Çok kolay bir iktidar süreci yaşanmadı.
Her ne kadar da diğer iki ortağı kendisiyle aynı siyasi çizgide olsa da Ulusal Birlik Partisi (UBP) adına üçlü hükümet süreci dikenli yolları oldukça fazla olan bir dönemdi.
Buna bir de tam yolun ortasında kurultay süreci de eklenince gerçekten zor bir yolculuk oldu.
Ülke dışında yaşanan olumsuz gelişmelerin etkisinde gelişen sorunların hükümet üzerindeki etkisini de unutmayalım.
Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) meclisteki tek muhalefet olmasının bu partimize yarattığı tüm dikkatleri üzerine çekebilme avantajı da eklenince UBP adına işler pek de istediği gibi gitmedi.
Ama bu arada Türkiye’nin güçlü desteğinin de hem hükümet hem de hükümetin başı olan UBP adına sağlam bir motivasyon olduğunu da unutmayalım.
Ana muhalefet CTP özellikle ekonomik sıkıntılardan aldığı güçle erken seçim ivmesi yaratmak istedi.
Bunda da ilk zamanlarda çok da başarılı oldu.
Ancak UBP’nin inatla direnmesi karşısında bu ivme zamanla kayboldu.
Erken seçim olmadı ve nihayet normal takviminde bir seçim sürecine girdik.
Hatta aynı güne iki seçimi bile sığdırdık.
Gelinen aşamada görmekteyiz ki UBP erken seçime direnme konusunda kendi açısından çok haklıymış.
Çok uzağa gitmeden, sadece bir yıl öncesine bile baktığımızda o günden bugüne siyasetin nabız atışında yaşanan ciddi değişimi görmekteyiz.
Tam bir yıl önce ülke cumhurbaşkanı seçimi arifesindeydi.
Ve iki önemli aday, Erhürman ile Tatar, genel başkanlıklarını ve başbakanlık yaptıkları partileri olan CTP ve UBP’nin koşulsuz desteğiyle yarışmaktaydı.
Hem Erhürman ile Tatar arasındaki fark ve hem de ülkenin siyasi ortamının verdiği UBP ile CTP farkı sayesinde Erhürman bu seçimden ciddi bir oy farkıyla zaferle çıktı.
Ve bu zafer sonrasında CTP sıranın genel seçime geldiğini söyleyerek erken bir seçim için gaza bastı.
Ama olmadı.
UBP bu hamleye çok iyi dayandı ve kazandı.
Bir yıl UBP açısından çok da kolay geçmese de bugün gelinen aşamada dengelerin sağlanmaya başladığını görüyoruz.
UBP siyasetin gündemini bir kez daha belirlemeyi ve ortamı domine etmeyi başardı.
Yaşanan son derece üzücü gemi kazasında bile oklar UBP yerine Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı görevini yürüten Yeniden Doğuş Partisi’ne (YDP) yöneldi.
Doğrudur ya da değildir, başka bir konu.
Ama bugün gelinen konakta UBP siyasi alanda o kadar rahatladı ki seçime sayılı günler kala kabinede değişikliğe dahi gidebiliyor.
Ancak tüm bunlara bakıp da UBP’nin seçimi kazanma noktasına geldiğini de düşünemeyiz.
Bunun için henüz daha çok erken.
CTP bu noktadaki avantajını korumakta.
UBP’nin bunu değiştirebilmesi için çok çalışması gerekmekte.
Özellikle de kişisel hesapların bir kenara bırakılması gerekiyor.
Karma oyun kalkması elbette önemli.
Ama bu sefer de kişisel çekişmelerin tamamen parti içerisine yöneleceği gerçeği de ortada.
Zaman azaldıkça durum da doğal olarak çok daha berraklaşacak.
O zaman gidişatı daha net göreceğiz.
Seçimi yine UBP domine edecek
Aziz Karaaziz
Yorumlar
