Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Lefkoşa milletvekili adayı Prof. Dr. Mehmet Çakıcı, siyasette güvenin seçim dönemlerinde verilen vaatlerle değil, yıllar boyunca ortaya konan davranışlar ve tutarlı bir siyasi duruşla kazanılabileceğini belirtti. Çakıcı, halkın artık adayların söylediklerinden çok, geçmişte ne yaptıklarına ve zor dönemlerde hangi değerleri savunduklarına bakması gerektiğini vurguladı.

“Siyaset yalnızca vaat açıklamak değildir. Siyaset; karakter, güven ve verilen sözün arkasında durma meselesidir. Herkes seçim döneminde güzel sözler söyleyebilir. Ancak önemli olan, söylediklerinizin geçmişte yaptıklarınızla örtüşmesidir” diyen Çakıcı, dürüstlük, cesaret ve kararlılığın kendi siyasi anlayışlarının temelini oluşturduğunu ifade etti.

“DÜRÜSTLÜK, SÖZLERLE DEĞİL, DAVRANIŞLARLA KANITLANIR”

Siyasette dürüstlük ve samimiyetin yalnızca seçim dönemlerinde dile getirilen kavramlar olmaması gerektiğini belirten Çakıcı, gerçek dürüstlüğün yetki ve sorumluluk üstlenildiğinde, baskı altında kalındığında ve kişisel çıkarlarla toplumun çıkarları karşı karşıya geldiğinde ortaya çıktığını söyledi.

“Dürüstlük, yalnızca ‘Ben dürüstüm’ demek değildir. Önemli olan, yetki elinizdeyken ne yaptığınız, baskı karşısında nasıl davrandığınız ve çıkarınızla toplumun çıkarı çatıştığında hangi tarafta durduğunuzdur. Samimiyet, yıllar boyunca sergilenen davranışlarla ölçülür” ifadelerini kullandı.

Siyasi yaşamlarında hatalar ve eksiklikler olabileceğini kabul ettiklerini belirten Çakıcı, buna karşın halka bilerek yanlış bilgi vermeyi, yerine getirilemeyecek vaatlerde bulunmayı ve siyaseti kişisel çıkar için kullanmayı hiçbir zaman benimsemediklerini kaydetti.

“Biz kusursuz olduğumuzu iddia etmiyoruz. Ancak halkımıza karşı dürüst olduğumuzu, verdiğimiz sözlerin arkasında durduğumuzu ve inandığımız değerlerden çıkarlarımız uğruna vazgeçmediğimizi söylüyoruz” dedi.

“HALK SÖZE DEĞİL, SİYASİ GEÇMİŞE BAKMALI”

Seçim dönemlerinde verilen sözlerin iktidara gelindiğinde unutulmasının siyasete duyulan güveni aşındırdığını ifade eden Çakıcı, toplumun siyasi aktörleri değerlendirirken geçmişteki icraatlarını ve tutarlılıklarını esas alması gerektiğini belirtti.

Bugün birçok siyasi partinin dürüstlük, adalet ve değişim söylemini öne çıkardığını kaydeden Çakıcı, bu kavramların gerçek karşılığının siyasi sicilde aranması gerektiğini söyledi.

“Muhalefette başka, iktidarda başka konuşan; seçim öncesinde halkı, seçim sonrasında ise kendi çevresini önceleyen bir anlayışın topluma güven vermesi mümkün değildir. Partizanlık, liyakatsiz atamalar ve hesap vermeyen yönetim anlayışı devlet kurumlarını zayıflatıyor. Bu düzenin değişmesi için önce siyasi anlayışın değişmesi gerekiyor” dedi.

Yıllardır mevcut siyasi düzenin içinde yer alanların seçim dönemlerinde kendilerini değişimin temsilcisi olarak sunmalarının inandırıcı olmadığını belirten Çakıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Değişim yeni sloganlarla değil, geçmişte ortaya konan tutarlı bir duruşla başlar. Biz kişiler üzerinden siyaset yapmıyoruz. Yapanın yanına kâr kaldığı, parti çıkarlarının toplum çıkarlarının önüne geçtiği anlayışa karşı mücadele ediyoruz. Halktan güven isteyen herkes, önce kendi siyasi geçmişinin hesabını vermeye hazır olmalıdır.”

“TKP'DEN TDP'YE UZANAN MÜCADELEMİZ AYNI DEĞERLER ÜZERİNE KURULUDUR”

TKP'den TDP'ye uzanan toplumcu siyasal geleneğin yaklaşık yarım asırdır demokrasi, sosyal adalet, barış, emek ve Kıbrıs Türk toplumunun kendi geleceğini belirleme hakkını savunduğunu belirten Çakıcı, bu geleneğin günübirlik siyasi hesaplarla şekillenmediğini ifade etti.

“Zaman zaman Meclis dışında kaldık, zaman zaman ağır bedeller ödedik. Ancak siyasi gücün kimde olduğuna bakarak yön değiştirmedik. Demokrasiye, sosyal adalete, barışa ve toplumun kendi kendini yönetme hakkına olan inancımızı her koşulda koruduk. Bizim mücadelemiz seçimden seçime hatırlanan bir mücadele değildir” dedi.

TDP'nin 2007 yılındaki kuruluş sürecinde ilk genel başkan olarak görev üstlendiğini hatırlatan Çakıcı, partinin güvercin ambleminden temel siyasi ilkelerine kadar barışçı, toplumcu ve demokratik bir anlayışla şekillendiğini kaydetti.

“CESARET, SESİNİ YÜKSELTMEK DEĞİL, BEDEL ÖDEMEYİ GÖZE ALMAKTIR”

Siyasi cesaretin sert söylemler ve yüksek sesle konuşmakla ölçülemeyeceğini vurgulayan Çakıcı, gerçek cesaretin gerektiğinde yalnız kalmayı ve bedel ödemeyi göze alarak doğru bildiğini savunmak olduğunu söyledi.

“Çok bağırmak, sert konuşmak ve sürekli kavga etmek topluma tek başına hiçbir şey kazandırmaz. Gerçek cesaret, doğru bildiğinizden vazgeçmemek, bunun için mücadele etmek ve mücadeleyi somut sonuçlara dönüştürebilmektir” ifadelerini kullandı.

Milletvekilliği döneminde çalışanların ve gençlerin haklarını geriye götüreceğine inandığı Göç Yasası'na karşı Meclis kürsüsünde 13,5 saat konuştuğunu hatırlatan Çakıcı, uyuşturucu kullanan gençlerin yalnızca cezalandırılmaları yerine tedavi ve rehabilitasyon yoluyla topluma yeniden kazandırılmasını amaçlayan Denetimli Serbestlik Yasası'nın hayata geçirilmesinde de öncü rol üstlendiğini belirtti.

“Biz yalnızca eleştiren ve itiraz eden bir siyaset anlayışını benimsemedik. Mücadelemizi somut sonuçlara dönüştürmek için çalıştık. O gün neyi savunduysak bugün de aynı noktadayız. Çünkü siyasi görüşlerimizi makamlar, kişisel hesaplar veya günlük siyasi çıkarlar belirlemedi” dedi.

“SİYASETİ BİR MAKAM VE KİŞİSEL YÜKSELİŞ ARACI OLARAK GÖRMEDİK”

Siyasi çalışmalarının yanı sıra akademik, mesleki ve toplumsal alanlarda da üretmeye devam ettiğini belirten Çakıcı, siyaseti hiçbir zaman kişisel bir yükseliş veya ekonomik imkân elde etme aracı olarak görmediğini ifade etti.

“Siyasetten önce de çalışıyor ve üretiyorduk, siyasi görevlerimizin dışında da aynı şekilde çalışmaya devam ettik. Mesleğimizde emek verdik, kurumlar kurduk, bilimsel çalışmalar yaptık ve insanlara hizmet ettik. Siyaseti kendimize unvan, makam veya ekonomik imkân sağlamak için yapmadık” diyen Çakıcı, yeniden siyasette yer alma gerekçesinin ülkeye hizmet etme sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Çakıcı, “Bugün yeniden siyasete dönüyorsak bunun nedeni bir makama ihtiyaç duymamız değil, ülkemizin dürüst, deneyimli ve mücadele etmekten vazgeçmeyen insanlara ihtiyaç duyduğuna inanmamızdır” ifadelerini kullandı.

“SÖYLEDİKLERİMİZLE YAPTIKLARIMIZ BİRBİRİNİ TUTUYOR”

Seçmenlerin karar verirken adayların yeni vaatlerinin yanı sıra geçmişteki siyasi mücadelelerini, icraatlarını ve zor dönemlerde sergiledikleri duruşu da değerlendirmesi gerektiğini belirten Çakıcı, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Herkes sosyal adaletten, demokrasiden ve temiz siyasetten söz edebilir. Ancak bizi farklı kılan, bugün bu kavramları dile getirmemiz değil, yıllardır aynı değerleri savunmuş ve bunun mücadelesini vermiş olmamızdır. Güçlülerin değil haklının, ayrıcalıklıların değil halkın yanında durduk.

Bizim siyaset anlayışımızın temelinde dürüstlük vardır. Cesaretimiz, doğru bildiğimizi her koşulda savunmaktan gelir. Kararlılığımız ise yıllara yayılan mücadelemizin göstergesidir.

Çünkü siyaset yalnızca ne söylediğinizle değil, dün nerede durduğunuzla ve yarın da aynı yerde durup duramayacağınızla ilgilidir. Bizim anlayışımızın özeti budur: Dürüst, cesur ve kararlı bir duruş.”