KKTC siyasetinin merkez sağındaki ve mevcut koalisyon hükümetinin en büyük partisi konumundaki Ulusal Birlik Partisi, önümüzdeki 6 Aralık seçimlerine yönelik milletvekili adaylarını belirlemek ve sıralamak için demokratik bir aday belirleme yöntemi olan ön seçimi uygulamak üzere kurultay gerçekleştirdi.

Üstelik bu yöntemi, Siyasal Partiler Yasası’nda ön seçimi kural olmaktan çıkarıp, adayların belirlenmesinin ve sıralanmasının her partinin kendi tüzük ve yönetmeliğine göre düzenlenmesini öngören yasa değişikliğine rağmen tercih etmiştir.

Peki bu ne demek?

UBP yönetimi istediği takdirde milletvekili adaylarını parti meclisinde de belirleyip sıralayabilirdi. Ama ön seçim yöntemine başvurarak, üyelerin son derece geniş bir katılımına ve adayların demokratik meşruiyetine imkan tanımıştır.

Ancak ön seçimin UBP’de ilk kez elektronik oylamayla yapılması sonrasında ortaya çıkan tablo karşısında 17 kişinin yaptığı itiraz, Sandık Kurulu’nun ikircikli tutumu ve denetim eksikliği nedeniyle seçim güvenliğiyle ilgili kuşku yaratmıştır.

Bu itirazların ortak paydası, adayların oylama sonrasındaki sıralamadaki yerlerinden memnun olmamalarıdır. Diğer bir ifadeyle, şikayette bulunan adayların bir kısmı artık liste dışı kaldıklarını, diğer bir kısmı da yeniden seçilememe riskini gördükten sonra elektronik oylama sistemine karşı çıktılar.

Kabul etmek gerekir ki kişisel çıkar ile haklı bir usul itirazı aynı anda bulunabilir. O nedenle adaylar oy sayımıyla ilgili şikayet ve itirazlarını medeni ölçüler içerisinde Sandık Kurulu’na yapabilirler.

Ancak buradaki itirazlarda esasen oyunun kuralları değiştirilmeye çalışılmıştır; üstelik oyun neticelendikten sonra! Ön seçim elektronik oylamayla gerçekleştirilmesine rağmen, şikayet sahipleri oyların elle sayılmasını talep etmişlerdir.

Oysa UBP milletvekilleri grubu ve parti meclisi milletvekilliği ön seçiminde elektronik oylama yöntemi üzerinde oybirliği ile mutabık kalmış.

Elektronik oylama süreci Yüksek Seçim Kurulu gözetiminde gerçekleşmiş. Üyelere kimlik ibrazı karşılığında kağıtta giriş için kodlar verilmiş. Oy veren üyelere verdikleri oyun doğru temsil edildiğini gösteren bir de kağıt çıktısı verilmiştir.

Ancak parti yönetimince bu kağıt çıktılarının bir oy pusulası olmadığı ve sandığa atılma zorunluluğu da bulunmadığı ifade edilmiştir. Kimi üyelerin çıktıyı sandığa atarken kimi üyelerin de kağıt nüshaları yanında götürdüğü gözlemlenmiş.

Buna rağmen Sandık Kurul Başkanı gelen itirazları önce kabul ederek sandıklara atılan nüshaların elle sayılacağını ifade etmesine rağmen, bunu yerine getirmemiştir. Birkaç gün sonra ise sayımın esasen elektronik sistem ve bilgisayar kayıtlarına dayalı olarak yapılması gerekçe gösterilerek bütün itirazlar reddedilmiştir.

Dolayısıyla şikayetçilerin elektronik oylar yerine, verilen oyların manuel sayılması talebi kabul edilmemiştir. Ancak bu usulün zaten mevzuat gereği olduğu şikayet sahiplerine aynı gün ifade edilemez miydi?

Bununla birlikte şikayet sahiplerinin oylama sürecine ilişkin kuşkularını gidermek için şeffaf bir dijital denetim gerçekleştirilemez miydi?

Ayrıca şikayet sahibi adaylar oyların elle sayılmasını talep etmek yerine, mevzuata uygun bir biçimde elektronik oylamanın adil ve güvenilir bir biçimde uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesini isteyebilirlerdi.

Şunu kaydetmek gerekir ki itirazların reddedilmesi, elektronik oylama sürecine hile karıştırıldığı anlamına gelmez.

Ancak seçim sürecine ilişkin şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin karşılanmaması da UBP kurultayının seçim güvenliğine gölge düşürmüştür.

Sonuçta teknoloji oyları sayabilir; ancak o sayıma duyulacak güveni ancak şeffaflık ve denetim sağlayabilir.