Gemi felaketi ile başlayan süreç siyasi yapımızda da ciddi dalgalanmalara yol açmaya başladı.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın Başbakan Üstel tarafından görevden alınması çok büyük bir domino etkisi yaratacak.
Hatta yaratmaya başladı bile.
Özellikle Yeniden Doğuş Partisi cephesinden gelen açıklamalar seçimde Ulusal Birlik Partisi ile ciddi bir kapışma yaşanacağının ilk sinyalleri niteliğindedir.
Görünen odur ki Erhan Arıklı YDP Genel Başkanı olarak partisi içerisinde ciddi bir desteğe sahip durumdadır.
Bunun bilince olduğu içindir ki görevden alınacağını duyar duymaz “limanlar dairesi benim bakanlığımdan alınsın başbakanlığa verilsin” ve “dokunulmazlığım kaldırılsın” açıklamasında bulunmuştur.
Arıklı bunu yaparak tabanı üzerinde farklı bir etki yaratmak niyetindeydi ve ilk gelen veriler bunu başarmış olduğu yönündedir.
Ama öte yandan UBP Genel Başkanı ve Başbakan Üstel de görevden alma kararı ile kendi tabanı üzerinde oldukça olumlu bir hava yakalamıştır.
Çünkü uzun zamandır UBP tabanının geniş bir kesiminde YDP’nin sürekli olarak tekrarladığı “hükümetten çekilme” açıklamalarından kaynaklı ciddi bir rahatsızlık oluşmuştu.
Başbakan Üstel de bunun farkındaydı ama hükümetin yapısı bakımından çok fazla bir hareket alanı yoktu.
Ancak bu sefer işler oldukça farklı bir şekilde gelişti.
Yaşanan üzücü kaza olayının ardından Arıklı’ya karşı toplum nezdinde de ciddi bir rahatsızlık oluşunca işler değişti.
Üstel, Arıklı’yı görevden alarak sadece kendi parti tabanının değil toplumun beklentilerini de karşılamış oldu.
Bu noktada kadim dostum Erhan Arıklı’ya “keşke en başında sen istifa etmiş olsaydın” derim.
Çünkü yaşananlar daha önce karşılaştıklarımızdan çok daha farklı bir boyutta olaylardı.
Belli ki Arıklı bunu göremedi.
Ve daha öncekilerde olduğu gibi “zamana bırakma” formülünü kullanmak istedi.
Ama olmadı.
Çok da normaldi olmaması.
Peki şimdi ne olacak..?
YDP zaten sürekli olarak hükümetten çekilmeyi gündeminde tutmaktaydı.
Bu sefer bu oldu ve hükümetten çekildiler.
Hükümet şimdi iki partiden oluşmakta.
Matematik bilgilerimizi ve hafızamızı tazelemeye başlayalım.
50 sandalyeli meclisimizde şu an 49 milletvekili bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’dan boşalan sandalye için ara seçim yapmadığımızdan ötürü bir milletvekilliği boşta.
Bu 49 milletvekilinin 23 tanesi UBP. İki tane de DP milletvekili var.
Yani hükümet şu anda tam sınırda, 25 vekilde.
Elbette ki bu rakam iktidarda kalmak için ya da herhangi bir yasa çıkarmak için yeterli değil.
26’yı bulmak gerekiyor.
Ancak işte tam bu noktada çok kritik bir pozisyon karşımıza çıkmakta.
O da partisinden istifa etmiş olan eski DP milletvekili Hasan Tosunoğlu.
Kendisi şu an bağımsız.
Ama istifa ederken hükümete desteğinin süreceğini açıklamıştır.
Bugün gelinen aşamada bu desteğinin halen devam edip etmediğini kendisine sormak lazım.
Tosunoğlu desteklerse hükümet devam eder. Ama desteğini çekerse hükümet biter.
Ancak CTP açısından da işler çok parlak değil.
Görünen odur ki eğer hükümet istifa etmez ve 25 ile yola devam kararı alırsa CTP ilk fırsatta bir gensoru önergesi verecektir.
Buna kesin gözüyle bakalım.
Hükümetin burada 25 rakamını artırıp en azından 26 olması şart.
Az önce de yazdığımız üzere Hasan Tosunoğlu’nun tavrı belirleyici olur.
Çünkü CTP 18 sandalyeye sahip.
Buna daha önce Halkın Partisi’nden istifa ederek bağımsız kalan ancak seçime CTP’den aday olacaklarını açıklayan Jale Refik Rogers ve Ayşegül Baybars’ı da eklediğimizde sayı 20 oluyor.
Bir süre önce UBP’den istifa etmiş olan İzlem Gürçağ da mutlaka hükümete karşı oy verecektir, sormaya bile gerek duymuyorum.
Böylece sayı 21 olur.
Herhalde gelinen son aşamada iki YDP vekili de karşı cephede yer alır ve muhalefetin koltuk sayısı 23’e ulaşır.
Yani her halükarda muhalefet çoğunluğu elde edemiyor.
Ama hükümetin bu şansı var.
O da Hasan Tosunoğlu.
Çok ağır bir sorumluluk.
Ama ben kendisi aynı zamanda çok değer verdiğim bir dostum da olan sevgili Hasan Tosunoğlu’nun bu ağır sorumluluğun gereğini yerine getireceğine ve en doğru kararı vereceğine eminim.
Ne karar vereceğini de kendisiyle henüz konuşmamış olmama rağmen az çok bilmekteyim.
Ama burada yazmayacağım.
Çünkü kendisine saygım büyük ve bu kararı kendisinin açıklamasının daha doğru olduğuna inanmaktayım.
Peki Şimdi Ne Olacak..?
Aziz Karaaziz
Yorumlar
