Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Birleşmiş Milletler nezdindeki tüm daimî temsilcilik ve gözlemci misyonlarına mektup göndererek Kıbrıs Türk tarafıyla temas kurulmamasını istemesi, barış çabalarına yönelik yeni bir darbe olarak değerlendiriliyor. Hamlenin, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın New York temaslarının sürdüğü bir dönemde ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le görüşmesinin hemen öncesinde gelmesi dikkat çekti.

Barcelona futbol akademisinin Kıbrıslı Türk çocuklara yönelik kampının iptal edilmesi, Girne’deki uluslararası etkinliğin engellenmesi ve LTB Başkanı Mehmet Harmancı’nın unvanı çevresinde yaratılan krizin ardından gelen “temas etmeyin” çağrısı, artık münferit olaylardan değil, sistemli bir görünmez kılma politikasından söz edildiğini gösteriyor.

Bu politika yalnızca Kıbrıslı Türklerin uluslararası hareket alanını daraltmıyor; Erhürman’ı ve federal çözümü savunan partileri de toplum karşısında zor durumda bırakıyor. Kuzey’de giderek daha fazla insan, “Bunlarla mı barış yapılacak, ortak devlet bu zihniyetle mi kurulacak?” diye soruyor. Kıbrıs’ta federasyon temelinde anlaşmayı savunan kesimler dahi, Rum Lider Nikos Hristodulidis’in, Annan Planı’na hayır kampanyası yapan eski Rum Yönetimi Başkanı EOKA’cı Tasos Papadopulos’tan daha beter ‘barış düşmanı’ çıktığını” konuşuyor.

Diplomatik çevrelere göre, “KKTC heyeti New York’ta temaslarını sürdürürken, Rum yönetiminin, Kıbrıslı Türklerin her temas kapısını kapatma siyasetinin dozunu artırması, Hristodulidis yönetiminin de esas zihniyetini gösteriyor.”