Medya Etik Kurulu, çocuklara yönelik cinsel istismar iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında bir kişinin tutuklanmasına ilişkin haberler üzerine basın kuruluşlarına çağrıda bulundu. Kurul, haberlerde masumiyet karinesinin gözetilmesi, çocukların mahremiyetinin korunması ve kimliklerin dolaylı biçimde ifşa edilmesine yol açabilecek ayrıntılardan kaçınılması gerektiğini vurguladı.
Bir çocuğa yönelik cinsel istismar iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında bir kişinin tutuklanmasına ilişkin 24 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan haberler kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, Medya Etik Kurulu konuya ilişkin etik ilkeleri hatırlattı.
Kurul tarafından yapılan açıklamada, olayın niteliği ve çocuk hakları açısından taşıdığı önem nedeniyle haberlerin dikkatli, sorumlu ve etik yayıncılık ilkelerine uygun biçimde hazırlanması gerektiği belirtildi. Açıklamada, özellikle masumiyet karinesi, kişilik hakları ve çocukların mahremiyetinin korunmasının önemine dikkat çekildi.
Kimlikler dolaylı biçimde de ifşa edilebilir
Bir kişinin adının haberlerde açıkça paylaşılmamasının, kimliğinin tamamen gizli tutulduğu anlamına gelmediğine işaret edilen açıklamada; yaş, meslek, ikamet yeri ve toplumsal ya da siyasi konum gibi ayırt edici bilgilerin kişilerin kimliğinin dolaylı olarak belirlenmesine neden olabileceği ifade edildi.
Bu tür ayrıntıların, çocukların söz konusu olduğu olaylarda yalnızca şüphelinin değil, çocuğun da kimliğinin anlaşılmasına yol açabileceği vurgulandı. Kurul, haberlerde kullanılan bilgilerin çocuğun özel hayatı üzerindeki olası etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
“Tutuklama, suçluluğun kanıtı değildir”
Açıklamada, bir kişinin tutuklanmış olmasının tek başına suçlu olduğu anlamına gelmediği hatırlatılarak, yargı süreci tamamlanmadan kişilerin suçlu ilan edilmemesi gerektiği kaydedildi.
Haber dilinde peşin hüküm oluşturabilecek ifadelerden kaçınılması ve iddialarla kesinleşmiş olguların açık biçimde birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekildi.
“Çocuğun üstün yararı esas alınmalı”
Medya Etik Kurulu, açıklamasında bu uyarının olayın ciddiyetini küçümsemek veya kamuoyunun haber alma hakkını sınırlamak amacı taşımadığını belirtti. Özellikle çocukların söz konusu olduğu hassas olaylarda sorumlu gazeteciliğin; kamuoyunu doğru bilgilendirmenin yanı sıra çocukların üstün yararını, mahremiyetini ve onurunu korumayı da gerektirdiği ifade edildi.
Kamuoyunda güçlü tepkilere yol açan olaylarda dahi her bilginin yayımlanmasının gerekli veya etik açıdan uygun olmayabileceği belirtilen açıklamada, bir bilginin doğru olmasının, yayımlanmasıyla ortaya çıkabilecek zararları göz ardı etmek için gerekçe oluşturamayacağı vurgulandı.
Basın kuruluşlarına sorumlu yayıncılık çağrısı
Medya Etik Kurulu, tüm basın kuruluşlarını masumiyet karinesini ve kişilik haklarını gözetmeye, şüphelinin ya da çocuğun kimliğini doğrudan veya dolaylı biçimde açığa çıkarabilecek ayrıntıları yayımlamaktan kaçınmaya çağırdı.
Açıklamada, haberlerin çocuğun üstün yararını esas alan sorumlu bir yayın anlayışıyla hazırlanması gerektiği belirtilerek, etik gazeteciliğin yalnızca bilgiyi aktarmakla sınırlı olmadığı, yayımlanan bilgilerin kişiler ve toplum üzerindeki olası sonuçlarını da gözetmeyi gerektirdiği ifade edildi.
Kurul, özellikle çocukların söz konusu olduğu olaylarda bu sorumluluğun meslek etiğinin ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizdi.






