Kanal T’de Artun Çağa’nın hazırlayıp sunduğu Eksen programına konuk olan Ekonomist Yrd. Doç. Dr. Ahmet Melih Karavelioğlu, KKTC ekonomisindeki gelişmeleri değerlendirdi. Enflasyon, hayat pahalılığı, inşaat sektöründeki daralma, sosyal güvenlik sistemi, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve yapay zekânın ekonomiye etkilerini ele alan Karavelioğlu, ekonomik sorunların yalnızca Türk lirası kullanımına bağlanamayacağını vurguladı. Karavelioğlu, “Bizler iyi insanlarız ama iyi yönetilmiyoruz” diyerek uzun vadeli ve hükümetler üstü ekonomi politikalarına ihtiyaç olduğunu söyledi.

Programda Dünya Bankası’nın Kuzey Kıbrıs ekonomisine ilişkin değerlendirmelerinden hareketle ülkedeki yüksek enflasyon, ithalat maliyetleri, ekonomik büyümedeki yavaşlama, inşaat sektörünün geleceği ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği masaya yatırıldı.

Karavelioğlu, ekonomide yaşanan sorunların çözümü için siyasi iradenin ortak hedefler belirlemesi ve bilimsel verilere dayalı politikalar geliştirmesi gerektiğine dikkat çekti.

“İthal ürünleri 2,4 kat daha pahalıya getiriyoruz”

Dünya Bankası’nın değerlendirmelerinde en fazla dikkatini çeken konulardan birinin ithalat maliyetleri olduğunu belirten Karavelioğlu, Kuzey Kıbrıs’ın ithal ettiği ürünlerin Türkiye ve Güney Kıbrıs ile karşılaştırıldığında yaklaşık 2,4 kat daha pahalıya mal olduğunu söyledi.

Ürün çeşitliliğinin de karşılaştırılan ekonomilere göre oldukça sınırlı kaldığını ifade eden Karavelioğlu, yüksek taşımacılık, enerji ve iş gücü maliyetlerinin doğrudan tüketici fiyatlarına yansıdığını kaydetti.

Çin’den 5 bin dolara getirilen bir konteynerin Mersin’den Kuzey Kıbrıs’a taşınması için 2 bin 500 dolar daha ödenebildiğini örnek gösteren Karavelioğlu, bu maliyet yapısıyla piyasada ucuz ürün sunmanın zorlaştığını belirtti.

“Enflasyon hedefimiz yok, ekonomiyi kendi haline bırakıyoruz”

KKTC’de enflasyonla mücadele konusunda belirlenmiş somut bir hedef bulunmadığını savunan Karavelioğlu, ekonomik yönetimdeki en önemli eksikliklerden birinin bu olduğunu söyledi.

Enflasyonun yalnızca Türkiye’den ithal edilen bir sorun olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Karavelioğlu, aynı para birimini kullanan ülkelerin farklı ekonomi politikaları uygulayabildiğine dikkat çekti.

Euro kullanan ülkeleri örnek gösteren Karavelioğlu, para basma yetkisinin bulunmamasının bağımsız ekonomik politikalar geliştirilmesine engel olmadığını ifade etti.

Karavelioğlu, enflasyonla mücadelede kapsamlı bir program hazırlanmadığını belirterek mevcut yaklaşımı eleştirdi.

Ekonomideki sorunların kendiliğinden düzelmesinin beklenemeyeceğini söyleyen Karavelioğlu, hükümetin fiyat artışlarının nedenlerine yönelik doğrudan müdahalelerde bulunması gerektiğini vurguladı.

“Ekonomik büyüme yavaşlıyor, inşaat sektöründe ciddi daralma var”

Karavelioğlu, ekonomik büyümedeki yavaşlamanın özellikle inşaat sektöründe belirginleştiğini söyledi.

Turizm ve hizmet sektörlerinde büyümenin devam ettiğini ancak diğer sektörlerde yavaşlama yaşandığını belirten Karavelioğlu, inşaat sektöründeki daralmanın genel ekonomik performansı olumsuz etkilediğini ifade etti.

Ekonomik faaliyetlerdeki yavaşlamanın teorik olarak enflasyonu daha hızlı düşürmesi gerektiğini kaydeden Karavelioğlu, buna rağmen KKTC’de etkin bir enflasyonla mücadele programı bulunmadığı için beklenen sonucun alınamadığını savundu.

“İnşaat sektöründe çek iadeleri artıyor, 2027 için olumlu işaret yok”

İnşaat sektöründeki finansal sıkıntılara dikkat çeken Karavelioğlu, bankacılık çevrelerinden aldığı bilgilere göre çek iadelerinde artış yaşandığını söyledi.

Özellikle devam eden projelerin tamamlanma aşamasında faaliyet gösteren boya, alüminyum, mobilya ve beyaz eşya gibi yan sektörlerde ödeme sorunlarının ortaya çıkmasının ciddi riskler oluşturduğunu belirtti.

Yeni inşaat projelerinin başlamadığına ve müteahhitlerin mevcut projelerini tamamlamaya odaklandığına dikkat çeken Karavelioğlu, 2027 yılında sektörde belirgin bir toparlanma yaşanacağına ilişkin güçlü bir işaret görmediğini ifade etti.

“Sosyal sigortalı çalışan sayısı 7 bin azaldı”

Programın önemli başlıklarından biri de sosyal güvenlik sisteminin geleceği oldu.

Karavelioğlu, sosyal sigortalı çalışan sayısının 141 bin seviyesinde olduğunu, bu rakamın bir önceki yılın temmuz ayında 148 bin olduğunu belirterek yaklaşık 7 bin kişilik azalmaya dikkat çekti.

KKTC vatandaşı çalışanların toplam istihdam içerisindeki payının yüzde 50’nin altına düştüğünü ifade eden Karavelioğlu, Türkiye ve üçüncü ülkelerden gelen çalışanların sayısının KKTC vatandaşı çalışanları geçtiğini söyledi.

Sosyal güvenlik sisteminde önümüzdeki yıllarda emekli olacak kişi sayısının artmasının mali dengeyi zorlayabileceği uyarısında bulunan Karavelioğlu, sistemin aktüeryal dengesinin korunması gerektiğini vurguladı.

Emeklilere yönelik ek ödeme ve emeklilik yaşının düşürülmesi gibi önerilerin uzun vadeli mali sonuçları hesaplanmadan gündeme getirilmesini eleştiren Karavelioğlu, siyasi kararların sosyal güvenlik sisteminin geleceğini tehlikeye atmaması gerektiğini belirtti.

“Üniversite ve turizmde başarılarımız var ama sürdürülebilirliği sağlayamadık”

KKTC ekonomisinin geçmişte önemli başarılar elde ettiğini ancak bunların sürdürülemediğini söyleyen Karavelioğlu, yükseköğretim ve turizm sektörlerini örnek gösterdi.

Geçmişte üniversite öğrenci sayısının 40 binden 80 bine çıkarılması hedefinin planlı yatırımlar ve öğrenci yurtlarına yönelik teşviklerle gerçekleştirildiğini hatırlatan Karavelioğlu, mevcut kalkınma hedeflerini yetersiz bulduğunu ifade etti.

Öğrenci sayısının beş yıllık dönemde yaklaşık 110 binden 115 bine çıkarılması yönündeki hedefi eleştiren Karavelioğlu, üniversite temsilcileriyle kapsamlı görüşmeler yapılarak daha iddialı ve gerçekçi planlar hazırlanması gerektiğini söyledi.

Turizmde geçmişte uygulanan teşviklerin ziyaretçi sayısının artmasına katkı sağladığını belirten Karavelioğlu, başarılı uygulamalardan ders çıkarılması gerektiğini vurguladı.

İnşaat sektöründe yabancılara mülk satışına ilişkin mevzuatın kısa süre içerisinde defalarca değiştirilmesini de eleştiren Karavelioğlu, öngörülebilirliğin yatırım ortamı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

“Çok kazanana daha az, az kazanana daha fazla artış yapılmalı”

Programda gelir dağılımındaki adaletsizlik ve hayat pahalılığı ödeneğinin maaşlara yansıması da ele alındı.

Karavelioğlu, enflasyonun gelir dağılımını bozan en önemli etkenlerden biri olduğunu belirterek düşük gelirli çalışanların korunması gerektiğini söyledi.

50 bin lira maaş alan bir kişinin yüzde 20 artışla 60 bin liraya, 300 bin lira alan bir kişinin ise aynı artışla 360 bin liraya ulaştığını örnek gösteren Karavelioğlu, eşit oranlı artışların gelir farkını daha da açtığını ifade etti.

Karavelioğlu, yüksek gelir gruplarına daha düşük, dar gelirli çalışanlara ise daha yüksek oranlı maaş artışı uygulanabileceğini belirtti.

Eşel mobil sisteminde yasal düzenlemelerle farklı gelir gruplarına farklı artış oranları uygulanmasının mümkün olduğunu savunan Karavelioğlu, siyasi iradenin bu konuda gerekli adımları atmadığını söyledi.

“KKTC’de ekonomik veriler yetersiz, sağlıklı politika üretmek zorlaşıyor”

Ülkedeki ekonomik verilerin yetersizliğine de dikkat çekilen programda, nüfus, gelir dağılımı ve tüketici beklentileri gibi temel göstergelerdeki eksiklikler gündeme geldi.

Karavelioğlu, sağlıklı veriler olmadan ekonomi politikalarının oluşturulmasının zorlaştığını ifade etti.

Bu kapsamda Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde “KKTC Hane Halkı Enflasyon Beklenti ve Yatırım Tercihleri Anketi” üzerine çalışma başlattıklarını açıklayan Karavelioğlu, yaklaşık 400 kişilik bir katılımcı listesi oluşturduklarını söyledi.

Ticaret ve sanayi çevrelerinin beklentilerini ölçmeyi amaçladıklarını belirten Karavelioğlu, araştırma sonuçlarının düzenli olarak yayımlanmasının ekonomik tartışmalara katkı sağlayacağını kaydetti.

“Yapay zekâ için hukuki altyapı oluşturulmalı”

Programın son bölümünde yapay zekânın ekonomi ve iş gücü piyasaları üzerindeki etkileri değerlendirildi.

Karavelioğlu, yapay zekânın dünya genelinde hızla yaygınlaştığını ancak KKTC’nin özellikle hukuki ve kurumsal altyapı bakımından bu dönüşüme yeterince hazırlanmadığını savundu.

Yapay zekânın bankacılık, telekomünikasyon, medya, pazarlama ve üretim alanlarında giderek daha fazla kullanıldığını belirten Karavelioğlu, teknolojinin iş süreçlerini dönüştürdüğünü söyledi.

Otomasyon sayesinde daha önce birden fazla çalışan tarafından yürütülen işlerin yazılımlar ve robotik sistemlerle gerçekleştirilebildiğini ifade eden Karavelioğlu, bu dönüşümün istihdam üzerindeki etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Karavelioğlu ayrıca girişimcilerin finansmana erişimi konusunda melek yatırımcılık sisteminin önemine dikkat çekerek KKTC’de yatırımcıların karşılaşabileceği hukuki risklerin azaltılması gerektiğini belirtti.

Genç girişimcilerin yenilikçi fikirlerinin desteklenebilmesi için yatırım ortamının geliştirilmesini isteyen Karavelioğlu, teknolojik gelişmenin yalnızca altyapı yatırımlarından ibaret olmadığını söyledi.

“Hükümetler değişse de temel ekonomi politikaları değişmemeli”

Programın sonunda KKTC ekonomisinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karavelioğlu, siyasi partilerin temel ekonomik hedefler üzerinde uzlaşması gerektiğini vurguladı.

Eğitim, yükseköğretim, turizm ve inşaat gibi ekonominin temel sektörlerinde uzun vadeli politikalar oluşturulmasının zorunlu olduğunu belirten Karavelioğlu, hükümet değişiklikleriyle birlikte ekonomik hedeflerin sürekli değiştirilmesinin ülkeye zarar verdiğini ifade etti.

Karavelioğlu, “Bizler iyi insanlarız ama iyi yönetilmiyoruz, kötü yönetiliyoruz” diyerek yönetim kalitesinin yükseltilmesi gerektiğini söyledi.

Ekonomik politikaların siyasi dönemlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Karavelioğlu, toplumsal refahı ve yaşam standartlarını koruyacak ortak bir ekonomik yol haritası hazırlanması çağrısında bulundu.