NASA'nın PACE uydusundan elde edilen veriler, Pasifik Okyanusu'nun ekvatoral bölgesinde dikkat çekici bir renk değişimi yaşandığını ortaya koydu. 2025 boyunca yeşilimsi tonlarıyla öne çıkan geniş bir fitoplankton kuşağının, 2026'da etkili olan El Niño koşulları sırasında belirgin biçimde zayıfladığı gözlemlendi. Bilim insanları, bu değişimin okyanus ekosistemleri ve denizlerdeki besin zinciri açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.

Pasifik'in rengi neden değişiyor?

Okyanusların rengi yalnızca ışığın suyla etkileşimine bağlı değil. Suda yaşayan mikroskobik organizmalar, özellikle de fotosentez yapan fitoplanktonlar, denizlerin renginin şekillenmesinde önemli rol oynuyor.

Fitoplanktonlar, içerdikleri klorofil gibi pigmentler sayesinde güneş ışığını kullanarak organik madde üretiyor. Aynı zamanda kril, zooplankton ve pek çok küçük deniz canlısı için temel besin kaynaklarından birini oluşturuyor.

Ekvatoral Pasifik'te fitoplanktonların yoğun olduğu dönemlerde su daha yeşilimsi görünebiliyor. Bu canlıların miktarı azaldığında ise sudaki yeşil pigmentlerin etkisi zayıflıyor ve okyanus daha koyu mavi tonlara bürünebiliyor.

NASA'nın PACE uydusunda bulunan Okyanus Rengi Cihazı, görünür ışığın farklı dalga boylarını ölçerek sudaki renk değişimlerini ve fitoplanktonların dağılımını izliyor. Bu ölçümler, okyanus ekosistemlerindeki değişimlerin uzaydan takip edilmesine olanak sağlıyor.

El Niño, fitoplanktonları nasıl etkiliyor?

Renk değişiminin arkasındaki temel etkenlerden biri, Pasifik Okyanusu'nda etkisini gösteren El Niño koşulları olarak açıklanıyor.

Normal şartlarda okyanusun derinliklerinde bulunan soğuk ve besin bakımından zengin sular, yükselim adı verilen süreçle yüzeye taşınıyor. Bu süreç, özellikle ekvatoral Pasifik'te fitoplanktonların gelişmesi için gerekli besin maddelerinin sağlanmasında kritik rol oynuyor.

El Niño sırasında ise deniz yüzeyi sıcaklıkları yükseliyor ve bu doğal dolaşım sistemi zayıflayabiliyor. Sonuç olarak yüzey sularına ulaşan besin maddelerinin miktarı azalıyor. Yeterli besin bulamayan fitoplanktonların çoğalması yavaşlıyor ve bazı bölgelerde popülasyonları geriliyor.

NASA'nın uydu gözlemlerine göre, 2025'in büyük bölümünde Latin Amerika'dan Güneydoğu Asya'ya kadar uzanan ekvatoral Pasifik kuşağında belirgin bir yeşilimsi fitoplankton şeridi görülüyordu. Ancak 2026'daki El Niño koşulları sırasında, özellikle Orta ve Batı Pasifik'te bu şeridin zayıfladığı bildiriliyor.

Fitoplanktonların azalması deniz yaşamını tehdit ediyor

Fitoplanktonlardaki düşüş, yalnızca okyanusun renginde meydana gelen görsel bir değişim olarak değerlendirilmiyor. Bu mikroskobik canlılar, denizlerdeki besin zincirinin temelini oluşturduğu için sayılarındaki azalma daha geniş çaplı ekolojik etkiler yaratabiliyor.

Kriller, zooplanktonlar ve çeşitli küçük deniz organizmaları doğrudan ya da dolaylı olarak fitoplanktonlarla besleniyor. Bu canlılar da balıklar ve diğer büyük deniz hayvanları için önemli bir besin kaynağı oluşturuyor.

Dolayısıyla fitoplankton miktarındaki düşüş, besin zincirinin farklı basamaklarına yayılarak deniz canlılarının beslenmesini, dağılımını ve popülasyonlarını etkileyebiliyor. Deniz suyu sıcaklıklarındaki artış da bazı türlerin yaşam alanlarını değiştirmesine neden olabiliyor.

IFL Science'ın aktardığı bilgilere göre, Latin Amerika'nın Pasifik kıyılarındaki balıkçılık faaliyetleri de bu koşullardan etkileniyor. Ton balığı ve hamsi gibi ticari açıdan önemli türlerin daha serin sulara yönelmesi, bazı bölgelerde av miktarlarının düşmesine yol açabiliyor. Balık arzındaki azalma ise balıkçılık sektöründe ekonomik baskıyı artırabilecek faktörler arasında gösteriliyor.

El Niño'nun etkileri okyanuslarla sınırlı kalmıyor

El Niño, tropikal Pasifik'in orta ve doğu kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun dönem ortalamalarının üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan doğal bir iklim olayı. Ancak etkileri yalnızca bu bölgeyle sınırlı kalmıyor.

Pasifik'teki sıcaklık değişimleri, atmosfer dolaşımını etkileyerek dünyanın farklı bölgelerinde yağış düzenlerinin, sıcaklıkların ve rüzgârların değişmesine neden olabiliyor. Bu durum bazı bölgelerde kuraklık ve sıcak hava dalgalarının şiddetlenmesine, başka yerlerde ise aşırı yağış ve sel riskinin artmasına katkıda bulunabiliyor.

Haberde, 2026'daki El Niño olayının kayıtlardaki en güçlü örneklerden biri olabileceği belirtiliyor. Tropikal Pasifik'in bazı kesimlerinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin yaklaşık 4 derece üzerine çıktığı da aktarılıyor. Bununla birlikte, olayın nihai şiddetinin belirlenmesi için güncel meteorolojik gözlemlerin ve resmî iklim değerlendirmelerinin dikkate alınması gerekiyor.

Yakın geçmişte yaşanan en güçlü El Niño olaylarından biri, 1997-1998 döneminde meydana gelmişti. Bu olayın dünya genelinde yaklaşık 23 bin ölümle ve trilyonlarca dolarlık ekonomik kayıpla bağlantılı olduğu tahmin ediliyor.

Uydu gözlemleri okyanuslardaki değişimi görünür kılıyor

NASA'nın PACE uydusundan elde edilen veriler, okyanusların rengindeki değişimlerin iklim sistemindeki gelişmeleri anlamak açısından önemli bir gösterge olabileceğini ortaya koyuyor. Fitoplanktonların dağılımı ve yoğunluğu, hem deniz ekosistemlerinin durumu hem de okyanusların karbon döngüsündeki rolü hakkında değerli bilgiler sunuyor.

Pasifik'te gözlenen yeşilden koyu maviye geçiş, iklim olaylarının deniz yaşamını nasıl etkileyebileceğine ilişkin önemli bir işaret niteliği taşıyor. Bilim insanları açısından asıl mesele ise bu değişimin ne ölçüde devam edeceği ve deniz ekosistemleri ile balıkçılık üzerindeki etkilerinin nasıl gelişeceği.