Yine başa döndük.
Kıbrıs’ta bir anlaşma için veya çözüm için uygun şartlar yine yok.
Ve mevcut “Rum başkan” ile pek de olacak gibi görünmüyor.
Bugüne kadar da hep böyle oldu.
Bizim tarafta “çözüm” isteyen bir Cumhurbaşkanı göreve geldi, karşı taraftaki muadili ile görüştü ve sonu hep hüsran oldu.
Yine aynısını yaşıyoruz.
Çözüm için Güney Kıbrıs’ta Hristodulidis’in yerine farklı bir zihniyetin gelmesini bekliyoruz.
Bekleriz beklemesine de, acaba öyle bir zihniyet var mı..?
Bundan emin olmak gerek.
Ona göre bekleme moduna geçelim.
Hafta sonunda bir kez daha gerçeklerle yüzleştik.
Her iki lider önceden anlaşıldığı şekilde Pile’deki etkinliğe geldiler.
Birlikte olumlu fotoğraflar çektiler.
Karşılıklı kadeh kaldırdılar.
Ama iş açıklama yapmaya gelince acı gerçeklerin ağırlığı bir kez daha üzerimize çöktü.
Rum Lider tamamen suçlamaya dayalı bir açıklama yaptı, hatta bir de “tartışma”dan bahsetti.
Ve gitti….
Cumhurbaşkanı Erhürman da bu durum karşısında atmosferi bozmamak adına açıklama yapmamayı tercih etti.
Ama bunu söyleyecek bir şeyi olmadığını şeklinde algılamamak lazım.
Veya, Hristodulidis’e verecek yanıt bulamadı yanlışına düşmeyelim.
Erhürman en başından beri yaptığı gibi süreci en sonuna kadar zorlamaya kararlı bir tutum sergilemiştir.
Saygı duymakla beraber sonucun değişmeyeceğini düşünmekteyim.
Ama günün sonunda Cumhurbaşkanı Erhürman o gün orada konuşmamayı ve cevap hakkını saklı tutmayı tercih etmiştir.
Bu önemlidir ve o cevap çok yakın zamanda mutlaka verilecektir.
Bizim tarafta Kıbrıs konusunda yine keskin bir şekilde ayrılan iki taraf oluşmaktadır.
Bir taraf Erhürman’ı “gereken adımı atmamakla” yani doğrudan gidip sorgusuz sualsiz masaya oturmamakla suçluyor.
Diğer taraf ise Cumhurbaşkanı’na “gördün işte uzlaşmaya niyetleri yok ipleri kopart” diye sitem etmekte.
Elbette ki Erhürman her ikisini de yapmayacak.
Çünkü bunu yapmayacağını söyleyerek seçim kazanmıştır.
Hem de oldukça yüksek bir oy oranıyla.
Durum böyleyken çıkıp da tam tersini yapmasını kimse kendisinden beklemesin.
Ancak yolun sonuna geldiğimiz de gün gibi ortadadır.
Hristodulidis’in davranışlarını sadece yaklaşan seçime bağlamak büyük hata olur.
Seçim geçtikten sonra da değişen bir şey olmayacaktır.
Kazanması durumunda Hristodulidis veya kaybetmesi halinde yeni gelecek Rum Başkan aynen devam edecektir.
Çünkü ortaya konulan resmi ve milli Rum politikasıdır.
Güney Kıbrıs bir devlettir ve kabul edilmiş bir devlet politikası uygulamaktadır.
Aynı bizim gibi.
Gerçi biz son dönemde Kıbrıs konusunda bir devlet politikası ortaya koymadık.
Ama çok yakındır, bunu yapmaya biz de başlayacağız….