Eski Rum Tarım, Doğal Kaynaklar ve Çevre Bakanı, Politis yazarı Kostas Themistokleous, Kıbrıs sorununda geçen bir yılı mercek altına alarak Rum lider Nikos Hristodulidis’i sert sözlerle eleştirdi. Hristodulidis’in çözüm ve müzakere yerine sonuçsuz bir diyalogu sürdürmekle ilgilendiğini savunan Themistokleous, “Hristodulidis ne güven artırıcı önlemlerle ne de çözüme götürecek müzakerelerle ilgileniyor. O, sonuçsuz ve ucu açık bir diyalogla ilgileniyor” ifadelerini kullandı.

Politis’te yayımlanan yazısında Hristodulidis ile Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın son bir yıllık temaslarını değerlendiren Themistokleous, 13 baş başa görüşmeye ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs ziyaretine rağmen somut bir ilerleme sağlanamadığına dikkat çekti.

“2026 sonunda çözüm” vaadi havada kaldı

Hristodulidis’in bir yıl önce kamuoyuna 2026’nın sonuna kadar Kıbrıs sorununun çözülebileceği yönünde umut verdiğini hatırlatan Themistokleous, gelinen noktada bu beklentinin karşılıksız kaldığını belirtti.

Crans-Montana’da çözümün çok yakınına gelindiği yönündeki geçmiş açıklamaları da eleştiren Themistokleous, dönemin Rum lideri Nikos Anastasiadis’in, müzakereci Andreas Mavroyannis’in ve BM Genel Sekreteri’nin çözümün eşiğine gelindiğine ilişkin değerlendirmelerini anımsattı.

Themistokleous, geçmişte “ramak kaldı” ve “çözümün kıyısı” olarak tarif edilen sürecin bugün de sonuç üretmediğini vurgulayarak, geçen bir yılın bilançosunu tek kelimeyle özetledi: “Sıfır.”

“Suçlu Türkiye” söylemine tepki

Rum siyasetinde Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerin sürekli Türkiye’nin tutumu ve karşı tarafın uzlaşmazlığı üzerinden yapılmasını eleştiren Themistokleous, bu yaklaşımın artık gerçeği açıklamaya yetmediğini savundu.

Themistokleous, “Suçlu Türkiye” ya da “her şey karşı tarafın uzlaşmazlığından kaynaklanıyor” şeklindeki söylemlerin artık yalnızca saf kesimlere hitap ettiğini belirterek, Hristodulidis’in izlediği politikanın sorgulanması gerektiğini kaydetti.

Dört maddelik görüş ayrılığı: Kim doğruyu söylüyor?

Hristodulidis ile Erhürman’ın ilk görüşmesine de değinen Themistokleous, iki liderin hazırlık ve yaklaşım bakımından farklı bir görüntü ortaya koyduğunu ileri sürdü.

Hristodulidis’in görüşmeye dört metodolojik noktayla hazırlandığını, Erhürman’ın ise hazırlıksız geldiğini iddia eden Themistokleous, sonraki süreçte tarafların bu dört nokta konusunda birbirinden farklı açıklamalar yaptığını belirtti.

Hristodulidis’in üç noktada uzlaşı sağlandığını söylediğini, karşı tarafın ise hiçbirini kabul etmediğini ifade ettiğini aktaran Themistokleous, şu soruyu gündeme getirdi:

“Kim doğruyu söylüyor, kim yalan söylüyor?”

Yazar, bu soruya yanıt ararken BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin ve BM Sözcüsü Stephane Dujarric’in açıklamalarına dikkat çekti. Themistokleous’a göre BM yetkililerinin açıklamaları, Hristodulidis’in iddialarını doğrulamıyor ve Erhürman’ın değerlendirmeleriyle daha fazla örtüşüyor.

Guterres’in yanıtı Hristodulidis’e darbe

Themistokleous, Hristodulidis’in BM Genel Sekreteri’ne sık sık mektup gönderdiğini, ancak bu mektuplara verilen yanıtların kamuoyuyla paylaşılmadığını belirtti.

Erhürman’ın da Guterres’e mektup gönderdiğini kaydeden yazar, Genel Sekreter’den gelen yanıtın Hristodulidis açısından ciddi bir darbe niteliği taşıdığını ileri sürdü.

Themistokleous’un aktardığına göre Guterres, güven ortamının oluşmaması ve önerilen güven artırıcı önlemlerde ilerleme sağlanamaması konusunda Hristodulidis’i sorumlu tutuyor.

Themistokleous, Rum liderin kamuoyuna sık sık açıklama yapmasına rağmen sahada ilerleme kaydedilmemesini de eleştirerek, sorumluluğun yalnızca Hristodulidis’te olmadığını savundu.

Muhalefete de sert suçlama

Themistokleous, çözüm sürecindeki tıkanıklıkta Rum siyasi çevrelerinin ve muhalefetin de sorumluluğu bulunduğunu ileri sürdü.

Eleştirilerini üç başlıkta toplayan yazar; Hristodulidis’in çevresinde yer alan ve çözüm ihtimalinden dahi rahatsızlık duyduğunu savunduğu kesimleri, kararsız bir tutum sergilediğini öne sürdüğü ana muhalefeti ve müzakere sürecinde hükümet ortağı gibi hareket etmekle suçladığı sol muhalefeti hedef aldı.

Özellikle sol muhalefetin Kıbrıs sorunundaki tutumunu eleştiren Themistokleous, müzakerelerin içinde yer alan aktörlerin hükümete karşı etkili bir denetim yürütmesinin zorlaştığını savundu.

“The show must go on”: Bir görüşme bitiyor, diğeri başlıyor...

Yazısında basının tutumunu da eleştiren Themistokleous, kamuoyunun sürekli açıklamalarla meşgul edildiğini ancak somut gelişmelerin yaşanmadığını öne sürdü.

Alekos Konstantinidis’in sıkça kullandığı “The show must go on” (Gösteri devam etmeli) ifadesine atıfta bulunan yazar, Kıbrıs sorununda bir görüşmenin ardından diğerinin geldiğini, ancak sürecin sonuç üretmediğini savundu.

Rum yayın kuruluşu RİK’in tutumunu da eleştiren Themistokleous, BM Genel Sekreteri ile Erhürman arasındaki görüşmeden kısa süre önce New York’tan ayrılmasını sorguladı. Yazar ayrıca, RİK’in son dönemde Erhürman’ı “işgal lideri” olarak nitelendiren yaklaşımına tepki gösterdi.

Holguin’e “iyi yolculuklar” mesajı

Themistokleous, yazısının sonunda BM Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in yeniden Kolombiya’ya dönüşüne atıfta bulunarak, Kıbrıs sorununda yine sonuçsuz bir sürecin geride kalacağı imasında bulundu.

Yazarın Hristodulidis’e yönelik en sert eleştirisi ise sürecin temel amacına ilişkin oldu: Ona göre Rum lider, çözüm için ilerleme sağlamak yerine müzakerelerin devam etmesini ve gündemin sürekli canlı tutulmasını tercih ediyor.

Themistokleous’un yazısı, Rum siyasi çevrelerinde Kıbrıs sorununun neden ilerlemediğine ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşırken, Hristodulidis’in çözüm politikası ve güven artırıcı önlemlere yaklaşımına yönelik sert bir sorgulama niteliği taşıyor.