Bu ülkede birçok işe akıl sır erdirmek mi zor yoksa tuhaflıklar bu ülkenin normali mi? Galiba bitmek bilmez tuhaflıklar normalimiz… İşte size iki tuhaflık daha; öncelikle ilkine bakalım; hükümet...
Bu ülkede birçok işe akıl sır erdirmek mi zor yoksa tuhaflıklar bu ülkenin normali mi? Galiba bitmek bilmez tuhaflıklar normalimiz… İşte size iki tuhaflık daha; öncelikle ilkine bakalım; hükümetin geçirmek için canını yediği yasa, cumhurbaşkanına takıldı. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, halk arasında “maaş kesintisi ve ek vergi yasası” denilen “Deprem ve Diğer Doğal Afetlere Yönelik Mali Yardım ve Hazırlık Yasası”nı meclise geri gönderdi. “Ne var bunda? Zaten sen bu yasayı eleştirmiyor muydun? Şimdi neden üzülmüş gibi yapıyorsun?” diyebilirsiniz… Yok üzüldüğüm falan yok, üzüldüğüm için söylemiyorum… Şaşırıyorum… Neden mi? Çünkü bir televizyon programına katılan Cumhurbaşkanı Tatar’ın hükümetin yapacağı kesintileri desteklediğini kendi kulaklarımla dinledim. Hükümetin aldığı deprem kesintisi kararını desteklediğini belirten Tatar, buradan gelecek gelirin doğru yerde kullanılacağına inanç da belirtmişti. Halkın genelinde deprem kesintisiyle ilgili bir itiraz olmadığı görüşünü ifade eden Tatar, böyle bir zamanda fedakârlık yapılması gerektiğini söylemişti… Peki şimdi ne oldu da “maaş kesintisi ve ek vergi yasasını” meclise geri gönderdi? Hem de birkaç kez revize edilmiş, üzerinde düzeltmeler yapılmış yasanın son halini… Sayın Cumhurbaşkanı; “Başbakan Ünal Üstel ile yapmış olduğum istişare sonucunda anılan yasada gerekli düzeltmelerin veya değişikliklerin yapılmasına olanak sağlamak üzere Anayasa’nın 94’üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu yasayı gönderiyorum” deyiverdi. Tam olarak yasanın neresini beğenmediğini, neresinin düzeltilmesini istediğini açıklamadı. Bunu kamuoyunun da bilme hakkı yok mu? Cumhurbaşkanı gerekeni Başbakana söylemiş, bize ne değil mi? Başbakanın, bakanların, milletvekillerinin ısrarla savunduğu öneri, tüm itirazlara rağmen meclis genel kurulundan hükümetin oylarıyla geçti. Üstelik buna cumhurbaşkanı da destek verdi, şimdi ise ta komiteye geri gönderiliyorsa, itiraz edenler mi haklıydı acaba? Cumhurbaşkanı, geç de olsa, bunca zaman itiraz edenlerin gördüğü, dikkat çektiği bir şey mi gördü yoksa? Maaş kesintileri Anayasa Mahkemesi’ne toslamasın diye yasaya “gönüllülük” kalkanı konulmasını mı doğru bulmadı Cumhurbaşkanı? Keşke yasayı komiteye geri gönderme gerekçesini de daha net açıklasaydı Sayın Cumhurbaşkanı… Başbakan ile yaptıkları istişare neydi? Neyi beğenmedi, neyin değişmesini istediği için yasayı komiteye geri gönderdi? Toplum, kendini bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda bilgi sahibi olmayı hak etmiyor mu? Hükümetin ısrarla geri adım atmadığı, birçok kesimle ters düştüğü bir yasa cumhurbaşkanından geri dönüyorsa merak edilmez mi? Cumhurbaşkanı, Başbakana ne söyledi, nasıl ikna etti de istişare içinde yasa komiteye döndü? Bu arada hangi komiteye geri dönecek yasa, Ad-Hoc komiteye mi? Yani ta başa mı? Tuhaf değil mi? Tuhaf ama nasıl olsa kısa süre sonra kokusu çıkar… Kim bilir, hükümet "Kamu İhale (Değişiklik) Yasa Tasarısı"nı meclisten geçirebilirse Cumhurbaşkanı onu da meclis komitesine geri gönderir mi? “Olmaz” demeyin her şey olur bu ülkede… Bu arada bir tuhaflık daha yaşandı ülkemizde… Eğitim Bakanlığı, çocuklarımızın Türkiye’deki voleybol organizasyona katılmama kararını almış, ilgili yere de bildirilmiş. Ne ilginçtir ki bakanlığın bu kararı alıp, organizasyonu yapanlara bildirmesine rağmen tam üç gün sonra Resmi Gazete'de KKTC okullarının voleybol organizasyonuna katılacağı yer aldı, bunun için harcanacak para miktarı bile belirtildi. Aslında Resmi Gazete’deki ilgili ifade, genelde, rutin yazılan bir şeymiş… Kimisi inandı buna kimisi inanmadı “çark edildi” dendi. İnanıp inanmama bir yana da mesele şu ki Resmi Gazete’yi gören, okuyan birçok kişi tepki gösterdi, açıklamalar oldu… 6 Şubat depreminde voleybolcu çocuklarımızı kaybettik, herkesin canı yanık, ülke halen bu olayın şokunu atlatmış değil. Böyle bir konuda daha hassas davranılamaz mıydı? Böyle bir hatayla, ihmalle herkesin canı daha da yandı… Bazı şeyler öyle “pardon” deyip geçilemez, herkesin canı yanarken bazı şeylere toleranslı olunamaz. Sizin tuhaflıklarınız, başkasını yaralıyor, böyle bir zamanda olsun daha dikkatli olmanız gerekmez mi?07 Nisan 2023
