bakmadan kapatılmalıdır” dedi.