Eksen programında Artun Çağa’nın konuğu olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Emekli Müsteşarı ve TDP MYK Üyesi Erman Yaylalı; genç işsizlik, yerli istihdam, yabancı iş gücü, İstihdam Destek Merkezi, kamudaki istihdam politikaları, Sosyal Sigortalar ve İhtiyat Sandığı konusunda değerlendirmelerde bulundu. Yaylalı, özel sektörde çalışan KKTC yurttaşlarının oranının gerilediğini savunarak, yerli istihdamı koruyacak kota ve teşvik sistemlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
Bağımsız Gazete Genel Yayın Yönetmeni Artun Çağa’nın hazırlayıp sunduğu Eksen programına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Emekli Müsteşarı ve Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Erman Yaylalı konuk oldu.
“Gençler iş gücü piyasasına girmekte zorlanıyor”
Genç işsizliğini ülkenin önemli sorunlarından biri olarak nitelendiren Yaylalı, gençlerin iş gücü piyasasına girmekte güçlük çektiğini söyledi. Yurt dışında eğitim gören gençlerin önemli bir bölümünün ülkeye geri dönmediğini, ülkedeki bazı gençlerin ise Güney Kıbrıs’ta çalışmayı tercih ettiğini belirten Yaylalı, bu konuda geçmiş hükümetlerin de sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Yaylalı, yerli istihdamın korunması amacıyla belirli sektörlerde yabancı iş gücüne yönelik sınırlamalar ve kotalar uygulanması gerektiğini savundu. Eğitim, sağlık, turizm, bankacılık ve finans gibi KKTC yurttaşlarının çalışmayı tercih ettiği alanlarda koruyucu politikaların devreye konulması gerektiğini söyledi.
İstihdam Destek Merkezi’ne eleştiri
2007 yılında Çalışma Bakanlığı bünyesinde oluşturulan İstihdam Destek Merkezi’ne de değinen Yaylalı, sistemin kuruluş amacının KKTC yurttaşlarının iş gücü piyasasına girişini kolaylaştırmak olduğunu belirtti.
Maaş ve sosyal güvenlik desteği gibi uygulamalarla hem işverenin hem de çalışanın teşvik edilmesinin hedeflendiğini anlatan Yaylalı, sistemin ilk yıllarda yerli istihdamın desteklenmesinde etkili olduğunu söyledi.
Yaylalı, bugün söz konusu fonun aylık gelirinin yaklaşık 275-280 milyon TL seviyesinde olduğunu ifade ederek, fonun mevcut kullanım biçimini eleştirdi. Fonun yerli istihdamı artırması gerekirken KKTC yurttaşlarının özel sektördeki payının gerilediğini savundu.
“Özel sektörde KKTC yurttaşlarının oranı yüzde 30”
Sosyal Sigortalar kayıtlarına ilişkin rakamlar da paylaşan Yaylalı, toplam sigortalı sayısının yaklaşık 170 bin olduğunu söyledi. Kamu çalışanları çıkarıldığında özel sektörde yaklaşık 144 bin kişinin çalıştığını belirten Yaylalı; bunların yaklaşık 49 bininin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı, 42 bininin üçüncü ülke yurttaşı ve 53 bininin KKTC yurttaşı olduğunu ifade etti.
KKTC yurttaşları arasında yaklaşık 10 bin işveren bulunduğunu belirten Yaylalı, bu kesim çıkarıldığında özel sektörde çalışan KKTC yurttaşlarının oranının yaklaşık yüzde 30’a düştüğünü savundu.
Yaylalı, İstihdam Destek Merkezi’nden her ay yüksek miktarda teşvik verilmesine rağmen yerli çalışan oranının azalmasını sistemdeki sorunun göstergesi olarak değerlendirdi.
Fonun kuruluş amacını düzenleyen hükme de değinen Yaylalı, yabancı çalışanlar üzerinden alınan katkı priminin yerli istihdamı teşvik etmek amacıyla kullanılması gerektiğini söyledi. Fon kaynaklarının farklı alanlara yönlendirildiğini savunan Yaylalı, bunun düzeltilmesi gerektiğini ifade etti.
“Mesele çalışmak istememeleri değil, çalışma koşulları”
Programda Kıbrıslı Türk gençlerin bazı sektörlerde çalışmak istemediği yönündeki tartışmalar da gündeme geldi.
Yaylalı, temel sorunun çalışma koşulları ve ücretler olduğunu belirterek, asgari ücretin normal çalışma düzeninde günde 8 saat ve haftada 40 saatlik çalışma karşılığında belirlendiğine dikkat çekti. Buna karşın bazı çalışanların çok daha uzun saatler çalıştırıldığını söyleyen Yaylalı, bu durumun ucuz iş gücü piyasası yarattığını savundu.
Meslek liseleriyle işverenler arasında doğrudan bağ kurulması gerektiğini söyleyen Yaylalı, turizm, bankacılık ve finans gibi sektörlerde ihtiyaç duyulan personelin eğitim sistemiyle birlikte planlanması gerektiğini ifade etti.
Meslek liseleri, hizmet içi eğitim programları ve meslek kurslarının yaygınlaştırılmasını isteyen Yaylalı, çalışma koşulları ve ücretlerin de net şekilde belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Yaylalı, yerli istihdamı artırmak amacıyla yalnızca kota uygulamasının yeterli olmayacağını, işverenlerin de teşvik edilmesi gerektiğini belirterek, KKTC yurttaşı çalıştıran işletmelere maaş ve sosyal güvenlik desteği verilmesini önerdi.
Kamudaki geçici istihdamlara eleştiri
Kamudaki istihdam sistemine de değinen Yaylalı, son yıllarda geçici işçi statüsünde yapılan istihdamları eleştirdi.
Kamu kurumlarının kendi teşkilat yasalarına göre belirlenen niteliklerde personel alması gerektiğini belirten Yaylalı, Kamu Hizmeti Komisyonu aracılığıyla sınav sisteminin işletilmesinin esas olduğunu söyledi.
Son üç-dört yılda yapılan bazı geçici istihdamlarda çalışanların görevlendirildikleri kurumların ihtiyaç duyduğu niteliklere sahip olmadığını savunan Yaylalı, bunun kamu hizmetlerinin işleyişini olumsuz etkilediğini ifade etti.
Genç işsizlik rakamlarını açıkladı
Yaylalı, program sırasında İstatistik Kurumu verilerine atıfta bulunarak genç işsizlik oranının yüzde 12,4 olarak göründüğünü söyledi.
Bu oranın 15-24 yaş grubunu kapsadığını belirten Yaylalı, genç çalışan tanımının daha geniş yaş aralığında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Genel işsizlik oranının ise yüzde 4,7 ve toplam işsiz sayısının yaklaşık 10 bin olarak göründüğünü ifade etti.
Yaylalı, gençlerin ülkede kalabilmesi için yerli iş gücünün korunması gerektiğini belirterek, işveren, çalışan ve devlet arasında sosyal diyalog mekanizması oluşturulmasının önemine işaret etti.
Sosyal Sigortalar ve 40 bin TL ödeme tartışması
Programın bir diğer bölümünde Sosyal Sigortalar emeklilerine yapılması gündemde olan 40 bin TL’lik ödeme ele alındı.
Yaylalı, sosyal sigortalıların yıllardır kamu çalışanlarına kıyasla dezavantajlı durumda olduğunu savunarak bu eşitsizliklerin giderilmesi gerektiğini söyledi.
Düşük maaş alan sigorta emeklilerine destek verilmesine karşı olmadığını özellikle vurgulayan Yaylalı, asıl tartışılması gereken konunun 40 bin TL’lik ödemenin hangi kaynaktan karşılanacağı olduğunu ifade etti.
2008 yılından itibaren kamu, özel sektör, asker, polis ve diğer çalışanların Sosyal Güvenlik Yasası kapsamına alındığını anlatan Yaylalı, bu çalışanların emeklilik kesintilerinin sisteme aktarılmaya başladığını kaydetti.
Sosyal Güvenlik Fonu ile Sosyal Sigortalar Fonu’nun ayrı tutulması gerektiğini söyleyen Yaylalı, fonların mevcut yapısına ilişkin kaygılarını dile getirdi. 2008 sonrası sisteme dahil olan çalışanların ilerleyen yıllarda emekli olmaya başlamasıyla sistem üzerindeki mali yükün artacağını savundu.
“Düşük maaş alanlara iyileştirme yapılsın”
Yaklaşık 48 bin emekliye 40 bin TL ödeme yapılmasının yaklaşık 1,92 milyar TL tutacağını belirten Yaylalı, ödemenin herkese aynı miktarda verilmesi yerine düşük maaş alan emekliler, dul ve yetim aylığı alanlar üzerinde yoğunlaşılması gerektiğini söyledi.
Yaylalı, 30-35 bin TL civarında maaş alan kişilerin gelirlerinin yükseltilmesini destekleyeceklerini ifade ederek, yüksek maaş alanla düşük maaş alana aynı miktarda ödeme yapılmasını eleştirdi.
Ödemenin yapılacak olması halinde kaynağın Maliye Bakanlığı tarafından karşılanmasını savunan Yaylalı, Sosyal Güvenlik Fonu’ndaki birikimlerin gelecekte emekli olacak çalışanların hakları olduğunu söyledi.
“Düşük maaş alanların, dul ve yetimlerin maaşlarını iyileştirin” diyen Yaylalı, bu maaşların asgari ücretin üzerine çıkarılabileceğini ifade etti.
Yaylalı, 40 bin TL’lik ödeme yönteminin seçime yönelik olduğunu savunurken, sosyal sigortalıların yaşadığı gelir eşitsizliğinin giderilmesi gerektiğini ve bu konuda mevzuatın aşamalı biçimde geliştirilmesini desteklediklerini de söyledi.
İhtiyat Sandığı için yeni model önerisi
Yaylalı İhtiyat Sandığı’nın güçlü ve korunması gereken bir sistem olduğunu belirterek, mevcut yapının günümüz koşullarına göre geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
Yaylalı, çalışanların fondaki birikimlerinin farklı yatırım araçlarında değerlendirilebilmesine olanak sağlayacak modeller üzerinde durulabileceğini ifade ederek, fon yönetiminin çağdaş bankacılık ve finans yöntemlerine göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundu.
İhtiyat Sandığı’nın mali yapısına da değinen Yaylalı, devletin Sandığa geçmiş dönemlerden kaynaklanan 15 milyar TL’nin üzerinde borcu bulunduğunu ifade etti. Buna rağmen İhtiyat Sandığı’nın güçlü durumda olduğunu söyleyen Yaylalı, sistemin korunarak geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.






