Koalisyon hükümetinin ve hatta koalisyonun omurgasını oluşturan UBP’nin şuursuzca mazoşist gibi artan bir dozla kendine zarar vermesini anlamakta güçlük çekiyorum.
TMT’nin devamı olmaktan gurur duyan ve vatan/devlet uğruna canını vermeye hazır neferler tarafından kurulan ve devam ettirilen bir parti olarak lanse edilen UBP, son zamanlarda maalesef acınacak duruma düşmüştür.
Aslında UBP’nin kurumsal kimliğine haksızlık etmemek gerekiyor. Çünkü UBP’yi bu hale getirenler yönetimini şu veya bu şekilde işgal edip partinin misyonunu ve vizyonunu idrak etmeyenler ve/veya kendi bekalarını partinin ve devletin üzerinde görenlerdir.
Hiç kuşkusuz UBP tarih boyunca bu kadar siyaseten hatalı ve iradenin gerçek sahibi milletten kopuk sözde icraat içerisinde olmamıştır.
UBP, halen büyük bir uyum ve şükran politikası güttüğü Adalet ve Kalkınma Partisi'nden (AK Parti) dahi hiç feyz almış görünmemektedir. Şöyle ki, AK parti her türlü hükümet icraatından önce seçmen algısını ölçmekte veya o yönde algı yaratmak için profesyonelce kampanya yürütmektedir. Bu da 20 yılı aşkın süren aralıksız iktidarının ipuçlarından birini oluşturmaktadır. Başka bir ifade ile AK Parti halka rağmen herhangi bir eylem içinde olmaktan imtina etmektedir.
UBP ise özellikle son zamanlarda iradenin gerçek sahibini hiçe sayarak halka rağmen şuursuzca ve umursamazca kararlar almakta veya almaya yeltenmektedir.
Bilhassa Cumhurbaşkanı seçiminden sonra meşruiyetini büyük ölçüde yitiren koalisyon hükümeti ve UBP halkın rızasını almak üzere politika geliştirmek yerine tam aksine bir tutum sergileyerek seçmeni hiçe saymakta ve toplumsal güveni/desteği her geçen gün erozyona uğratmaktadır.
Koalisyon hükümetinin aldığı nerede ise tüm kararlar başarısız ve hatalı PİAR çalışmalarından dolayı toplumda negatif algı yaratmaktadır. Özellikle de UBP bu durumdan en büyük zararı görmektedir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, yapılan icraat, yasalar ve kararların meşruiyet kazanması için kişisel değil kamu yararı gözetilmesi ve toplum tarafından bu şekilde algılanması gerekmektedir. UBP önderliğinde son zamanlarda yapılan tüm işler, yasalar ve Bakanlar Kurulu kararlarının nerede ise tamamı kamu yararı için değil peşkeş olarak adlandırılan yandaş, nepotik ve belirli çıkar gruplarının faydasına olacak şekilde yapıldığı toplum tarafından açık ve net olarak algılanmaktadır.
Daha açık ve net ifade etmek gerekirse; koalisyon hükümeti tarafından özellikle son zamanlarda yapılan geçici istihdamlar, arazi peşkeşleri, ihaleler, liyakate düşman üst düzey bürokrat atamaları, vergi bilincinin bozulmasına neden olan ardı arkası kesilmeyen aflar, hane halkı yardım kaleminden partililere yapılan yardımlar, devlet dairelerinde vatandaşın çektiği eziyet ve hatta bazı imtiyazlı kişilere rant yaratmak adına dağıtılan kırsal kesim arsaları kamu yararını dikkate almayan, hak, hukuk, adalet ve eşitlik duygularını alt üst eden ve dolayısıyla hükümetin azalan meşruiyetini daha da bertaraf eden olgulardır.
Koalisyon hükümetinin tabiri caizse karnına soktuğu son bıçak darbesi kamu düzenini bertaraf etmek pahasına sadece üç bürokratın kamu yararından ziyade hegemonlara hizmet etmeye devam etmesi için kamuda emeklilik yaşının artırılmasına cüret edilmesidir.
Sonuç olarak; koalisyon hükümetine ve özellikle UBP’yi yönettiğini zannedenlere canı gönülden "Akıl izan” diliyorum.
