Sıklıkla konuşup tartıştığımız konuların başında gelir, “Kıbrıs Türkleri olarak bizler yönetemiyor muyuz?” sorusu..
Bu soruya iki farklı yanıt verilir ve üzerinde ciddi tartışmalar yapılır.
Kıbrıs Türkleri olarak siyasi, ekonomik, kültürel ve sportif alanda dünya çapında başarılarımız var mı? Evet kesinlikle..
Kıbrıslı Türk anne ya da babanın evlatlarının farklı ülkelerde siyaset alanındaki başarıları göğsümüzü kabartır mesela.. Ya da iş dünyamızın tüm izolasyonlara rağmen yurt dışında yaptıkları başarılı işler…
Kültürel alanlardaki sınır aşırı başarılar ya da sporda tüm kısıtlamalara rağmen başarılar, dereceler..
O zaman dönüp şu soruyu sormaz mı insan?.. “Peki bu başarılı insanlar neden ülkenin yönetiminde ayni başarıyı sergileyemiyorlar?”
KKTC’yi kurduk ama kesinlikle doğru yönetemedik! Bu elbette sadece bugünkü hükümetin değil, gelmiş geçmiş hükümetlerin başarısızlığıdır?
En büyük şansımız yanı başımızdaki kimilerine göre kardeş, kimilerine göre ata ama büyük bir çoğunluğumuzun düşüncesine göre ana vatanımızın varlığıdır diye düşünüyorum.
Parkımız yok, park yapıyorlar, bakımsızlıktan dökülüyor güzelim parklar..
Hastane istiyoruz hastane yapıyorlar, içerisinde ilaç, doktor, hemşire yok!
Susuzluktan kıvranırken asrın projesi ile Akdenizin derinliklerinden su akıyorlar adaya ama biz bunu kendi kendimize şehirlere ve köylere aktarmayı başaramıyoruz!
Elektrik üretiyoruz ama bakım onarım tadilat yapamadığımız için üretim için bize hibe edilen makinalar kırılıp dökülüyor!
Şehirler arası yol ihtiyacına cevap veriyor, ödeyip yaptırıyorlar, bir süre sonra çizgisi silinen yola bir çizgi atamayacak kadar beceriksizliğimiz ortaya çıkıyor!
Daha saymakla bitmeyecek işler..
Böyle bir giriş neden yaptığıma gelince!..
Geride bıraktığımız hafta içerisinde Eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ile bir canlı yayın yaptık. Tam da konu Türkiye Cumhuriyeti’nin bize bedavaya sağladığı yapay zekaya sahip RADARSAN’ın kendini ispat etmiş kameralarının KKTC’de neden çalışmadığı tartışmasının yapıldığı döneme denk gelince elbette bu konuyu da konuştuk!.
Ülkedeki trafik kazalarını minimize etmek için çok önemli bir işlev gören radarların çağa uygun olarak tamamen yenilenmesi ve Kıbrıs Türklerinin cebinden tek bir kuruş çıkmadan bu işin yapılması..
Radarlar geldi, kuruldu.. Deneme aşamaları geçildi ve nihayetinde çalışmaya başladı.
Ama bu radarlar ihlalleri kaydederken, bizdeki sisteme entegrasyon sorunu ortaya çıktı! Çünkü bu kayıtların polis merkezine aktarılması gerekiyordu. Oysa bu radarlar kendi mekanizmalarında dijital bir şekilde kayıtları yapıyor.. Sistem çalışabilse ihlali yapan kişinin cep telefonuna anında cezası SMS olarak düşecek. Oysa eski kameralarla bunlar el yordamıyla yapılan işlerdi. Özetle; sistem çalışıyor ancak raporlar polise ulaşamadığı için yazılan cezalar işleme alınamıyor.
Erhan Arıklı canlı yayında yukarda özetlediğim şekilde olayı anlatırken, insan ister istemez “Nasıl yani basit bir yazılım ile bu iş halledebilecekken, neden bu kadar zamandır bu yapılamadı?” diye sorma ihtiyacı hissediyor!
Konu basında ele alınırken Türkiye’nin hibe ettiği kameralar üzerinden çirkin bir propagandaya dönüşmesi üzücüdür. Gerçekten toplum olarak aynaya bakmamız gerekiyor!. Türkiye’nin karşılık beklemeden yaptığı tüm bu işlerde yaşanan aksaklıkların merkezinde bizim başarısızlıklarımız olduğunu görmek…
Acı ama gerçek bu, kabullensek de kabullenmesek de!.
Deyim yerindeyse “okyanusu geçip derede boğuluyoruz!”
Acı ama gerçek! Okyanusu geçip derede boğuluyoruz!
Aytuğ Türkkan
Yorumlar
