UBP üyeleri, seçim öncesinde “Biz buradayız” diyerek gövde gösterisi yaptı. Ayrıca üye gücünü gösterdi ve gereken cezayı kesmekten de geri durmadı.
Ulusal Birlik Partisi’nin yaklaşık 9 bin üyesi işi gücü bıraktı, sandığa gitti ve büyük bir gövde gösterisi yaptı.
Sezar’ın hakkı Sezar’a derler…
Demokrasi şöleni şeklinde geçen bir oylama oldu.
Her zaman olduğu gibi adaylar binlerce üyenin elini sıktı, kartlarını dağıttı. Oy istendi. Adaylar, üyeleri etkilemek için çeşitli promosyonlar bile dağıttı.
Bunlar, her UBP seçiminde gördüğümüz manzaralardı.
Bu kez tek bir fark vardı; o da nihayetinde UBP yönetiminin teknolojiye güvenmesi ve seçimin dijital oylamayla yapılmasıydı.
Bence çok da iyi oldu.
Partilerin tamamı adaylarını bu yöntemle belirledi. Belki birileri artık cesaret eder de dünya Ay’da yaşam fikrini tartışırken biz de en azından ülke genelindeki seçimlerde elektronik oylamaya geçebiliriz.
Neyse, konumuzdan sapmayalım. UBP’nin aday belirleme ve sıralama kurultayına geri dönelim.
Başlıkta “UBP tabanı cezayı kesti” dedik ya, ne demek istediğimizi açıklayalım.
Seçime itiraz edenlere baktığım zaman, aslında dört buçuk yıllık hükümet sürecinde sorunlar yaşayan isimler olduğu görülüyor.
Deyim yerindeyse üye bugünü beklemiş ve gereğini de yerine getirmiş.
Kimler itiraz ediyor, tek tek bakalım dilerseniz…
Liste dışı kalan Lefke Milletvekili Fırtına Karanfil’den başlayalım.
Adam tek bir gün kürsüye çıkıp da tek bir kelam etmedi. Beş yıllık vekillik döneminde ne bölgesiyle ilgili ne de mesleki anlamda insan bir fikir ortaya koymaz mı?
Mademki koymaz, işte böyle sandıkta kalır.
Güzelyurt Milletvekili ve Meclis Başkanımız Ziya Öztürkler…
Ben Ziya Hoca’yı severim ama bu diploma skandalında adının zikredilmesi başta olmak üzere, Meclis Başkanı seçilme sürecinin tabanda yarattığı rahatsızlık, Ziya Hoca’yı listenin sonuna itti.
Gelelim Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’e…
Alkollü mama skandalında istifa etmeliydi, etmedi. En azından sorumluların görevden alınmasını sağlamalıydı, onu da yapmadı. Bu koca skandalın birkaç hemşirenin üzerine yıkılmasını belli ki UBP tabanı hazmedemedi.
İskele Milletvekili Emrah Yeşilırmak…
O da diploma skandalı konusunda dokunulmazlık zırhının arkasına saklandı. Suçsuzsa yargılanmaktan korkmamalıydı. Taban bu konuda da elini masaya vurdu, Emrah’a cezayı kesti.
Bazı bürokratlar ve partililer yerlerini beğenmedi, itiraz etti. Ancak bu, onların haklı olduğu
anlamına gelmez.
Geçmişteki kurultaylarda yerlerini beğenmeyenler suçu parti yönetimine falan atardı. Şimdi ise suç teknolojiye yüklenmeye çalışılıyor.
En trajikomik itiraz ise daha dün UBP’ye katılan, başka bir partide siyaset yapmış ve bulunduğu her kulvarda yaşadığı olaylarla gündeme gelmiş bir Girne adayından geldi.
“YSK’ya da güvenmem, MİT gelsin” dedi yahu! Şaka değil ha!
Düşünün ki bu kişi vekil ve bakan olacakmış. Ne günlere kalırdık, değil mi?
Neyse ki üyeler vardı. UBP tabanı gerekeni yaptı ve bu komik arkadaşı da sistemin dışına itti.
Cumartesi’nin özeti bana göre şudur:
UBP üyeleri, seçim öncesinde “Biz buradayız” diyerek gövde gösterisi yaptı. Ayrıca üye gücünü gösterdi ve gereken cezayı kesmekten de geri durmadı.
