Önce bir parantez açalım. Hristodulidis efendi, 186 kararını sustalı jimnastik aleti gibi kullanıp üzerinden zıplayıp hoplayarak hedefine doğru ilerlemeyi sürdürür ağzı kulaklarına varırken, bizim sayın Başkanımız, bilmeyenler bilmeyenlere bilmediğini gibi abes kelime oyunlarıyla, karlı dağda buz satar kabilinden Rumun dediği gibi ‘ bu isun bubode ‘ nerede idin hiçbir yerde’ sözüne denk gelen söylemle bilmece bulmacalarla meşgul olurken, Hristodulidis karşısında ne yazık ki sanki bir fonksiyonu olmayan iş ola bir durumla karşı karşıya, %63’e rağmen ayaklarımız kaymakta, düelloyu da Hristo efendi kazanmakta, maalesef görünen O. Elini masaya vuracaksın, haklı olan lakin yıllarca haksız cezalara maruz bırakılan taraf bizleriz, 1963 ve sonrasında Kıbrıs’ta yaşananları, Rumların yaptıklarını da BMGK’nin taraflı haksız kararlarını da suratlarına çarpacaksın, yargısız infazla, oldubitti Adaletsiz kararla mahkum edilmemizi şiddetle reddettiğimizi dünyaya haykıracaksın. Dişe diş, hakkını ve haklılığını savunamamak yargısız infaza boyun eğmektir, DARBECİLERİN, CUMHURİYETİ YIKIP SONRA DA İŞGAL EDENLERİN sözde Kıbrıs Cumhuriyetinin yönetimi ve tek egemeni olduğunu kabullenmektir. BMGK’nin Adaletsizliklerini haksızlıklarını sineye çekmektir.
Soykırımcı katil Netanyahu ile ayni karede sarmaş dolaş gülücüklerle kendinden geçmiş, onlara Güney’de üs vermiş kapılarını ardına kadar açmış, özellikle askeri alanda çeşitli anlaşmalar yapmış, güvenliğini onlara terk edip korumaları altına girmeyi tercih etmiş olan Hristodulidis ile tokalaşıp kucaklaşıp masaya oturmak dünya kamu oyu önünde sanki Netanyahu’nun kirli elleriyle tokalaşmış intibası vermektedir. İsrail’in daha şimdiden mekanı haline Güney Kıbrıs Rum tarafıyla bu saatten sonra görüşmenin hiçbir anlamı yoktur. Hade hazır Kuzey’e pek bulaşmamış lakin düşman gözüyle bakanlarla nasıl bir çözümde anlaşıp birleşmeyi ve onlarla iç içe nasıl yaşayabileceğimizi düşünüyorsunuz sayın Erhürman??? İsrail, Güney Kıbrıs’ı içten içe geçmişte emsali olduğu gibi İsrail toprağı yapmayı, Kuzey Kıbrıs’ı da Gazze diye görüp ayni akıbeti yaşatmayı planlarken????? Bu saatten sonra görüşmeler boşunadır, Netanyahu’nun emir kulu Hristo’ya hizmettir. Dünya da sanacak biz de İsrail’le omuz omuzayız!!! Dostumun dostu!
Ayni başlıklı yazıyı 11 Mart 2022’de yazdım, Güven Yaratıcı Önlemler gene öne çıkarıldığı için tekrar yayınlamak istedim, günümüz yorumlarıyla.
Kıbrıs Türk halkına esas güven vermesi gereken Rumlarla BMGK-AB’dir, bunlara asla güvenimiz yoktur, böyle bir neden de yoktur hiç olmadı da. Hepsi de Kıbrıs Türk Halkına düşmanca davrandı. Biz Kıbrıs Türk Halkı olarak Rumlara ne yaptık ki bizden güven duymak isterler, çıksın biri söylesin? Haaa sebebi, 1963-1974’te kadar ENOSİS’e boyun eğmeyip karşı çıktığımız için ise o ayrı mesele. 1960’ta Kıbrıs ortaklık Cumhuriyeti kurulduğunda antlaşmanın ENOSİS’e sıçrama tahtası olduğunu CB Makarios söylemedi de yardımcısı Dr. Küçük mü söyledi, 3 yıl içinde Anayasanın 13 Maddesini Türkler mi değiştirmek istedi, AKRİTAS İMHA PLANINI 21 ARALIK 1963’te, 15 TEMMUZ 1974’te de İFESTOS İMHA PLANINI Türkler mi yapıp uygulamaya koydu, ENOSİS Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için Rum ortağa Türkler mi silahlı saldırıya geçti, devletten kovulan Türkler değil de Rumlar mıydı, silahlı saldırılar sonucu Türkler değil de RUMLAR mı 103 köyden da göç ettirildi, Cumhuriyete iki kere darbe yapan Rumlar değil de Türkler miydi, adada saldırmadık yer bırakmayan Rumlar değil de Türkler miydi, yollara barikatlar kuran, ablukaya alınıp yıllarca seyahati engellenen, işine gücüne bağına bahçesine gidemeyen Türkler değil de Rumlar mıydı biz mi engelledik, işine gücüne gitmesini biz mi engelledik, ablukada yıllarca biz mi tuttuk, yoldan belden barikatlarda insanları biz mi kaçırıp kör kuyulara attık, Barış Gücü nezaretindeki hastaları ellerinden biz mi alıp katlettik??? Haşa.
Kıbrıs Türk Halkını yıllarca ambargolar altında saldırılarla çadır-baraka-mağaralarda aç susuz yarı çıplak beş parasız, korku ve tehlike içinde ilkel bir yaşama mahkum eden ve tüm bunları yapan Rumlar değil midir ey BM - AB????? Ve bütün bunları yapan Makarios yönetimini, Anayasa Mahkemesi başkanı tarafsız Alman profesör Forsthoff protesto etmedi mi, sonunda da istenmeyen şahıs ilan edip sürgün eden Rumlar değil midir???
1964 yılında ve sonrasında Gazete kağıdı diyerek gemiler dolusu silahla cephaneyi Mısır’dan getirip adaya sokan, Mısır’dan hibe olarak Rumlara onlarca tank gönderilmedi mi?? Her seferinde Mısır’a eğitime giden bin Rum askeri değil midir?? Eğitim?? Türklere karşı kullanmak için Çekoslovakya’dan hibe olarak gönderilen silahları teslim alan Rumlar değil midir??? ENOSİS için 15 Temmuz 1974’te ‘ Kıbrıs Cumhuriyetine’ Yunan faşist Cuntasıyla birlikte ikinci darbeyi yapanlar, Kıbrıs Cumhuriyetini yıkarak yerine ‘Kıbrıs Helen Cumhuriyetini’ kuranlar, Cumhurbaşkanı Makarios’u devirip hatta öldürüldüğünü de açıklayanlar ve yerine terörist başı Nikos Samson’u atayanlar ve üstünden de TV ekranlarından bunları bütün dünyaya ilan edenler RUM EOKA B TERÖR ÖRGÜTÜ İLE FAŞİST YUNAN CUNTASI değil midir EY BMGK--AB????? Ve siz dünyanın büyük kuruluşları olarak hiç utanmadan hiç sıkılmadan Allahtan da hiç korkmadan yıllardır bunları yapanları desteklemeye devam eder, masum Kıbrıs Türk Halkını da yargısız infazlarla oldubittilerle taraflı, çıkarcı ve Adaletsiz karar ve uygulamalarla haksız cezalarla ezip elemeyi hala sürdürürsünüz bre Allahsızlar?????
21 Aralık 1963’te ENOSİS’İ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN Türk ortağa saldırarak haklarını gasp eden Rumlara, 4 Mart 1964’te 3 aylığına diye aldığı hukuk dışı 186 sayılı oldubitti siyasi kararla Kıbrıs Cumhuriyetini işgal ettiren BM Güvensizlik Konseyi değil midir???? BM çözüm planlarını reddeden, Referandumda ‘hayır’ diyen Rumları 2004’te tüm Kıbrıs adına haksızca üyeliğe alan AB değil midir??? Bütün bu gerçeklere rağmen masum Türk Halkına cezaları basan dayatmalarda bulunan BMGK-AB değil midir??? Türkleri koruyup kolladığı için Türkiye’ye yaptırımlar uygulayan bunlar değil midir? Rumlara her türlü yardımı ve desteği yapanlar ama Türklere sırtını dönenler aha bu kuruluşlardır, Türklere yardım eden koruyup kollayan sadece Türkiye’dir.
Şimdi kalktılar güven yaratıcı önlemleri yeniden ortaya çıkardılar sıkılmadan. Güven duymaya ihtiyacı olan sadece Kıbrıs Türk Halkıdır, Rumlardan, BMGK ve AB’den. Sanki suçluymuşuz, çözüm planlarını beraber reddetmişiz gibi geçin anlaşın diyorlar. Yıllardır bize yaptıkları haksızlıkları örtmek için, haksızca cezalı tutulduğumuz, ASİ muamelesi gördüğümüz bir ortamda güya barışı-çözümü sağlamak için ayni pilavı ısıtıp ısıtıp gene masaya koydular. Adada bütün kargaşalıkları çatışmaları çıkaranlar sonunda da savaşa sebep olanlar Rumlarla Yunanistan’dır. Çözümsüzlüğün başlıca sebebi olan 3 aylık 186 kararın üzerinden 696 ay geçtiği halde bunu güya bilmezden gelen BMGK’dir. Türk ortağın haklarının Rum işgalinde bulunduğunu, bunun Rumların uzlaşmazlığını körüklediğinin BMGK-AB’nin farkında olmamaları mümkün değildir. Hal böyle iken ayni yanlışı ayni ADALETSİZLİĞİ devam ettiriyorlar. Bu da gösteriyor ve ta başından beridir açıkça hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir şekildedir ki, bu kuruluşlar Kıbrıs’ı Rum-Yunan’a kesin olarak bütün Kıbrıs’ı hediye etmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar ve yapmaya da devam edeceklerdir, 186’yı uzatarak.
54 yıllık görüşmelerden sonuç çıkmaması bu yüzdendir. BMGK beşlisinin-AB’nin tutumu, sorunun hak-hukuk-adalet-tarafsızlık ilkesinde adil-kalıcı çözüme ulaşması yerine, çözümsüzlüğe sebep oldukları aşikardır. Tavşana kaç tazıya tut misali. Rumlarla birlikte Kıbrıs Antlaşmalarını ve Anayasasını çiğnedikleri de açıktır. O yüzden olası bir anlaşmanın kolayca çiğnenebileceği kuvvetle muhtemeldir. Hele Garantiler kalkarsa ENOSİS’e kapılar ardına kadar açılmış demektir. Türklerin bunu kabul etmesi, kendi eliyle ipi boynuna geçirmesi demektir.
Bu nedenle öncelikle BMGK-AB’nin yanlışlarından dönerek Kıbrıs Türk halkına adaletli eşit, adil davranması, gerçeklere dayanarak hareket etmesi ve fazlasıyla güven vermesi, Kıbrıs Cumhuriyetine iki defa darbe yapan, ortağını devletten silah zoruyla kovan esas suçlu tarafa gerekeni yapmaları lazımdır, koltuk altına alarak değil. Rumlara gelince, Türk düşmanlığını sonlandırması, ENOSİS’ten vaz geçmesi, Meclislerinde-Ulusal Konseylerinde-Partilerindeki ENOSİS kararlarını iptal etmeleri, kilisenin de siyasetten elini eteğini çekmesi ve okullarında ENOSİS okutulmaması gerekir. Yaptıklarının hesabını da vermeli, bedelini ödeyip özür de dilemelidir. 186 Kararı durdukça bunları yapmazlar hedeflerinden asla sapmazlar. O yüzden, iki taraf için de gerçek barış-çözüm, egemen eşit iki devletle yan yanadır. Ülke ve bölgenin hem Anavatanların hayrı için.
Ayın oyunla güven olmayacağı anlaşılmıştır, aldatmaya yöneliktir, suçlarına ortak etmektir, hatta 186 kararı durdukça tek suçlu Türkler demektir. Kıbrıs sorunu gayet açık ve sarihtir. Rumlara güven vermemizi gerektiren hiçbir sebep yoktur. Haaa, korkuları Türkiye’den ise sebebi ENOSİS’tir, bunun güvencesi asla olamaz. Federalcilere O çok güvendikleri AKEL’in 1981’deki halen uygulanan talimatını hem BMGK’nin 4 Mart 1964’teki adaletsiz 186 kararının bir maddesini aktarayım, belki uyanırlar. 1-Kıbrıs sorununun bir savaş ve işgal sorunu olarak 1974’te başladığını içte-dışta herkese kabul ettirmeliyiz. 2-Kültür-sanat-gelenek-tarih-folklor gibi yöntemlerle adada ‘Kıbrıslı Türk ve hatta ‘Türk’ değil, bir ortak ‘Kıbrıslı’ kimliği olduğunu coğrafi ve kültürel-tarihi veriler üzerinden Türk toplumuna kabul ettirmeliyiz. Başarırsak sorun kendiliğinden çözülür. Bizi ikiye bölerek başardılar.
BMGK’ 186 özet maddesi. Kıbrıs Cumhuriyetinin yönetimi Rumlarda olacaktır. ’Kıbrıs Hükümeti ( yani işgalci Rumlar) şiddet ve kan dökülmesini önleyecek her türlü önlemi alacaktır, Barış Gücü de hükümete yardımcı olacaktır ‘ Bre utanmazlar, şiddeti uygulayan-kan dökenlerin Rumlar olduğunu bilmezdiniz???? Da tilkilere teslim ettiniz kümesi? Tu yüzünüze. Hala Rumların-BMGK-AB’nin ne mal olduklarını, niyetlerini, adaletsizliklerini görmezden gelip peşlerinde koşanlar, bize yaşatılanları bir daha düşünüp arkadan hançerlemekten vaz geçsinler. BMGK beşlisi gadimicilerine itibar etmesinler, Anavatanımıza sırtını, AKEL ve Emperyallere yüzünü dönenler. Yazının sonu.
Rum-Yunan’ın ortaya attıkları Türkiye korkuları tamamen asılsız olup taktik icabıdır ve belli ki ENOSİS hedeflerinden caymış değillerdir aksine daha da yakın hissettiklerinden ve bir an evvel ulaşmak için sabırsızlandıklarından dolayıdır ki bundan ötürü Türkiye’nin müdahale edeceğini bildiklerinden şimdiden önünü kesme çabalarını üçüncü ülkelerle yaptıkları özellikle askeri anlaşmalarla tatbikatlarla ve Güneyde onlara kara ve deniz üsleri vererek askeri yığınak yaparak, aşırı silahlanarak ülkede ve bölgede yeni bir savaş yaratma düşüncesinde oldukları apaçık ortadadır.
Bu açıdan kendilerinin kopyası soykırımcı İsrail’e kapıları ardına kadar açmışlar, onunla birlikte ana yavru olarak ayni saksıya işemeye başlamışlardır. ABD, Fransa, Hindistan, Mısır gibi ülkelerle de sıkı fıkı haliyle AB ülkeleri ile de ayni şekilde arkasını sağlam yere dayadığı hissine kapılarak ben benim demektedir. Ta eskiden yardımlarını esirgemeyen Mısır Fellahı ile daha da ileri giderek güya bağımsızlık günün 1 Ekimde Mısır askerleri de gelip törene katılacaklar diye açıklandı. Kıbrıs Cumhuriyetinin kuruluş tarihi 16 Ağustos 1960’tır, ( ben Lise bir idim NKL’de. O büyük günde arkadaşlar Sultan Kıraner, Selim Suphi, Yıldıray Gamber, Hasan Nihat ve Mehmet Bada, babası Bada dayının sandalıyla tek nişana gitmiştik Mehmetçikleri getiren çıkarma gemisini karşılamaya Bayraklarla). 4 ülke İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan, Mısır. Üçü soy kırımcı- istilacı, ayrıca ikisi hem Mısır darbeci. Tencere devrildi kapağını buldu. Ey be Rum hem Yunan, gün ola harman ola, 1974 ÖNCESİNDE Sakarya Mücahit’i ÖMER abinin, İngiliz üslerinde çalışırken EOKA’cı bir Rum’un sataşmalarına aynen dediği gibi, BU TEKERLEK GENE DÖNECEK. 1974’te döndü. Gene akıllanmazlar, daha büyük yanlış daha büyük felaket demektir, yol yakınken belki vaz geçerler amma hiç zannetmem. Büyük saldırıya hazırlanırlar geniş çaplı üç cepheden. Bana arkadaşını söyle senin ne olduğunu söyleyeyim sözü tam da burada gerekli, fazla söze lüzum yok. İsrail CB bay Herzok 21 ay kadar önce gene gelmişti Güneye, şimdi gene geldi. Diz boyu değil boğazına kadar battılar ana- yavru, kurtuluş yok. Bütün dünya alem seyretsin trajediyi. Hristoduli efendi sen yalnız Türklerin değil Rumların da düşmanısın hem BARIŞIN.
Hristodulidis efendi, sayın Erhürman ile bir hafta içinde çözebilirmiş dedi karışan olmasa. Sanki çözümü çok ister. Çözüm isteseydi Montana’da, soykırımcı Netanyahu’nun talimatına itibar etmez Anastasi efendiyi de ikna edip apar topar masadan kaçmazlardı. Bana göre bu saatten sonra görüşme masasına oturmak boşunadır. Hele hele yeniden birleşme dedikleri yapıyı değil görüşmek sözünü bile etmek fuzulidir. Güneyi ve de Yunanistan’ı avucuna almış İsrail her iki ülkede fink atar, ikilinin ağızları kulaklarında tavla teslim olmuşlarken, bizim o taraflarla işimiz olmaz . Eeee AB’ye de gözünüz aydın diyelim, güya Güney Kıbrıs hem Yunanistan toprakları AB’nin malıymış, hani derler ya bütün Kıbrıs toprağı da. Rum-Yunan ikilisinden çok çekeceğin vardır ey AB. İkisinin de ipleri İsrail’in elinde. İsrail’i de üye aldırmak için öyle şantaj hem VETO tehditleri yapacaklar hiç sorma. AB’nde en çok söz sahibi olacaklar. 2004’te Yunanistan’ın 9 aday ülke için Veto kullanacak diye tehdit etmedi mi, Güney Kıbrıs’ı bu şekilde üyeliğe almak zorunda kaldınız mı??? Bay Verhagen’in dediği gibi?
Ey AB, soykırım ve savaş suçundan dolayı yakalama emri bulunan katil, senin iki üye ülkenin liderleriyle sarmaş dolaş iş çevirirler, çok gitmez Avrupa’nın ortasına da ulaşacak, hiç mi umurunda değil, o halde sen de soykırımı mı desteklen??? İsrail Cumhurbaşkanı dün Güneye gitti davet üzerine, gidişi ikinci defasıdır. Bu ikili ana yavruya çok dikkat et, büyük savaşlara sebep olabilirler, hazırlık yaparlar baş soykırımcıyla güya bir yerlerden korkarlar, sebep olurlar ortalık darmadağın olabilir. Kesinlikle bu ana yavru soykırım yapanın yanında yer almışlardır. Ya iki yüze yakın BM üyesi ödlek pısırık ülke ( az da olsalar istisnalar hariç ) nasıl dinleyecek bu üçlüyü oturup koltuklarda??? Belki de tokalaşıp kucaklaşacaklar da, gece Gazze, Batı Şeria, Lübnan, İran, Suriye saldırıları ve katliamları şerefine şampanya bile patlatacaklar. Ahhh bazı Müslüman Arap ülkeleri hala uyumaya devam, gülle geçene kadar sinili, yazıklar olsun.
Açıklamada 23 Eylül’deki BM Genel kurulunda bu soykırımcı işgalci üçlünün, ikili darbecidir de, liderleri de konuşma yapacaklarmış. Eeee Vallahi bu dünya düzeninin kaldıysa düzeni çivisi çıkmıştır, Uluslararası Mahkemelerinin de itibarı kalmamıştır o da ayrı mesele. Hani Uluslararası Ceza Mahkemesi karara bağlamıştı, Soykırım suçu işlediğinden dolayı cani Netanyahu’nun görüldüğü yerde yakalanması için de emir çıkarmıştı, WANTED diye. Eski Texas’taki gibi. Ama
Avrupa Halk Partisi başkanı Weber efendi, DİSİ’nin 50 kuruluş yıl dönümü kutlamasına katıldı, Kıbrıs sorunu Avrupa’nın sorunudur, iki devletli çözümü kabul etmeyiz, Kıbrıs yeniden birleşmeli dedi, ben de ona hoooşt dedim. Türkler olarak Kıbrıs’ta nasıl yaşayacağımızı biz karar veririz, sen değil, Kıbrıs konusunda konuşmak karar almak için kimseden icazet almayız, Türkler Kıbrıs Cumhuriyetinin İKİ EŞİT KURUCU ORTAĞINDAN BİRİDİR. Rumlar kadar söz hakkımız vardır, sahibiyiz. Senin o destek verdiklerindir ENOSİS hayali uğruna Kıbrıs’ın ikiye bölünmesine sebep olan. Olan olmuştur, defter de kapanmıştır, yeniden birleşme istermiş, geçmiş ola o iş kapanmıştır. İki Devlet yan yana eşit, en adili ve gereği olandır. Senin Kıbrıs sorunundan haberin bile yoktur, hade başka kapıya.
Bay Guterres, hangi güvenden söz edersin 3 aylık 186 kararı bu gün 751 aya ulaşmışken????? Yukarıdaki yazıyı yazdığımda 696 ay geçmişti karar üzerinden şimdi 751 ay oldu. Güvensizliğin kralı BMGK’nin kendisidir, gayet açık değil midir geçen süreyle????? Hade güle güle.
