Basın örgütleri, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Fatma Ünal davasının ardından görevlerini yerine getiren “gazetecilere yönelik saldırıları protesto etmek, yaptıkları şikayetlere ilişkin somut adım atılmasını talep etmek ve ortak ses vermek amacıyla” Lefkoşa Polis Müdürlüğü önünde açıklama yaptı.

Gazeteciye saldırının toplumun haber alma hakkına saldırı olduğuna dikkat çeken basın örgütleri, sorumluların bir an önce bulunmasını ve ceza almasını istedi.

Basın örgütleri, süreci takip etmek amacıyla cuma günü saat 14.30'da yeniden Lefkoşa Polis Müdürlüğü'nde olacaklarını da belirtti.

Lefkoşa Polis Müdürlüğü önündeki açıklama; basın mensuplarının yanı sıra, bazı milletvekilleri ile siyasi parti başkan ve temsilcileri, Lefkoşa Türk Belediye Başkanı Mehmet Harmancı, bazı sendika başkanları ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Kişmir: “Basının özgür olması demek; halkın, ifade ve düşüncenin özgür olması demektir”

Basın-Sen Başkanı Ali Kişmir, konuşmasında birlikteliğin önemli olduğunu belirterek, “Basının özgür olması demek; halkın, ifade ve düşüncenin özgür olması demektir.” dedi.

Mahkemede yaşanan olayın “kabul edecekleri ya da hazmedebilecekleri bir davranış biçimi” olmadığını kaydeden Kişmir, gazetecilerin kimsenin “şamar oğlanı “olmadığını belirtti.

Kişmir, gazetecilerin halkın haber alma hakkı doğrultusunda mahkemelerde görev yaptığını belirterek, yargı kararlarını beğenmeyen kişilerin tepkilerini gazeteciler üzerinden göstermesinin kabul edilemez olduğunu kaydetti.

Yasalar ve bu tür saldırılarla basının susturulmaya çalışıldığını kaydeden Kişmir, “Biz dik duruşumuzu her platformda sergileyeceğiz. Buna karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Polisin konuyla ilgili hassasiyet gösterdiğini ancak bunun yeterli olmadığını belirten Kişmir, bu şiddeti uygulayanların bulunmasını ve ceza almasını istedi.

Nazlı: “Şikayetçi olunan şahıslardan birinin kimliği tespit edildi, iki dava okundu”

Basın-Sen Avukatı Cansu N. Nazlı da, dün itibarıyla gazeteciler Ahmet Karagözlü, Ertuğrul Senova ve Pınar Barut'un görevlerini yaparken fiziksel ve sözlü müdahaleye maruz kaldıkları için polise şikâyette bulunduklarını belirtti.

Nazlı, gazetecilere yönelik fiziksel müdahalelerle Anayasal hak olan “beden bütünlüğü ve vücut dokunulmazlığına yönelik” bir ihlalin söz konusu olduğunu kaydetti.

Polisin, yapılan şikâyetlerin ardından soruşturmayı kesintisiz şekilde yürüttüğünü gözlemlediklerini belirten Nazlı, polis örgütüne meseleyi ciddiyetle soruşturmasından dolayı teşekkürlerini iletti.

Aldıkları bilgiye göre, şikayetçi olunan şahıslardan birinin kimliğinin tespit edildiğini kaydeden Nazlı, bu kişiye gazeteci Pınar Barut'a cinsel içerikli sözlerinden dolayı “cinsel taciz” suçundan ve ayrıca temasta bulunup itmesinden dolayı da “darp” suçundan bu sabah iki dava okunduğunu belirtti.

Şikâyetçi olunan diğer kişiler arasında kimliği tespit edilenlerin de bulunduğunu kaydeden Nazlı, onlarla ilgili soruşturmanın sürdüğünü aktardı.

Gazeteci Pınar Barut'a birden fazla su şişesi fırlatılarak gerçekleştirilen bir darp suçunun da olduğunu dile getiren Nazlı, görüntülerin polis tarafından incelendiğini kaydetti.

Barut: “Bizim karşımızda kim var, tam olarak çözebilmiş değiliz"

Gazeteci Pınar Barut da yaşananlara tepki göstererek, söz konusu kişilerin yalnızca cezasızlıktan değil, etkin konumdaki kişilerin açıklamalarından da cesaret aldıklarını ifade etti.

Başbakan Ünal Üstel’in eşi Zerrin Üstel’in sosyal medyada konuyla ilgili bir yorumunu gördüklerini ifade eden Barut, söz konusu paylaşıma yönelik eleştirilerde bulundu.

“Bizim karşımızda kim var, tam olarak çözebilmiş değiliz. Biz o mahkemenin tarafı da değiliz, sadece onu takip ediyoruz. Biz, kamu yararının tarafıyız.” diyen Barut, davanın kamu yararı taşıdığına dikkat çekti.

“Aramızdan birinin ölmesi mi gerekiyor? Bu su şişelerinin yerini taşa, sopaya veya silaha mı bırakması gerekiyor? diyen Barut, yaşananlara ilişkin kaygılarını dile getirdi.

Bugün hem sağ hem de sol görüşten kişilerin bir arada olduğunu belirten Barut, korkusuzca ve tehdit edilmeden gazetecilik yapmak istediklerini söyledi.

Akın: “Bu saldırılar doğrudan basın özgürlüğünü hedef alıyor”

Konuşmaların ardından Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği (KTGB), Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), Haber Kameramanları Derneği ve Dış Basın Birliği adına yapılan ortak açıklamayı, Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Ayşemden Akın okudu.

Gazeteciye saldırının toplumun haber alma hakkına saldırı olduğuna dikkat çeken Akın, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Fatma Ünal davasının ardından görevlerini yerine getiren gazetecilere yönelik sözlü ve fiziki saldırıların kabul edilemez olduğu belirterek, bu saldırıları şiddetle kınadı.

Gazetecilerin mahkeme önünde herhangi bir tarafın temsilcisi olarak değil, kamuoyunun haber alma hakkını yerine getirmek için bulunduklarını kaydeden Akın, kamerasıyla, fotoğraf makinesiyle, mikrofonuyla görev yapan basın emekçilerinin tehdit edilmesi, hakarete uğraması ve fiziki müdahaleye maruz bırakılmasının yalnızca gazetecilere yönelik bir saldırı olmadığını ifade etti.

“Bu saldırılar doğrudan basın özgürlüğünü ve toplumun haber alma hakkını hedef almaktadır.” diyen Akın, hiç kimsenin bir mahkeme kararından duyduğu öfke ya da rahatsızlığın gazetecilere saldırma hakkı doğurmayacağını belirtti.

Yaşanan olayların en ciddi biçimde soruşturulmasını, saldırıya karışan kişilerin tespit edilmesini ve gerekli yasal işlemlerin gecikmeksizin başlatılmasını beklediklerini kaydeden Akın, gazetecilerin görevlerini güvenli bir ortamda yapabilmeleri için özellikle mahkemeler, polis merkezleri ve kamuoyunun yoğun ilgi gösterdiği alanlarda gerekli tedbirlerin önceden alınmasının da devletin sorumluluğunda olduğunu ifade etti.

“Meslektaşlarımıza yönelik saldırının cezasız kalmamasını istiyoruz”

“Bugün Lefkoşa Polis Müdürlüğü önünde bulunmamızın nedeni de tam olarak budur. Meslektaşlarımıza yönelik saldırının cezasız kalmamasını istiyoruz.” ifadelerini kullanan Akın, cezasız kalan her saldırının bir sonraki saldırıya cesaret verdiğini belirtti.

Gazetecilere yönelik tehdit, hakaret ve fiziksel şiddetin sıradanlaştırılmasına izin vermeyeceklerini belirten Akın, Polis Genel Müdürlüğü ile ilgili tüm makamları, yalnızca dün yaşanan olayla sınırlı kalmaksızın, gazetecilerin görevleri sırasında maruz kaldıkları her türlü tehdit ve saldırıya karşı etkin, hızlı ve caydırıcı biçimde hareket etmeye çağırdı.

Farklı meslek örgütleri çatısı altında örgütlenmiş olsalar da gazetecinin güvenliği, basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı söz konusu olduğunda yan yana olduklarını vurgulayan Akın, “Meslektaşlarımız yalnız değildir. Gazetecilik suç değildir. Kamera suç aleti değildir. Haber yapmak saldırı gerekçesi olamaz.” dedi.

Akın, bu olayın takipçisi olacaklarını ve gazetecilere yönelik hiçbir saldırının üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini belirtti.

Polisin hızlı şekilde harekete geçerek sonuç almasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Akın, diğer sorumlular hakkında da gerekli işlemlerin yapılarak adalet önüne çıkarılmalarını talep ettiklerini, süreci takip etmek amacıyla cuma günü saat 14.30'da yeniden Lefkoşa Polis Müdürlüğü'nde olacaklarını söyledi.