Temel herhangi bir yönetim kitabı, yönetimin planlama ile başlayan denetim ile sonuçlanan bir süreç olduğunu yazar.
Tabii bu evrensel öğeler bakkal dükkanından başlayıp devlet yönetimine kadar geçerli olsa da, elbette devlet yönetimi çok daha ciddi bir planlama, çok daha titiz bir denetim gerektirir.
Çünkü bir dükkan sahibinin yönetim sürecinde yapacağı hatanın bedelini kendisi ve ailesi öderken, devleti yönetenlerin hatasını tüm toplum bireyleri öder.
Hatta, sadece o toplumun mevcut bireyleri değil gelecek kuşakları da öder.
Özetle, devlet yönetimi çok ciddi bir planlama ve çok ciddi bir denetim içeren en yüksek dereceli yönetimdir.
Klasik devlet yönetiminin bu özelliklerine ek ama olmazsa olmaz nitelikteki unsuru da kriz yönetimidir.
Kurulan yönetim sisteminin istenmedik, arzulanmadık bir durumla karşılaşmaması ama karşılaşması durumunda da ne yapılması gerektiğini önceden öngörerek hazırlık yapılmasını içeren kriz yönetimi, sistemi koruyan ve sürdürülebilir kılan yönetim şeklidir.
Örneğin insan canlısı varlığını koruyabilmek, sistemini sürdürebilmek için ciddi hastalıklardan, onun için ölümcül olabilecek kalp krizi veya beyin kanaması gibi yaşamsal istenmedik durumlardan korunmak için hazırlıklı olmak durumundadır.
İnsanın kalp krizinden ölmemesi için krizle karşılaştığında ambulansı zamanında çağırıp tam teşekküllü bir hastaneye yetiştirilmesi elbette önemlidir.
Ama kişinin çok önceden yemesine, içmesine, hareketine, sporuna, varsa tansiyon, kolesterol gibi risk unsurlarına dikkat etmesi gerekir.
Ülkemizde yaşanan ve hepimizi derinden sarsan gemi faciası ne yazık ki devlet yönetiminin kriz yönetiminde başarısız olduğunu yaşayarak öğreten bir ders oldu.
Gemi gemi değildi, kaptan ve mürettebat güvenilir ve nitelikli değildi.
Bunlar elbette doğru.
Ama gidenler de insanımızdı. Her biri yerleri başkasıyla doldurulamayacak canlarımızdı.
O yüzden yetkililer adli, idari ve siyasi olarak sorumluluktan kurtulamaz.
Giden insanlarımıza adalet borcumuz olduğundan, hepimiz sorumluların bu borcunu ödemesi için üzerimize düşeni yapmalı, adli, idari, siyasi süreci yakından takip etmeliyiz.
