Girne açıklarında yaşanan gemi faciasını “talihsiz bir kaza” deyip geçiştirmek, kamu yönetiminin sorumluluğunu sorgulamaktan kaçmak olur.
Çünkü çağdaş devletin görevi sadece facia yaşandıktan sonra olay yerine ekip göndermek değildir. Asıl görev, faciayı doğurabilecek riskleri önceden görmek ve ortadan kaldırmaktır.
İşte buna risk yönetimi denir.
Gemiler düzenli ve bağımsız biçimde denetlendi mi? Teknik bakım ve klas kontrolleri eksiksiz miydi? Mürettebatın yeterlilikleri sürekli kontrol edildi mi? Meteorolojik riskler zamanında değerlendirildi mi? Acil tahliye planları hazır mıydı?
Bunların her biri cevap bekleyen ciddi sorulardır.
Ancak mesele bununla da bitmiyor.
Risk yönetiminde başarısız olunmuşsa devletin önünde ikinci bir sınav vardır: Kriz yönetimi.
Facia meydana geldiği anda arama-kurtarma faaliyetlerinin tek merkezden koordine edilmesi; sahil güvenlik, liman otoritesi, sağlık, itfaiye ve güvenlik birimlerinin eş zamanlı harekete geçirilmesi gerekir.
Peki bütün bunlar önceden hazırlanmış bir kriz planı çerçevesinde ve gereken etkinlikle gerçekleştirildi mi?
Kamuoyu zamanında, doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirildi mi?
İşte şimdi sorulması gereken esas soru şudur:
BU FACİANIN İDARİ VE KURUMSAL HESABINI KİM VERECEK?
Her facianın ardından birkaç açıklama yapıp sonra gündemin değişmesini beklemek, kriz yönetimi değildir.
Devlet yönetmek; sorumluluk almak, hesap vermek ve aynı olayın yeniden yaşanmasını engelleyecek sistemi kurmaktır.
Bu nedenle yapılması gereken yalnızca olayın teknik nedenlerini araştırmak olmamalıdır. Denetim mekanizmasının, liman güvenliğinin, risk yönetiminin, kriz planlarının ve kurumlar arası koordinasyonun bütünü bağımsız ve şeffaf biçimde sorgulanmalıdır.
Çünkü soru yalnızca “Gemi neden battı?” değildir.
Asıl sorular şunlardır:
Bu risk neden önceden görülmedi?
Görüldüyse neden önlenmedi?
Kriz başladığında sistem neden kusursuz işlemedi?
Ve en önemlisi:
Siyasi ve bürokratik sorumluluk kimdedir?
Bu soruların üzeri örtülürse bugün gemiyi, yarın başka bir faciayı konuşuruz.
KKTC’nin ihtiyacı yeni mazeretler değil; hesap veren, denetleyen, riskleri önceden gören ve kriz anında profesyonelce hareket eden bir kamu yönetimidir.
Girne faciası bir haber olarak kapanmamalıdır.
Bağımsız soruşturma yapılmalı, sorumluluk zinciri ortaya çıkarılmalı ve gereken kurumsal reformlar gecikmeden hayata geçirilmelidir.
