Bütün toplumlarda da öyledir ama Kıbrıs Türk toplumunda öğretmenler daha da önemli bir konumda olmuştur.

Eğitim ve kültürün üreticisi, taşıyıcısı ve aktarıcısı olduklarından öğretmenlerin evrensel anlamda önemi olduğu bilinir.

Kıbrıs Türk toplumunda öğretmenlerin bu evrensel önemine geçmişten gelen yönetici rolü de eklendiğinde, önemlerinin daha da artması doğaldır.

Çünkü öğretmenler, özellikle ilkokul öğretmenleri, 1963-74 dönemindeki zor yıllarda TMT temsilcisi olarak köy ve kasaba yöneticiliği de yapmıştır.

Dolayısıyla, geleneksel saygı yanında siyasal yönetsel otoritenin de simgesi olmuşlar, toplum içindeki önemlerini artırmışlardır.

Ne var ki günümüzde öğretmenlerin, işlevlerinden ve tarihsel konumlarından kaynaklanan saygınlığı süreç içinde tartışılır bir hale gelmiştir.

Geçtiğimiz gün Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun eğitim sendikası yöneticilerine yönelttiği ithamlar bu tartışmayı yeniden güncellemiştir.

Çavuşoğlu, sendikacıları, kamuda görev yapan öğretmenlerin özel ders ve dershanecilik üzerinden eğitimi ticarileştirmesinden sorumlu olarak konumlamıştır.

Çavuşoğlu’na cevapta gecikmeyen KTÖS temsilcisi ise topu ters çevirerek, Çavuşoğlu’nun akademik ve idari kadrolara dershaneci öğretmenleri atadığını, eğitimi ticarileştirenin bakanlık olduğunu vurgulamıştır.

Etik dışılık yanında yasa dışı olduğu da bilinen bireysel ya da dershanede verilen özel ders uygulamasının bu ülkede uzun yıllardır bir açık sır niteliğinde olduğu şüphesizdir.

Elbette, sendika ile bakanlık arasında tencere dibin kara seninki benden kara oyunu oynamanın yararı yoktur.

Ama bu konunun öğretmenlerin tarihten ve konumlarından gelen saygınlığını aşındırdığı da bir realitedir.

Üstelik bireysel ya da dershanede özel ders veren öğretmenlerin, genel öğretmen kitlesi içinde çok düşük bir azınlığı temsil etmelerine karşın genel öğretmen algısını haksız olarak etkilediği de bir gerçektir.

Uzun yıllardır gelip giden tüm partilerin değiştirmediği bu özel ders statükosunu yıkacak değişimci bir parti var mı yok mu?

Seçimler yaklaşıp politikacıların sahne önüne çıktığı bugünlerde, tencerenin renginden çok bu konuyu tartışmak daha yararlı olacak.

Çünkü toplumu vaat yağmuruna tutan partilerden bu konuda izleyecekleri politikayı duymak henüz mümkün olmadı.

Oysa eğitimde değişimin başlaması gereken nokta tam da burasıdır.