Daha önceki bir köşe yazımda, Kıbrıs sorununa ilişkin iki liderin güven artırıcı nitelikli basit konularda dahi uzlaşmaktan aciz iken temel çatışma noktalarını çözmek için mucize gerekli olduğunu ima edercesine “Panjuru gındırık yapamayanlar, gancelliyi nasıl açacaklar? başlığını kullanmıştım.
Pembe tablolar çizmeyi bırakıp rasyonel davranmamız halinde; Kıbrıs sorununa ilişkin temel çatışmaları çözmenin tarafların gönüllü iradeleriyle nerdeyse imkânsız olduğunu idrak ve ikrar ederiz. Çünkü, uzlaşmazlıkları çözümsüz kılan temel çatışma noktaları bir taraf için olmazsa olmaz iken diğer taraf için olursa olmazdır. Diğer bir ifadeyle, çözüm denen konu bir taraf için huzurun ve güvencenin kaynağını teşkil ederken diğer taraf için korkunun, huzursuzluğun veya travmanın kaynağıdır. Gelin temel çatışma noktalarını aşağıdaki gibi özetleyelim:
|
S.NO |
TEMEL ÇATIŞMA KONUSU |
TARAFLARIN POZİSYONU |
|
1 |
Devletin Niteliği: Federasyon mu, İki Devlet mi? |
· Rum tarafı (Kıbrıs Cumhuriyeti): İki toplumlu, iki kesimli federal bir çözümü savunur. Tek uluslararası kimlik, tek egemenlik ve tek vatandaşlık ister. · Türk tarafı (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti): Son yıllarda daha belirgin biçimde iki egemen eşit devlet tezini savunmaktadır. Şöyle ki, seçilir seçilmez Erhürman bir taraftan federatif çözüm arar gibi algı yaratırken diğer taraftan KKTC için egemen eşitlik ve tanınma talep eden Türkiye ile nüans farkıyla tam bir uyum içinde olduğunu açıklaması zihinleri bulandırmaktadır. Yani, Erhürman federasyoncu mu? yoksa konfederasyoncu mu? olduğu konusunda net bir tavır koyamamaktadır. |
|
2 |
Egemenlik ve Uluslararası Temsil |
· Rum tarafı, mevcut Kıbrıs Cumhuriyeti’nin adanın tek meşru devleti olduğunu savunur. · Türk tarafı, iki tarafın egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüye sahip olması gerektiğini ileri sürer. |
|
3 |
Güvenlik ve Garantörlük Sistemi |
1960 Garanti Antlaşması kapsamında Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık garantör devlettir. · Türk tarafı ve Türkiye, etkin ve fiilî garantinin sürmesini savunur. · Rum tarafı, garantörlük sisteminin kaldırılmasını ve yabancı askerlerin adadan çekilmesini ister. Temel sorun: Güvenlik mimarisi nasıl olacak? Türkiye’nin askerî varlığı devam edecek mi? |
|
4 |
Toprak Düzenlemeleri |
1974 sonrası ada fiilen ikiye bölünmüştür. Olası bir çözümde: · Rum tarafı daha fazla toprak iadesi talep eder. · Türk tarafı, iki kesimliliğin korunmasını savunur. Uyuşmazlık: Hangi bölgeler kime bırakılacak? Özellikle Güzelyurt (Morphou) gibi bölgeler tartışmalıdır. |
|
5 |
Mülkiyet Sorunu |
1974’te yer değiştiren kişilerin bıraktığı taşınmaz mallar önemli bir ihtilaf konusudur. · Rum tarafı: Eski sahiplerin mülkiyet hakkının öncelikli olarak iade edilmesini savunur. · Türk tarafı: Takas, tazminat ve iade seçeneklerinin birlikte uygulanmasını savunur. Çatışma noktası: Bireysel mülkiyet hakkı mı, iki kesimliliğin korunması mı öncelikli? |
|
6 |
Siyasi Eşitlik ve Karar Alma Mekanizması |
· Türk tarafı, federal bir çözümde karar alma mekanizmalarında etkin katılım ve veto hakkı ister. · Rum tarafı, sürekli veto mekanizmasının devlet işleyişini kilitleyeceğini savunur. Temel sorun: Azınlık konumundaki Türk toplumunun siyasi eşitliği nasıl güvence altına alınacak? |
|
7 |
Avrupa Birliği Boyutu |
Avrupa Birliği’ne 2004’te tüm ada adına Kıbrıs Cumhuriyeti üye olmuştur; ancak AB hukuku kuzeyde askıdadır. · Rum tarafı AB üyeliğini müzakere sürecinde avantaj olarak görür. · Türk tarafı, çözüm olmadan AB’ye girilmesini dengesizlik olarak değerlendirir. Daha da önemlisi, Rum Kesimi AB üyesi KKTC ise dışarıda iken AB’nin sürece taraf olması Türk tarafınca doğru karşılanmamaktadır. |
|
8 |
Doğal Kaynaklar ve Doğu Akdeniz |
Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynakları yeni bir gerilim alanı yaratmıştır. · Rum tarafı, ada adına münhasır ekonomik bölge anlaşmaları yapmaktadır. · Türk tarafı ve Türkiye, Türklerin eşit hak sahibi olduğunu ve tek taraflı adımların kabul edilemeyeceğini savunmaktadır |
Sonuç olarak; Kıbrıs sorunundaki temel uzlaşmazlık, üç ana eksende yoğunlaşmaktadır: 1)Egemenlik ve devlet modeli, 2)Güvenlik ve garantörlük ve Siyasi eşitlik ve güç paylaşımı. Bunlara ek olarak mülkiyet, toprak ve doğal kaynaklar gibi somut meseleler sorunun çözümünü zorlaştırmaktadır. Bu durumda, tarafların kendi rızasıyla bir uzlaşıya varması 60 yılı aşkın sürede olmadığı gibi bundan sonra da beklenemez. Bunun için etkin güçlerin dıştan gerekli motivasyonu yaratması zaruridir. Ancak, mevcut konjonktüre bakıldığında maalesef ve maatteessüf KKTC’nin aleyhine olacak şekilde dıştan motivasyon yaratabilecek aktörler Rum kesimiyle giderek güçlenen doğrudan bağlar kurmaktadırlar.
