Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın BRT’de katıldığı bir yayınla ilgili sosyal medyada bir haber başlığı gördüm. Başlık aynen şuydu:
“Dönüşümlü başkanlık kabul edilsin, müzakereye hazırım.”
Okudum ama inanamadım… Bunu Cumhurbaşkanı’nın söylemesi mümkün değildi. Zira Erhürman, ilk günden beri dört maddelik metodolojisi ki bunlar BM’nin de talepleridir, kabul edilmedikçe özlü müzakerelere başlamayacağını açıkça ortaya koyuyordu.
Ama haberin başlığı başka bir şey söylüyordu… Eğer bunu söylemişse Cumhurbaşkanı, dört maddelik yaklaşımının üçünden vazgeçmiş oluyordu. Bu da açıkça bir geri adımdı.
Hatta geri adımdan ziyade, Rum tarafının oyununa gelmek ve senelerce devam edecek sonuçsuz müzakerelere kapı açacak bir söylemdi!
Rum liderin de zaten tek isteği, yıllardır olduğu gibi bizi sonuçsuz bir müzakere masasına mahkûm etmek!
Telefonu kaldırdım ve Sayın Cumhurbaşkanı’nı aradım. Mutlaka bu soruyu ona sormalıydım!
Ama ulaşamadım…
Telefon etmem sıradan bir durum değildi. Sayın Erhürman’ı en son belki başbakan olduğu dönemde aramışımdır; o da o dönemin haber konuları için.
Genelde program davetleri için bu iletişimi Cumhurbaşkanı’nın yanında görevli arkadaşlarımız aracılığıyla sağlarız.
Ama konu o kadar garibime gitti ki bizzat Cumhurbaşkanı’nı aramak istedim.
Sağ olsun, o da kısa bir süre sonra geri döndü ve telefonda kendisine tek bir soru sordum:
“Siz bu cümleyi kurdunuz mu”
Elbette söylememişti…
Oradaki bir soruya verdiği yanıtta New York’ta yaşanan süreci anlatmış, plansız bir görüşme ortamı yaratmak isteyen Rum lidere ilettiği notu paylaşmıştı. Yani söz konusu olan, yalnızca New York’ta yaşanan bir anekdottu.
Ama haber başlığı öyle bir atılmıştı ki sanki dönüşümlü başkanlığın kabulüyle özlü müzakerelere hazır olduğumuzu söylemişiz gibi bir izlenim yaratılmıştı!
Diplomasi haberciliği çok önemlidir. Maalesef ülkemizde haberciliğin farklı dallarında uzmanlaşma olmadığı için böyle kritik hatalar da yapılabiliyor!
Hasan Hastürer hocamın “Biz gazeteciler çok konuda az şey biliriz” sözü aklıma geldi.
Cumhurbaşkanı’yla iki dakika süren konuşmamızın ardından konunun aslı ortaya çıktı.
Sonuçta Tufan Başkan böylesi bir hata elbette ki yapmamıştı.
Daha somra ilgili yayının o bölümünü de izledim ve tam anlamıyla ikna oldum..
Bizlere yani basın mensuplarına önemli görevler düşüyor.. Bu gibi hatalar farklı sonuçlar doğurabilir. O nedenle hepimiz çok dikkatli olmalıyız.. Bilmeden Rum'un ekmeğine yağ sürmeyelim!