Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Mehmet Dânâ, çarşamba günü Londra’daki İngiliz Parlamentosunda düzenlenen ve birçok parlamenterin katıldığı etkinlikte konuşma yaparak Kıbrıs sorununa ilişkin son gelişmeleri, güven yaratıcı önlemleri, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından ortaya konulan müzakere metodolojisini ve Kıbrıs Türk tarafının üç garantör ülkeden biri olan Birleşik Krallık’tan beklentilerini değerlendirdi.
Barones Nosheena Mobarik’in himayesinde, Kuzey Kıbrıs için Özgürlük ve Adalet (Freedom and Fairness for Northern Cyprus, FFNC) kampanyasının katkılarıyla düzenlenen etkinlikte, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası üyeleri bir araya geldi. Etkinlikte Kıbrıs sorunu, bölgesel jeopolitik gelişmeler ve yapıcı bir diyalog için elverişli ortam yaratılmasının önemi ele alındı.
Etkinliğe Türkiye Cumhuriyeti’nin Birleşik Krallık Büyükelçisi Koray Ertaş ile KKTC Londra Temsilcisi Aysan Mullahasan da katıldı.
Müsteşar Mehmet Dânâ, konuşmasında Cumhurbaşkanı Erhürman tarafından ortaya konulan sonuç odaklı metodolojiyi, güven yaratıcı önlemlerin önemini ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonun kaldırılmasına ilişkin Kıbrıs Türk tarafının beklentilerini aktardı.
Dânâ, güven yaratıcı önlemlerin hayata geçirilmesinin, yapıcı bir diyalog için elverişli ortam yaratılması ve iki taraf arasında karşılıklı güvenin geliştirilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Yapıcı ve sonuç odaklı bir müzakere süreci için gerekli koşulların oluşturulması ve gerekli siyasi iradenin ortaya konulması bakımından somut adımlar atılması gerektiğini belirtti.
Dânâ, Kıbrıs Türk halkının kültürel, sportif, ekonomik, diplomatik ve siyasi faaliyetlerde karşılaşılaştığı engellere dikkat çekti.
Kıbrıs Rum tarafının son dönemdeki girişimleri sonucunda bir futbol kampının, iki müzik festivalinin ve çeşitli etkinliklerin iptal edildiğine işaret eden Dânâ, bu tür müdahalelerin güven oluşturma çabalarını olumsuz yönde etkilediğini ifade etti.
Dânâ, söz konusu girişimlerin çözüm için elverişli ortam yaratılması yönündeki çabalarla bağdaşmadığını ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin oluşturmaya çalıştığı güven ortamına zarar verdiğinin altını çizdi.
Cumhurbaşkanı Erhürman ile BM Genel Sekreteri António Guterre’in son yazışmalarına değinen Dânâ, Genel Sekreter’in 16 Ekim 2026 tarihli yanıtına dikkat çekti ve Guterres’in bu mektubunda, Kıbrıs Türk tarafının dikkat çektiği endişelere atıfla yaşanan gelişmeleri “cesaret kırıcı” olarak nitelendirdiğini ve bunların karşılıklı güvenin güçlendirilmesine yönelik girişimler yapılması yönündeki çağrılarıyla çeliştiğini belirttiğini söyledi.
Dânâ konuşmasında, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın mektubuna Avrupa Komisyonu’nun 6 Ekim 2026 tarihinde verdiği yanıtına da değinerek, Komisyon’un Kıbrıslı Türklerin faaliyetlerinin engellenmesine ilişkin endişelerin ve bu tür girişimlerin kapsamlı çözüm çabaları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çektiğini ifade etti.
Avrupa Komisyonunun söz konusu mektubunda, köprüler kurma, diyaloğu güçlendirme ve Avrupa Birliği ile Kıbrıslı Türkler arasında daha yakın ilişkiler geliştirme hedefini yeniden teyit ettiğini belirten Dânâ, bu bağlamda Avrupa Birliği’nin Nisan 2004’te Kıbrıs Türk halkının izolasyonuna son verilmesi yönünde aldığı karara atıf yapıldığını kaydetti.
Dânâ, Kıbrıs Türk halkına yönelik uluslararası taahhütlerin kültür, spor ve ticaret başta olmak üzere çeşitli alanlarda somut adımlara dönüştürülmesi gerektiğine vurgu yaptı
Kıbrıs Türk halkının 2004 yılında Birleşmiş Milletler Kapsamlı Çözüm Planı’na büyük çoğunlukla destek vermesine rağmen, uluslararası toplum tarafından izolasyonun hafifletilmesine yönelik verilen sözlerin ve alınan kararların büyük ölçüde yerine getirilmediğini anımsattı.
Birleşik Krallık’ın 1960 Garanti Antlaşması kapsamında üç garantör devletten biri olmasından kaynaklanan yükümlülüklerine dikkat çeken Dânâ, Kıbrıs Türk tarafının Birleşik Krallık’tan Kıbrıs Türk halkına yönelik tarafsız bir yaklaşım benimsemesini beklediğine işaret etti.
Dânâ, Birleşik Krallık’ın Kıbrıs Türk halkıyla tarihsel bağları, uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan yükümlülükleri ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olarak sahip olduğu diplomatik etki nedeniyle izolasyonun aşılmasına katkıda bulunabilecek bir pozisyonda olduğunu ifade etti.
Kıbrıs sorununa adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının adadaki her iki halkın yararına olacağını ve bölgesel barış, güvenlik ve istikrara önemli katkı sağlayacağını belirten Dânâ, Kıbrıs Türk tarafının yapıcı diyalog, güven yaratıcı önlemler ve Cumhurbaşkanı Erhürman tarafından ortaya konulan metodoloji temelinde sonuç odaklı bir müzakere sürecine bağlılığını yineledi.
Dânâ, anlamlı ilerleme sağlanabilmesi için karşılıklı siyasi irade, karşılıklı saygı ve güveni zedeleyen girişimlere son verilmesinin gerekli olduğunun altını çizdi.
İngiliz Parlamentosunda düzenlenen etkinlik, Kıbrıs Türk tarafının görüş ve beklentilerinin doğrudan İngiliz parlamenterlere aktarılmasına ve Birleşik Krallık’ın Kıbrıslı Türklere eşit muamele edilmesinin sağlanması, devam eden izolasyonun sona erdirilmesi ve Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasına yönelik anlamlı müzakereler için gerekli koşulların oluşturulması konularında sağlayabileceği katkıya ilişkin diyaloğun güçlendirilmesine fırsat sundu.






