Fransa’da hayat pahalılığı, akaryakıt fiyatlarındaki artış ve kamu hizmetlerindeki sorunlara karşı düzenlenen ülke çapındaki protestolar, şiddet olayları ve yağmayla gündeme geldi. Paris, Lyon, Marsilya ve Limoges başta olmak üzere birçok kentte göstericilerle güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşanırken, kamu binaları, mağazalar ve araçlar ateşe verildi. Ülke genelinde yüzlerce kişi gözaltına alındı, çok sayıda güvenlik görevlisi yaralandı.
Cumartesi günü düzenlenen gösterilere ilişkin açıklanan rakamlar, katılımcı sayısı konusunda farklılık gösterdi. Fransa hükümeti protestolara yaklaşık 550 bin kişinin katıldığını bildirirken, organizatörler bu sayının 800 bine yaklaştığını açıkladı.
Başbakan Sébastien Lecornu, olaylarda yaşanan yoğun şiddete dikkat çekerek bilanço açısından daha ağır bir tablonun ortaya çıkmamasını “mucize” olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise şiddet olaylarına karışanların yargı önüne çıkarılacağını söyledi.

Paris’te 855 kişi gözaltına alındı
Fransa İçişleri Bakanlığı, başkent Paris’teki gösterilere yaklaşık 110 bin kişinin katıldığını açıkladı. Kentin bazı bölgelerinde ciddi hasar meydana gelirken, mağazaların ve araçların zarar gördüğü bildirildi.
Paris Emniyet Müdürlüğü’nün 18 Ekim sabahı paylaştığı bilançoya göre, başkentte 855 kişi gözaltına alındı. Olaylarda 13 güvenlik görevlisi ile iki itfaiyecinin yaralandığı belirtildi.
Gösteriler sırasında maskeli grupların kamu binalarına, iş yerlerine ve araçlara saldırdığı, bazı noktalarda yangınlar çıktığı aktarıldı.

140 yıllık tarihi belediye binası ateşe verildi
Şiddet olayları ülkenin farklı kentlerine de yayıldı.
Lyon’da bir turizm ofisi ateşe verilirken, Limoges kentinde 140 yılı aşkın geçmişe sahip belediye binasında büyük çaplı hasar meydana geldi. Binanın üçüncü katında çıkan yangının tarihi yapıya ciddi zarar verdiği bildirildi.
Marsilya’da belediye binasının basıldığı, Atlantik kıyısındaki Gironde bölgesinde ise valinin resmî konutuna girildiği aktarıldı.
Lyon’un güneybatısındaki Saint-Étienne kentinde de 17 yaşındaki bir gösterici, el bombasının patlaması sonucu elini kaybetti. Ülkede daha önce de Lens kentinde bir ses bombasının patlaması nedeniyle 15 yaşındaki bir genç elinden yaralanarak uzvunu kaybetmişti.
Hayat pahalılığı ve eğitimdeki kesintiler tepki çekiyor
Protestoların arkasında hayat pahalılığı, yükselen akaryakıt fiyatları ve kamu hizmetlerinde yaşanan sorunlar bulunuyor.
Sarı Yelekliler hareketi, sendikalar, lise ve üniversite öğrencileri, çiftçiler ve çeşitli örgütler, hükümetin politikalarına karşı ülke genelinde eylem çağrısı yaptı.
Lise öğrencileri eylül ayının ortasından bu yana daha fazla öğretmen istihdam edilmesi, sınıf mevcutlarının azaltılması ve eğitim koşullarının iyileştirilmesi talepleriyle gösteriler düzenliyor.
Kamu borcunun yüksek olduğu Fransa’da hükümet, bütçe açığını azaltmak amacıyla kapsamlı bir tasarruf bütçesini parlamentodan geçirmeyi hedefliyor. Eğitim alanında da kesintiler öngören bütçe planı, öğrencilerin ve ailelerin tepkisini çekiyor.
2018 yılında akaryakıt vergilerindeki artışa karşı ortaya çıkan Sarı Yelekliler hareketinin de son protestolara destek verdiği bildirildi.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi gerilim
Fransa’da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri de siyasi tartışmaları artırıyor. İki dönem görev yapan Emmanuel Macron, anayasal sınırlama nedeniyle yeniden aday olamayacak.
Siyasi liderler, protestoların niteliği ve yaşanan şiddet olayları konusunda farklı değerlendirmelerde bulundu.
Aşırı sağcı Marine Le Pen, göstericilerin taleplerinin aşırı sol tarafından yönlendirildiğini öne sürdü. Sol popülist Jean-Luc Mélenchon ise eylemlerin büyük bölümünün barışçıl geçtiğini savunarak medyanın şiddet görüntülerine ağırlık vermesini eleştirdi.
JD Vance’ten göç açıklaması
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de Fransa’daki protestolar sırasında yaşanan şiddet olaylarına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Vance, X platformundaki paylaşımında, Fransa ve diğer ülkelerdeki solcu siyasetçilerin göç politikalarını eleştirerek yaşanan sorunlardan yoksul ülkelerden gelen göçü sorumlu tuttu.
Fransa’nın göçmenlerin entegrasyonu ve toplumsal uyumuna yeterince dikkat etmediğini ileri süren Vance, benzer bir tablonun ABD’de de ortaya çıkabileceğini savundu.
Vance’in açıklamaları, Fransa’daki protestoların yalnızca ekonomik ve sosyal politikalar değil, göç ve siyasi kutuplaşma tartışmaları üzerinden de uluslararası gündeme taşındığını gösterdi.






