Ekim ayı boyunca dünyanın dört bir yanında meme kanseri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.

İlk olarak 1985 yılında Amerikan Kanser Derneği tarafından başlatılan bu farkındalık kampanyası zaman içerisinde uluslararası bir yaygınlık kazanmıştır.

Bu kapsamda her yıl ekim ayında meme kanserinde erken teşhis ve mamografi gibi konularda özellikle kadınlara yönelik bilgilendirici etkinlikler yapılmaktadır.

Meme kanseri konusunda ayrı bir farkındalık kampanyasına gerçekten ihtiyaç var. Çünkü meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür ve kansere bağlı ölümlerin başlıca nedenleri arasındadır.

O nedenle meme kanseri konusunda farkındalığın artırılması, özellikle erken teşhis açısından yaşamsal önem taşımaktadır.

Ayrıca tedavi bakımından özellikle kamusal sağlık hizmetlerinin kapsamı, niteliği ve erişilebilirliği de bir o kadar önemlidir.

Bu kapsamda Dünya Sağlık Örgütü, 2021 yılında Küresel Meme Kanseri Girişimi’ni başlattı. Dünyanın dört bir yanındaki paydaşları bir araya getirerek 2023 yılında ülkelerin meme kanseriyle mücadele hizmetlerini geliştirmelerine yönelik kapsamlı bir uygulama ve politika rehberi hazırladı.

Bu rehber, erken teşhise yönelik sağlık eğitimini, zamanında tanıyı ve kapsamlı tedaviyi temel almaktadır. Bütün ülkelere rehberlik edecek nitelikte ve kapsamda olan bu çalışmanın çarpıcı tespitlerinden birisi de meme kanserinin yaygınlığının ülkelerin sosyoekonomik durumlarına göre farklılaşmasıdır.

Buna göre yüksek gelirli ülkelerde meme kanserinden muzdarip olan kadınların %90’ı hayatta kalabilirken, örneğin Hindistan’da bu oran %66, Güney Afrika’da ise %40 seviyesinde kalmaktadır.

Görece düşük ve orta gelirli ülkelerdeki geç tanı, yetersiz sağlık hizmetleri ve meme kanserinin evrensel sağlık kapsamına dahil edilmemesi, bu eşitsizliğin başlıca nedenleri arasında yer alıyor.

Yüksek gelir grubuna ait ülkeler 1980’lerden itibaren her yıl meme kanseri ölüm oranını giderek düşürürken, düşük ve orta gelirli ülkelerin birçoğunda bu düşüş maalesef sağlanamadı.

KKTC’ye baktığımızda istatistiksel olarak sistematik ve süreklilik taşıyan çalışmalar yetersiz olmakla birlikte, en güncel veriler 2022 yılına aittir. Dünyada olduğu üzere ülkemizde de meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir.

KKTC Sağlık Bakanlığının 1–31 Ekim 2022 tarihleri arasında yürüttüğü kanser tarama kampanyasına 307 kişi başvurmuş, ancak bunların yalnızca 161’i aranan ölçütleri karşılamıştır.

Bu bağlamda mamografi sonuçları değerlendirilen 62 kadından 10’u için ileri inceleme amacıyla ultrasonografi (USG) istenmiştir.

Ancak kabul etmek gerekir ki ülkemizde kanser kayıt sistemi henüz kurumsallaşabilmiş değildir. Sıklıkla tartışma konusu olan nüfusumuz tam olarak bilinmediği gibi kanser vakalarına ilişkin sağlıklı veriler de bulunmuyor.

Bu ciddi bir eksikliktir; çünkü kanser vakalarına ilişkin güvenilir ve sistematik veriler olmadan sağlık politikalarını nasıl planlayacağız?

KKTC’de meme kanseriyle mücadele konusunda her yıl ekim ayında düzenlenen farkındalık kampanyaları önemli olmakla birlikte, artık bunun ötesine geçmemiz gerekmiyor mu?

İnsan hayatı değerliyse ve hayat hakkı önemliyse, kanserle mücadele neden kapsamlı ve sürdürülebilir bir kamu politikası haline getirilmesin?

Seçim atmosferine girdiğimiz bu dönemde kimi siyasal partilerin seçim manifestolarında sağlık politikaları bağlamında erken tanı ve tedavi hizmetlerine de yer verdiklerine tanık oluyoruz.

Siyasal partilerin kanserle mücadele konusundaki niyetleri ve vaatleri anlamlı olmakla birlikte, bunların kapsamlı bir biçimde planlanması da hayata geçirilebilmesi bakımından önemlidir.

Uluslararası deneyimlerin de gösterdiği gibi kanserle mücadelede başarının gerçek ölçüsü, ekim ayında verilen mesajlardan veya seçimlerde yapılan vaatlerden çok, yılın her günü insanların sağlık hizmetlerine eşit bir biçimde erişebilmesidir.