Aralık başında yapılacak seçimler nedeniyle, partiler vaatlerini sıralamaya başladı.

Hatta, havada uçuşan, gerçekleşmesi için siyasi iradenin de, mali portrenin de, yönetim ve organizasyonun da, insan sermayesinin de olmadığı bilinen, gerçeklikten uzak vaatler seçmenle paylaşılıyor.

Oysa, siyaset biliminin oluşmuş ciddi külliyatı seçmenlerin bu tip soyut ve gerçekçilikten uzak vaatlerden etkilenmediğini net bir şekilde gösteriyor.

Kıbrıs Türk seçmeninin de, dünya ile paralel olarak, böylesi vaatleri dinlemeden ve tartışmadan görmezden ve duymazdan geldiği yaşayarak görüldü.

Bazılarının sandığının tersine, Kıbrıs Türk insanı böylesine vaatlere inanmama konusunda dünya insanının da önünde gidiyor.

Öyle ki mevcut politikacılar konuştukça, insanımızın ciddi bir çoğunluğu köyünde, kasabasında, şehrinde ortak bir deyimi seslendiriyor:

“Ufak atın da civcivler de yesin.”

Evet, dünyadaki seçmenler gibi Kıbrıs Türk seçmeninin de büyük çoğunluğu vaatlerden çok inandırıcılık ve ciddiyet istiyor.

Politikacının talep ettiği kamu gücünü oylarıyla vereceği insanların, bu gücü kişisel veya partisel çıkarları doğrultusunda kullanmayacakları konusunda ikna edilmeyi bekliyor.

Bir başka anlatımla, seçmen dürüstlük ve güvenilirlik arıyor.

Tabii bunu ararken, eskilikleriyle övünen partilerin tarihten bugüne ne yaptıklarına da bakıyor.

Çünkü vaat edilenler değil, süreç içinde yapılanlar çok daha önemlidir.

En usta algı uzmanlarının bile ustalıklarının sınırı olguların soğuk ve katı gerçekleriyle çizilidir.